Spina bifida, anensefali [beynin olmayışı hali] ve ekzensefali [Kranyum’un bir bölümünün doğuştan olmayışı nedeniyle bir kısım beyin dokusunun dıştan görünüşü veya fıtık şeklinde dışan çıkması ile belirgin anomali] gibi Nöral Tüp Defektleri (NTD’ler), embriyo gelişimi döneminde nöral katların kapanmasında meydana gelen hata sonucu meydana gelen çok ağır doğum kusurlarıdır (1). Gelişimi bu şekilde sekteye uğratacak belki pekçok faktör var ancak folat eksikliği 1970’lerden beri bilinen önemli risk faktörlerinden (2).

Sonuç olarak da Amerika Birleşik Devletleri ve diğer pekçok ülkede, halkın tükettiği temel besin maddelerinden bazılarının folik asitle güçlendirilmesi şartını getiren kanunlar çıkartılmıştır. Özellikle ABD’de 1998‘de yürürlüğe giren bir kanunla, undan yapılmış tüm ürünlerde folik asit ve demir takviyesi başlamıştır. Gebeler de bilindiği gibi hamileliğin ilk üç ayında folik asit takviyesi yapmaya teşvik edilmekte ve çoğu zaman bu takviye kullanımı gebelik süresince de devam etmektedir.

İlk bakışta iyi bir fikir gibi gözüküyor, oysa (İngiliz ada devleti haricinde) Avrupalılar’ın böyle bir uygulamaya ABD’den gelen baskılara rağmen kesinlikle yanaşmadığını görüyoruz. Bu folik asit takviyesi ile ilgili olumsuz bir durum mu var acaba? Avrupalılar Amerikan devletinin bilmediği bir şeyler biliyor olabilir mi?

Buraya kadar yazdıklarımı dikkatli okuyanlar, “folat eksiliği” ve “folik asit” takviyesi ifadelerini kullandığımı fark etmiş olmalılar. Zaten folat ve folik asit aynı şey, öyle değil mi? Birbirinin yerine kullanılabilir bu terimler. Hayır, yanlış! Bu iki kelime bilimsel makalelerde bile dönüşümlü şekilde kullanılıyor, ancak bu ikisi kesinlikle aynı şey değil. Una eklenen folik asit, gerçek B vitamininin oksidize olmuş ve metil grubundan yoksun, sentetik versiyonu. Bu vitaminin aktif formunun teknik adı metilentetrahidrofolat. Folik asit çok daha kararlı bir molekül, oysa folat bekletildiğinde veya ısıl işlemde (örn. ekmek yapılırken) kolaylıkla parçalanabiliyor. Folik asit (daha ucuz) sentetik bir molekül, folat ise doğal.

ABD’nin Federal Yönetmelikleri’ne göre takviye kullanılmış unlu mamüllerde 0.7 miligram folik asit ve 20 miligram da demir bulunması gerekiyor. Bu yönetmelik 1998‘de, RoundUp adlı tarım ilacının uygulanabilmesi için genetik yapısı değiştirilmiş mısır ve soya piyasadaki yerini birkaç sene önceden almış ve halihazırda etki alanını hızla genişletmekteyken kanunlaşıyor. Aynı şekilde, bu tarım ürünleri üzerinde ot öldürücü olarak kullanılan glifosatın da korkutucu bir hızla yaygınlaştığı döneme tekabül ediyor bu karar. Glifosat bildiğimiz gibi RoundUp’ın etken maddesi ve yetiştirilecek ürünler de buna göre genetik yapılarına bakteri geni yerleştirilmek suretiyle glifosatın toksisitesine karşı koyabilecek hale getiriliyor. Bu dönem spina bifida vaka sayısının da artışa geçtiği dönem oluyor, ki devletin folat eksikliğine bağlı potansiyel bir problemle karşı karşıya olunduğunu fark etmesini sağlayan da bu zaten.

İnsan bu kanunun hazırlanıp yürürlüğe konmasında payı olan birilerinin acaba bu glifosatın spina bifida’ya yol açma potansiyelinden haberdar olup olmadığını merak ediyor doğrusu. Kişinin sağlığı için gerekli folatı doğal yoldan üretmekle mükellef barsak mikroplarını tahrip ettiğinizde bunun kişide folat eksikliğine yol açağını düşünebilmek için uzay bilimci olmak gerekmiyor sanırız. Hatta doğrudan hedefi vuruyorsunuz bu şekilde bakın: folat, ‘shikimate’ yolağında açığa çıkan maddelerden üretiliyor ve bu yolak, Monsanto‘nun bile kabul ettiği gibi bitkiler ve mikroplarda glifosatın tahrip ettiği aynı yolak. Ayrıca, canlının gereksinim duyduğu folatı sentezleyecek mikroplar, yani laktobasili ve bifidobakteriler (3), glifosatın özellikle seçip öldürdüğü mikrop tipleri (4). Spina bifida olgularındaki artış devam ettiği takdirde kamuoyu eninde sonunda çevrede gizli bir toksinin mevcudiyetinden kuşkulanacaktır, o halde gebe kadınlara dışarıdan bol folik asit takviyesi verme işini sıkı tutarsak problemi belki maskeleyebiliriz.

1991‘de yedi ülkedeki otuz üç merkezde yürütülen ve folik asitle takviyenin net fayda sağladığını ve çok düşük de risk payı olduğunu gösteren bir çalışma da görünürde bu kararı destekliyor o dönem (6). Pek cüretkar bir varsayım açığın folat yerine folik asit takviyesi ile giderilebilceği, zira kana karışmadan önce barsak mikroplarının o folik asidi alıp folata indirgemesi (bunun için folik asit molekülüne 2 hidrojen atomu ekleyip çift bağları redüklemesi lazım), sonrasında da hayati önemdeki metil grubu ekleme işlemini yapması gerekiyor. Bu gerçekleşmediği takdirde folik asit hiçbir işe yaramadığı gibi toksik etki de gösterebiliyor. Şekil 1’de daire içine alınarak gösterilmiş metil grubu ve dört hidrojen atomu ile birlikte metilentetrahidrofolat molekülünü görüyorsunuz.

* Metilasyon: Bir molekülün, yapısına metil grubu alması; madde molekülünün H atomu vererek metil grubu kazanması

şekil1

Şekil 1: Dört hidrojen ve metil grubu daire içine alınmış şekliyle metilentetrahidrofolat molekülü

Çok daha yakın tarihli (2014) bir çalışma ise yetkililerin bu varsayımlarında yanıldıklarını gösteriyor (7). Doğrudan hepatik portal vendeki folik asit metabolitleri ölçümlenerek bakıldığında insan bağırsağının folatı metilleyebildiği, ancak folik asidi metilleyebilmek için indirgeyemediğini gösteriyor. Bu da indirgenmemiş ve metillenmemiş folik asidin karaciğere bu şekilde girdiği, karaciğerin bu defa iki işi birden yapmaya çalışarak gelen folik asidi hem indirgemek hem de metillemek zorunda kaldığı anlamına geliyor. Bu iş ise karaciğere çok pahalıya mal oluyor; hem antioksidan kapasitesi bakımından hem de metilasyon kapasitesi açısından. Hatta bu yüzden oksitlenmiş glutatyonun indirgenmiş glutatyona oranı yükselen, nikotinamid adenin dinükleotit fosfat (NADF) adı verilen önemli bileşik ve yanında metiyonini de eksilen karaciğerin, ki bunların hepsi karaciğeri aşırı strese sokar, hiperoksitlenme durumuna sürüklenmesi işten bile değildir. Maalesef ki bunların hepsini bir taraftan glifosat da yapmaktadır karaciğere (8).

Üçyüzaltmış otizmli çocuğu ikiyüzbeş kontrolle karşılaştıran bir çalışmada otizmlilerin kanında indirgenmişe oranla oksitlenmiş glutatyon daha fazla çıkıyor ki bu da antioksidan kapasitesinde aksaklık oluştuğu anlamına geliyor, bunun yanında düşük serum metiyonin değerleri ile metiyoninin homosistein‘e oranında da düşüklük çıkıyor ki bu da doğrudan metilasyon kapasitesinde azalmaya işaret ediyor (5). Başka bir deyişle bu çocukların, ikisi birarada olmak kaydıyla aşırı folik asit ve glifosat maruziyetine bağlı karaciğer zehirlenmesinden beklenecek tıbbi tabloya sahip olduğu görülüyor.

 

Bu yazı, ikinci bölümüyle devam edecektir.

ss1

STEPHANIE SENEFF

1968 MIT (Massachusetts Institute of Technology) mezunu biyolog. Aldığı ‘Gıda ve Beslenme’ eğitiminin ardından 1979 ve 1985 yıllarında aynı üniversitede Elektrik Elektronik Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği üzerine yüksek lisans ve doktora programlarını tamamlıyor. O zamandan bu yana da MIT’de araştırmacı olarak geniş yelpazede bilimsel konular üzerinde çalışmaya devam ediyor. 170’in üzerinde akademik yayını bulunan Seneff, son 8 yıldır otizm üzerine araştırmalar yürütüyor.

 

KAYNAKÇA

1. Greene ND, Copp AJ. Development of the vertebrate central nervous system: formation of the neural tube. Prenatal Diag 2009; 29: 303-311.
2. Smithells RW, Sheppard S, Schorah CJ. Vitamin deficiencies and neural tube defects. Arch Dis Child. 1976;51(12):944-50.
3. Rossi M, Amaretti A, Raimondi S. Nutrients 2011;3:118-134.
4. Krüger M, Shehata AA, Schrdl W, Rodloff A. Glyphosate suppresses the antagonistic effect of Enterococcus spp. on Clostridium botulinum. Anaerobe 2013;20:74078.
5. James SJ, Cutler P, Melnyk S, Jernigan S, Janak L, Gaylor DW, Neubrander JA. Metabolic biomarkers of increased oxidative stress and impaired methylation capacity in children with autism. Am J Clin Nutr 2004;80(6):1611-7.
6. MRC Vitamin Research Group. Prevention of neural tube defects: Results of the Medical Research Council Study. Lancet 1991;338:131-137.
7. Patanwala I, King MJ, Barrett DA, Rose J, Jackson R, Hudson M, Philo M, Dainty JR, Wright AJA, Finglas PM, Jones DE. Folic acid handling by the human gut: implications for food fortification and supplementation. Am J Clin Nutr 2014;100(2):593-599.
8. Samsel A, Seneff S. Glyphosate’s suppression of cytochrome P450 enzymes and amino acid biosynthesis by the gut microbiome: Pathways to modern diseases. Entropy 2013; 15:1416-1463.

Yorumlar