“Güneş kremi eksikliği sendromu” ile mi doğuyor yeni nesiller ki yeni annelerin bebek doğduğunda olmazsa olmazları arasında illa pek yüksek korumalı güneş kremleri oluyor? Şunun şurasında daha 100 yıl olmadı bu yapay&kimyasal “koruyucular” insan teniyle buluşalı, birden güneşe karşı geliştirdiğimiz bu “hassasiyet” niye?

Kulağına çalınmayan kaldı mı güneş kremi sürmeye bağlı problemler bilmiyoruz ama kısaca hatırlatalım istiyoruz:

  • Her ne tip güneş kremi/yağı sürerseniz sürün, vücutta yüzlerce farklı reaksiyonun gerçekleşmesinden sorumlu D vitamininin üretimini engellemiş ve çeşit çeşit kansere kapı aralamış oluyorsunuz.
  • Piyasadaki kremlerin birçoğunda, hafif güneşlenmeye kıyasla cilt ve genel sağlık için çok daha zararlı sayılabilecek toksik kimyasallar bulunması da cabası.

Eskiye oranla iç mekanda çok daha fazla vakit geçirdiğimiz ve korumasız güneşe adım atmadığımız halde dünya genelinde cilt kanseri, özellikle de melanom vakalarının hızla yükselişte olmasını nasıl açıklayabiliriz?

Acaba sorunun kökeni yüzeydeki ciltte değil de daha derinlerde, çözüm de vücudumuza bulayıp durduğumuz kremlerde değil de özümüz ve doğamızla daha asli bağları olan bir şeyde olabilir mi?

Sağlık konusunda eskilerle aramızda en büyük fark nerede yatıyorsa, bu sorunun kaynağı da oraya uzanıyor aslında; beslenme şeklimize!

Normal maruziyette acısız ve rahat bir şekilde kararmak yerine yanıyorsak eğer, beslenmemizle ilgili sorun var demektir ve bu noktada daha fazla ve daha güçlü krem sürmekle sorunu gidermiş değil, yalnızca üste yapıştırdığımız yara bandıyla sorunu “geçiştirmiş” oluyoruz.

Güneş yanığını anlayalım

Güneş yanığı bir çeşit enflamasyon (yangı) aslında ve bugün alanının önde gelen tıp hekimlerince de hasta tedavisinin bir parçası olarak uygulanmakta olan ‘anti-enflamatuvar (yangı alıcı) beslenme şekli’yle bu sorun çok büyük oranda ortadan kaldırılabiliyor.

İşin özü şu; eskileri güneşten doğal olarak koruyan şey çokça, yedikleri besin değeri yüksek, anti-enflamatuvar gıdalardı.

Yediğimiz içtiğimize dikkat etsek dahi güneşten yanmamız ya da cildimizde hasar oluşması mümkün mü?

Elbette!

Yeterince uzun kaldığımız takdirde güneşte, elbette sonunda yanık oluşacaktır. Bu konuda sağduyumuz en büyük rehberimiz; uzun süre güneşte kalmamızı gerektiren bir durum varsa şayet kıyafet ve aksesuar seçimimizi ona göre yapmamız ve problemli vücut bölgelerine ‘yenilebilir doğal yağlar’dan sürmemiz yeterli olacaktır.

yanık

 

Farmakoloji ve moleküler bilimler profesörü Dr. Paul Talalay’ın dediği gibi “sebze yemek güneş kreminin yerini tutmaz, ama size havuzda çıkmayan koruma sağlar”.

Cildin Güneşe Toleransını Artıran Besleyici Ögeler Neler?

Güneşin yıpratıcı etkisine karşı cildimizin doğal savunma gücünü artırmak istiyorsak şunları bolca tüketiyoruz:

  • Sağlıklı doymuş yağlar (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı, hindistancevizi yağı, sade yağ vb.)
  • Omega-3 yağ asitleri (yazın boşuna bol balık yemiyoruz, öyle değil mi?)
  • Likopen (domates, karpuz, greyfurt, kırmızı biber, kırmızı lahana, mango, havuç vb), beta-karoten (tatlı patates, havuç, ıspanak ve diğer yeşil yapraklı sebzeler, marul, kavun, su kabağı) ve E-vitamini (ıspanak; fındık, fıstık, badem gibi yemişler, ayçekirdeği, avokado, karides, balık, zeytinyağı, brokoli, kabak) gibi antioksidanlar

Güneş yanığına bağlı cilt kanserine yenik düşmek istemiyorsak diyetimizde kesinlikle yeri olmayan şeyler neler peki?:

  • Fabrikasyon, işlenmiş yiyecekler
  • Beyaz şeker
  • Kızartmalık bitkisel sıvı yağlar (mısırözü, ayçiçeği, kanola vb transyağların tümü!)

Yemeye ağırlık vereceklerimize yakından bakalım

Doğada hiçbir şey tesadüfen olmuyor biliyoruz ki; kışın tükettiğimiz kaliteli ve gerçek hayvansal yağ ve gıdalar cildimize yazın dayanıklılık ve sağlık verecek kolesterolü, jelatin ve kolajeni sağlıyor. Yazdan hazırlanıp kışın bolca tükettiğimiz organik domates ve biber salçalarımız ise bizi yazın kavurucu sıcaklarında güneş yanığına karşı koruyacak baş antioksidan olarak biliniyor. İlkbahar ve yazın çıkan diğer mevsimlik meyve sebze ve yemişlerin tümü birarada cildimize yazın gerekli olan mukavemeti sağlamak üzere pazarlarda yerlerini alıyor. İşlenmiş hazır yiyecek ve içecekler yerine gerçek gıdaları yiyor olsak, güneşin cildimize olumsuz etkisini çok daha az tecrübe edeceğimiz kesin.

Fikir vermesi için gelin hemen şöyle bir sıralama yapalım, günlük en çok neleri tüketmeye özen göstermeliyiz diye:

1. Domates ve Diğer Kırmızı Renkli Meyveler
Likopen deyince akla domates geliyor, daha da iyisi domatesin pişmiş olanı. O halde yazın nefis domates çorbamız sofradan eksik olmuyor.

Domatesteki likopen aslında kırmızı meyvelerde bulunan bir karotenoid pigment. Bitkiler kendilerini güneşten korumak için bu pigmentleri kullanıyor. Yüksek karetonoid konsantrasyonlu olduğunu anladığımız rengi koyu, canlı ve derin olan meyve ve sebzeleri tercih ettiğimizde, biz de otomatikman güneşe karşı toleransımızı arttırmış oluyoruz.

domates

 

Koyu kırmızı domates, daha da iyisi pişmiş domates ve hatta günde bir iki kaşık salçanın güneşin zararlı etkilerine karşı koruyucu etkisi gösterilmiş durumda.

Aynı pigmentten bütün kırmızı renkli meyvelerde var ancak en yüksek oranlar karpuz ve greyfurtta bulunuyor.

Bitmedi … Acıseverlerin sevineceği bir haber; kırmızı toz acı biber, pul biber hem likopenden zengin hem de bol miktarda E vitamini içeriyor. Yöresel lezzetlerin iklimle bağıntısını, doğanın kendi içindeki dengesini bilmin uzun uğraşlar sonunda da olsa bir bir teyit ediyor olmasını gözlemlemek keyifli hakikaten.

biber

 

2. Tatlı Patates
Likopenle benzer ayardaki beta-karoten de bitkileri güneşin zararlı etkilerinden koruyan ve onlara turuncu renklerini veren bir başka pigment. Tatlı patates, sebze aleminin beta-karoten miktarı bakımından açık ara şampiyonu. Ek antioksidan pigmentlere sahip mor renkli tatlı patatesin kozmetik kremlerde kullanıldığında UV korumasını arttırdığı görülmüş. Hem leziz, hem koruyor hem zararsız; kimyasallardan kimyasal beğendiğimiz, upuzun içerik listeli güneş kremi bunları yapabilen var mı aramızda?

tatlıpat

Başka nelerde beta-karoten var peki?
Havuç, su kabağı, çeşit çeşit yeşillikler . . . Hepsinde bol bol mevcut kendisi.

3. Brokoli & Yeşil Yapraklı Sebzeler
Korumakla kalmıyor, ciltte oluşmuş hasarı da onarıyor yediğimiz yeşillikler. Beta-karotenin yanında, çoğu hayli yüksek oranlarda folat ile A, C ve E vitamini de içeriyor. Brokolide tespit edilen süforafren adlı bileşiğin cilt kanseri riskini azalttığı bildiriliyor.

yeşillik

Hergün değişik bir salata yapabilir, yaza girerken belki özellikle bir süre yeşilliklerin suyunu sıkıp içmeyi deneyebilirsiniz. Sıkacağınız veya bu konuda fazla deneyiminiz yoksa kendinizi JuiceLove ekibinin güvenli ellerine teslim edebilir, çocuklarınıza (yapmıyorsunuzdur ama) Cola, hazır meyve suyu ve benzeri içecekler vermektense onları daha en başından gerçek meyve ve sebzenin tadına alıştırabilirsiniz.

4. Balık
Somon, ringa balığı, uskumru ve hatta sardalya Omega-3 yağ asitlerinden zengin balıklar ve doğal yoldan koruma sağlıyorlar.

somon

Yazın haftada en az 1 kez balık yemek her koşulda balık yağı takviyesi almaya tercih edilmelidir. Unutmayalım ki denizlerdeki cıva kontaminasyonu artmış olmakla birlikte yeni bir konsept hiç değil; başta yanardağ patlamaları olmak üzere pekçok yoldan denizlerde her zaman var olagelmiştir cıva. Az bilinen bir gerçek de bazı balıkların etinde doğal olarak bulunan selenyumun, balık yendiğinde vücuda alınan cıvanın kana karışmadan dışarıya atılmasındaki payıdır. Elbette denizlerdeki kirlilikte cıva dışında pekçok maddenin de etkisi var, ancak mümkün olduğunca temiz sularda avlanmış balıkları tercih etmeye çalışarak bu müthiş gıdadan kendimizi ve çocuklarımızı mahrum etmemekte fayda var.

5. Nar
Antioksidan deposu narı incelemişler ve tek başına cildin güneşe dayanıklılığını yüzde 25 oranında arttırdığını tespit etmişler. Diğer bir grup araştırmacı da kanser hücresi gelişimini durdurduğunu bulmuş.

nar

Çocukların da gözdesi narı kesin yiyin, salatalara koyun, suyunu sıkın, ekşisini kısıra koyun; ne yapın edin mutlaka yiyin.

6. Çay
Siyahı beyazı yeşili, çayların hepsi polifenollerden ve kateşinlerden, yani cildinizi UV ışınlarından koruyacak iki flavonoidden de zengin.

Bilinen en güçlü polifenol olan EGCG’den bol miktarda bulunan yeşil çay oldukça etkili.

Toz halinde parlak yeşil renkte bir çay, Matcha çayı ondan da etkili. Kolarado Üniversitesi’nden bir çalışmada Matcha’daki EGCG’nin tipik Çin yeşil çayındakinden 137 kat fazla olduğu gösterilmiş.

yeşilçay

Bu EGCG de nedir diye merak edenlerimiz için, düzenli tüketildiğinde ciltte güneş maruziyetine bağlı yaşlanmayı yavaşlattığı, cilt kanserini önlediği ve tümör hücrelerini inhibe ettiği gösterilmiş madde bu.

7. Keten Tohumu
Tahıla düşkün olanlarımız keten tohumunun faydalarına da aşina olsa gerek. Omega 3 kaynağı olarak dikkat çekiyor, zengin lif oranına sahip ve aynı zamanda kansere karşı koruyucu etkisi olduğu düşünülen bir çeşit antioksidan, lignanlardan da zengin.

keten

Günde sadece yarım çay kaşığı keten tohumunu salata, smoothie ve ev yapımı ekmekte kullanabilirsiniz.

8. Koyu Çikolata
Kakao oranı %70’in üzerindeki koyu çikolatada çaydakinin 4 katı fenol ve kateşin olduğu gösterilmiş, üstelik güneş toleransını da yüzde 25 arttırabiliyormuş. Günde 50 gr kadar bir miktar öneriliyormuş, çikolataseverlerimiz için ulaşılması pek zor bir hedef olmasa gerek.

çikolata

Koyusunu sevmeyenler sütlü çikolata yese olmuyor mu peki? Maalesef, çikolatadaki süt vücudun polifenolleri abzorbe etmesini engelliyor; yani salt tatlı yemiş oluyorsunuz, pek bir fayda görmüyorsunuz.

9. Hindistancevizi Yağı
Mucize yağ, hindistancevizi yağı, orta boy yağ asidi zinciri ile şifa dağıtan doymuş yağ, üstelik yendiğinde güneşe toleransınızı da arttırıyor.

Coco

Her yiğidin bir yoğurt yiyiş tarzı var atasözünü bu yağ için de gönül rahatlığıyla kullanıyoruz; hergün kaşık kaşık yiyen de var, yemeklik kullanırken kaşıkta kalanını kaçırmayıp yiyen de, ekmeğe sürüp balla tadını çıkaran da, kahvesine koyan da!

Hala evden atmadıysanız, o sarı bitkisel sıvı yağların yerine gayet rahat ve güvenle kullanabileceğiniz bir yağ, üstelik sağlığa sayısız faydası var. Güneş kremi olarak oldukça yaygın kullanılıyor sağlıklı yaşam konusunda bilinçli camiada; tek başına sürseniz dahi düşük de olsa koruma faktörüne sahip, nefis kokulu bir yağ.

10. Badem
En iyi E vitamini depolarından kendisi. Bunu da test etmişler ve günde 20 badem yiyenlerde kontrol grubuna oranla UV ışınlarından daha az güneş yanığı oluştuğunu görmüşler.

Bu tür araştırmalar bir yere kadar besinlerin faydalarına ışık tutucu oluyor ancak bizler robot değil, insanız ve yiyecekleri sayarak, ölçerek, tartarak yemek doğamıza aykırı diye de belirtmeden geçemeyeceğiz.

Bademde ayrıca yüksek seviyede kuversetin de var, bu da cildi UV hasarına karşı koruduğu bilinen flavonoidlerden.

badem

11. Kolajen
Vücudumuzda en bol bulunan protein cinsiyle tanışalım. Kuru ağırlığımızın %15’ini kolajenin oluşturduğunu ve Yunanca “yapışkan” kelimesinden türetilmiş olup kelimenin tam manasıyla vücudumuzun dağılmasını önleyen, onu birarada tutan madde olduğunu öğrenelim.

Derimizin orta tabakasında mevcut kolejen ve azalması durumunda başta kırışıklıklar olmak üzere ciltte enflamasyon oluşacak, yani güneş yanığı ile karşılaşacağız, cilt kanseri riski de artacak demek.

Vücutta kolajen miktarının düşüşe geçtiği yıllar 35’li yaşlar olarak veriliyor.

Kolajendeki aktif maddeler aynı zamanda hasarlı eklem yerlerinin iyileşmesinde de yardımcı. Bununla da kalmıyor, kolajen eklemlerin yanısıra kemiklerimizde, cildimizde, damar ve saçlarımızda da mevcut.

Peki besin kaynağı nedir kolajenin? Jelleşene kadar kaynatılmış kemik suları! Gençlik ve güzellik iksirinizin adı bu aynı zamanda.

Elbette GDO’lu yemle beslenmemiş, açık çayırda otlatılmış hayvanın kemikleriyle evde kendi yaptığımız kemik sularından bahsediyoruz. Kışın bol tükettiğimiz, çorbalara kattığımız bir gıda, ancak yazın aynı çekicilikte olmayabilir çoğumuz için. Neyseki salt sıcak çorba olarak tüketmemiz gerekmiyor kolajeni. Kombu çayı yapanlarımız veya yazın meyve suyu tercih edenlerimiz ev yapımı kolajenlerini bunlara katarak değerlendirebilirler.

kolajen

Soğuk jelatin için 2-3 yemek kaşığı jelatini seçeceğiniz 2 su bardağı sıvı ile çırpıp karıştırmanız yeterli. İster küçük kalıplara paylaştırın ister tabakta tutun, buzdolabına kaldırıp katılaşmasını sağlamanız yeterli. Kolajeniniz yemeye hazır!

Gıda Destekleri
Sebze ağzına sürmeyenimiz varsa eğer, veya yese bile ek desteğe ihtiyaç duyduğunu hisseden, o halde C ve D3 vitaminleri ile fermente morina karaciğeri yağı ve bilinen en güçlü antioksidanlardan olan astaxanthin‘i gıda takviyesi olarak almayı deneyecekler.

Güneş yağınızı kendiniz yapın
Tüm günü güneş altında geçireceğinizi bildiğiniz zamanlarda cildinizi desteklemek isterseniz biraz zeytinyağı, hindistancevizi yağı veya kakao yağı (veya bunların karışımları) ile kendi yağınızı yapabilir ve yiyemediğiniz şeyi cildinize sürmeyerek kendinizi zararlı kimyasallara karşı koruyabilirsiniz.

Yaza girerken aslolanın içsel hazırlık olduğunu yeniden vurgulamak ve güneşle aramıza toksik kremler sokmadan nasıl sağlıklı bronzlaşılabileceğini hatırlatmak istediğimiz bu yazımız umuyoruz özellikle küçük çocuklu ailelerin dikkatini çeker.

Sağlıklı ve bol güneşli günler diliyoruz.

 

 

Yorumlar