“Plasenta üzerine belki de hiç kafa yormadınız bugüne kadar, hatta neye benzer belki de hiç bilmiyorsunuz dahi. Harikulade bir organ bu plasenta ve esasında çok güzel de olabiliyorlar.” diyor doğum fotoğrafçısı Sarah Boccolucci ve bizlere görselleri eşliğinde ilginç bilgiler de veriyor. Gelin bunlara bir bakalım…
Plasenta’nın isim babası Realdus Columbus diye biri. 1559’da “daire şeklinde kek” manasına gelen Latince placenta kelimesini uygun görüyor bu organa.

Plasentadaki kılcal damarların toplam uzunluğu 51.5 kilometreyi buluyormuş.

11

Plasentanın rahme tutunduğu yerde gerçekleşiyor anne ve bebeğin kandan oksijen ve besin alışverişi. Yoksa anne ve bebeğin kanı doğrudan temas etmiyor birbirine.

12

Yediklerimiz bebeğe doğrudan gitmiyor. Önce minnacık parçacıklara ayrıştırılmaları lazım, plasentaya öyle geçebiliyorlar.
Plasenta yarı anne yarı da babanın eseri. Yumurta ve spermden blastosist meydana geliyor. Blastosistten de plasenta ve bebek oluşuyor. Plasenta hücrelerinin yarısı anneye diğer yarısı da bebeğe ait.

13
Rahmi terkettikten sonra plasenta hala canlı esasında. Doğum gerçekleşiyor, plasenta düşüyor ve sonrasında birkaç dakika daha bebeğe besin sağlamak için yaşamaya devam ediyor plasenta. Kordon kesildiğinde plasenta da çalışmayı bırakıyor.

14

Plasentofaji (plasenta yeme) karada yaşayan memelilerde sık görülen bir fenomen. Hatta bunu yapmayan bir tek develer ve insanlar var deniyor.
Sıkı duralım şimdi…

Annenin organlarının başı dertteyse, diyelim beyin, böbrek, karaciğer veya ciğerler zorlanıyorsa bebek plasentadan ona kök hücre gönderiyor iyileşsin diye. Plasenta ayrıca annenin kalbini koruyacak ve hatta meme kanserine geçit vermeyecek hücreler de yapabiliyor.

15

Plasentanın hayat ağacının gölgesi çocuklarımızın hayatından hiçbir zaman eksik olmasın diliyoruz.

Yazıda geçen bilgilerin alındığı kaynaklar:

http://www.bellybelly.com.au/pregnancy/what-is-a-placenta

http://www.thehealthsite.com/pregnancy/facts-about-placenta-you-didnt-know/