SEREBRAL FOLAT EKSİKLİĞİ

Serebral Folat Eksikliği (SFE)’de kandaki folat değerleri normalken beyin-omurilik sıvısında düşük seyrettiğinden beyin ve merkezi sinir sistemi folattan eksik kalıyor. İdiyopatik SFE, hayatın dördüncü ayında uyku sorunları ve iritabilite ile başlayıp daha sonra kol ve bacaklarda sertleşme ile devam eden ve denge sağlamada ve yürümede güçlüğün yanısıra istemsiz kas hareketlerinin görüldüğü nörometabolik bir sendromdur (32). Bu çocukların büyük bölümü epilepsi de geliştirmekte, ayrıca başın büyümesi yavaşlamaktadır ki bunlar Brezilyalı bebeklerdeki mikrosefali vakalarını çağrıştırır belirtilerdir. Bu çocuklar 3 ila 6 yaşına ulaştığında görme problemleri ve işitme kaybı geliştirirler. Bu hastalık beyindeki folat reseptörlerinin düzgün çalışmayarak folatın kandan beyin-omurilik sıvısına aktarımını engellemeleri sebebiyle oluşur. Bu durumun muhtemel nedenlerinden biri ise kanda gereğinden fazla bulunan folik asitin reseptörlere bağlanarak metiltetrahidrofolata erişimlerini önlemesidir. Açıkça görülüyor ki, diyet ve gıda destekleri yoluyla aşırı folik asit alımı SFE oluşumuna yol açabiliyor.

Düşük fonksiyonlu yirmi beş otizmli çocuk üzerinde yapılan bir çalışma otizm ve düşük serebral folat seviyeleri arasındaki bağıntıyı açık bir şekilde ortaya koymuş bulunuyor (33). Çalışmaya katılan yirmi beş otizmli çocuktan yirmi üçünün kan folat seviyesi normal çıkmasına rağmen beyin-omurilik sıvısındaki 5-metiltetrahidrofolat seviyesi düşük çıkıyor. Hastaların on dokuzunda folat reseptörü antikorları tespit ediliyor. Bu durum araştırılıyor ancak folat reseptörlerinin gen kodlamasında herhangi bir genetik mutasyon saptanamıyor. Kanımca, folat reseptörlerine bir daha ayrılmamak üzere bağlanmış folik asit molekülleri ‘reseptör-folik asit kompleksi’ne karşı otoimmün yanıt oluşmasına ve bu şekilde de folat reseptörlerine karşı antikor geliştirilmesine neden oluyor olabilir.

Annedeki folat reseptörlerine karşı antikor oluşması durumunda da fetusta nöral tüp defektlerinin ortaya çıktığı bilinmekte. 2004 yılından bir çalışma, Amerika Birleşik Devletleri’nden nöral tüp defektli doğum yapmış kadınlarda, fetüse folat sağlanmasının önüne geçecek ‘insan plasental folat reseptörü otoantikoru’ oluşumunun daha sık görüldüğünü tespit etmiş durumda (34).

MTHFR, B12 ve METİLASYONTRANSSÜLFÜRASYON YOLAKLARI

Folatla ilgili makale yazıp da metilasyon çevrimi diyagramı vermeden olmaz. Bu biyolojik yolaklar ilk bakışta fazla karmaşıkmış gibi gelebilir fakat mantığı kaptığınız takdirde epey basit olduğunu aragöreceksiniz. Şekil 3‘te metilasyon çevriminin basitleştirilmiş diyagramını görüyorsunuz. Burada en önemliler metilentetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) ve metiyonin sentaz (MS) isimli iki çok önemli enzim. MTHFR enzimindeki kusurlar kronik bitkinlik sendromu(36), otizm(37) ve diğer bozukluklarla ilişkilendirilmiştir. Bu kusurlar, “folat tuzağı” dediğimiz oluşumun başlıca kaynağı olup bu ziyadesiyle önemli metil grubunda işlevsiz bir metilentetrahidrofolat yığılımı gerçekleşirken, diğer yandan metiyonin sentezi gerçekleşemediğinden bir de homosistein birikimi meydana gelir. Bu yolağın zayıf noktalarından biri de ‘metiyonin sentaz’dır. Bu, metiyoninin taşımakta olduğu metil grubu kargosunu alıcılara götürüp bırakmasını sağlayacak olan, hayati önemdeki ‘homosisteinden metiyonine dönüşüm’ reaksiyonudur. Metil grubu metiltetrahidrofolattan metiyonine aktarılacaktır ancak burada en önemli nokta, B12 (kobalamin) vitamininin reaksiyonu katalize edecek elzem eşfaktörlerden biri olmasıdır. Kobalamin ise kobalt minerali olmadan işlev göremez, ancak kobalt da glifosatın şelatladığı ve böylelikle vücutça kullanımını imkansız hale getirdiği minerallerden biridir. Ayrıca glifosat, kobalamindeki corrin halkasının sentezlenmesini sekteye uğratır, ki burada pirol sentezi için glisin önemli sübstratlardan biridir ve pirol de corrinin temel yapıtaşlarından biridir (3). Yine, glifosatın glisinin yoluna taş koyduğunu görüyoruz ki bu defa da kişide B12 eksikliğinin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Otizmli ve şizofrenik bireyler ile yaşlıların vefat sonrası beyinlerinde yapılan incelemeler her üç grupta da kobalamin seviyesinin düşük olduğunu ortaya koymuştur (39). Otistik bireylerde bu durum metiyonin sentaz aktivitesinin düşük olması ve homosistein seviyelerinin ise yüksek olması ile açıklanmıştır.

Folik asit takviyesi doktorların ‘pernisyöz anemi’ de denilen kötücül B12 vitamini eksikliğine dair belirtileri maskelediğinden gözden kaçırmalarına sebep olur. Yani doktorlar bugün ağır miyelin kaybı, zihin bulanıklığı ve aşırı fiziksel zayıflık ve halsizlik durumları ile aynı zamanda vitamin eksikliği fazla uzun sürdüğü taldirde gelişecek omurilik dejenerasyonuna bağlı sırt ve bel ağrılarına neden olabilen ağır B12 eksikliği olgularını kaçırmaktadır. Bu saydığımız belirtilerin hepsi de toplulumuzda gün geçtikçe daha da yaygın görülür hale gelmekte. Reçeteli ağrı kesici kullanımı tüm zamanlar içinde rekor düzeye ulaşmış ve dozaşımı vakaları da yine rekor seviyeye çıkmıştır.

Sally Pacholok’un mükemmel kitabı Could it be B12? (Yoksa yanıt B12 mi?)’de gayet güzel açıkladığı gibi, folik asit takviyesi sinsi bir şekilde B12 ekslikliğine bağlı makrositoz durumunu düzeltmekte (40). Bu fikrin şu an için en azından bir yayımlanmış çalışmayla da desteklendiğini görüyoruz (41). Bu durum B12 ekslikliğine bağlı demans ve bitkinlik belirtileri gösteren yaşlılarda B12 ekslikliği olup olmadığının geç test edilmesine neden oluyor. Basit bir B12 takviyesi ile insanlar zihin sağlığına yeniden kavuşturulabilecekken tıp camiasının problemin kaynağının bu olduğundan bihaber olması hakikaten trajik bir durum. Bu salt yaşlı popülasyonu etkileyen bir sorun da değil. Altmışbeş yaş altındakilerde makrositozsuz düşük serum B12 vitamini değerleri ‘folikasitle fortifikasyon öncesi dönem’de kaydedilen yüzde 45‘ten, fortifikasyon sonrası dönemde yüzde 85‘lere çıkmıştır (41).

B12 vitamini sadece hayvansal ürünlerde bulunur, o yüzden vegan popülasyon bu vitamini yeterli düzeyde almakta zorlanmaktadır. Metformin, statinler ve reflü ilaçları gibi pekçok ecza ürünü ilaç da B12 vitamininin bağırsaklardan emilimini sekteye uğratır. Tahminlere göre ABD nüfusunun yüzde 30’u B12 vitamininden eksiktir. Neyse ki homosisteinden metiyonin’e bu defa metil grubu kaynağı olarak betainin başrolde olduğu başka bir yolak daha mevcut ve bu yolağın çalışması ne folata ne de B12’ye bağımlı. Betainden zengin bir diyetle folat ve B12 ihtiyacının azaltılması kuvvetle muhtemel.

Çölyak hastalığı son yıllarda salgın boyutuna ulaşmış durumda ve tedavi edilmeyen çölyaklılar emilim problemleri dolayısıyla ekseriya hem folat hem de B12 eksiliği yaşıyorlar (42). Anthony Samsel ile daha önce yaptığımız bir çalışmada çölyaktaki bu muazzam artışın buğdayın glifosatla kontaminasyonundan kaynaklanabileceğini öne sürmüştüm zira glifosat buğdayda hasattan hemen önce dane kurutucu (desikant) olarak gitgide daha yaygın şekilde kullanılır oldu (43).

Nitrik oksit, B12’de geriçevrilemez şekilde oksitlenmeye neden olarak inaktif forma dönüşmesine neden olabilir, ki böyle bir durumda yapılacak kan tahlillerinde düzeyler yeterli gözükmesine rağmen gerçekte, kullanılabilir vitamin düzeyi fazlasıyla düşük olabilir. Nitrik oksit, glutamin sentaz doğru çalışmadığı takdirde oksitlenecek amonyağın birikmesi sonucu ortaya çıkabilmektedir. Glutamin sentaz ,amonyağı glutamatla birleştirerek glutamin yapar. Bu proses manganez mevcudiyetine bağımlı çalışır, ancak glifosat bu metali de şelatlayarak kullanılmaz hale getirir (38).

Son olarak da, metiyoninin öncülü olan homosisteinin kendisi eksik olabilir. Esasında Şekil 3’ün alt kısmında homosisteinin başka ne şekillerde kullanılabileceğini gösteren bölüm dikkatlerden kaçmamalıdır. Sülfat, sistein ve taurin vücutta pekçok rolü olan biyolojik açıdan önemli moleküllerdir. Bu moleküllerin hepsi de sülfür (kükürt) içerir ki bu da beslenme uzmanlarının fazlasıyla ihmal ettiği bir mineral olup popülasyonda ziyadesiyle eksiktir (44). Sülfür eksikliği de glifosata bağlı olarak gelişebilir zira bitkilerin sülfür alımını sekteye uğrattığı çalışmalarda gösterilmiştir. Bu diğer saydığımız biyolojik açıdan aktif moleküllerin öncülü olan homosisteine burada daha acilen ihtiyaç var diye vücut metilasyondan feragat ettiğinden kapasitede salt bu yüzden azalma meydana gelmesi doğaldır.

SONUÇ

Folat eksiliği, B12 eksikliği ile birlikte bugün ABD popülasyonunda insanların bu besleyicileri alması için yeterli kaynakları olmasına rağmen çok yaygın görülmektedir. Bana kalırsa bu problemin ana kaynağı, patentli bir anti-mikrobiyel ajan olan glifosata düşük dozda kronik maruziyetin bağırsak mikroplarında yarattığı tahribattır. Çok sayıda popüler ilaç ve antibiyotik tedavisi de problemi ağırlaştırmaktadır. 1998 yılında ABD, sipina bifida ve diğer nöral tüp defektlerinin görülme sıklığını azaltmak niyetiyle buğdaydan elde edilen gıdaların folik asitle zenginleştirilmesi uygulamasına geçmiştir. Ancak ne yazık ki folik asit folatın sentetik halidir ve vücutta kullanılabilmesi için aktif forma dönüştürülmesi gerekliliği karaciğere pahalıya mal olmaktadır. Dönüştürülemeyen ve kanda birikmeye başlayan folik asit, serebral folat eksikliği ile alakalı beklenmedik problemlere yol açabilir. Gebeliğin başında alınacak folik asit takviyesi spina bifida’ya karşı korur, düşüğü veya doğumdan kısa süre can kaybıyla sonuçlanacak spina bifida, mikrosefali veya anensefali gibi ağır doğum kusurlarını önler. Nevarki, hamilelik süresince folik asit alımına devam edildiği takdirde fetusun kanında modifiye edilmemiş folik asitin birikimi meydana gelebilir, ki bu da gebeliğin ikinci yarısında fetüste serebral folat eksikliğine yol açar. Bu durumda beyindeki metilasyon yolakları sekteye uğrayacağından fetusta hidrosefali ve genişlemiş beyin karıncıkları oluşacabileceği gibi ekstrem durumlarda ekzensefali de oluşabilir. Bozuk metilasyon yolakları, genişlemiş beyin karıncıkları ve sekteye uğramış folat homeostazı hep otizmin karakteristik özellikleridir.

Yeterli düzeyde folat ve kobalamin (B12 vitamini) almanın en iyi yolu tamamen organik olmak kaydıyla taze sebze, deniz ürünleri, yumurta, çayırda otlamış hayvanın eti ile ciğerinden zengin bir diyetle beslenmektir. Folattan özellikle zengin gıdalar arasında dana ciğeri, ıspanak, börülce, kuşkonmaz, brüksel lahanası, avokado, brokoli, hardal otu, bezelye ve barbunya bulunmaktadır.

[Videoyu Türkçe altyazılı izleyebilir veya buradan deşifre metnini okuyabilirsiniz.] Stephahie Seneff’ten üç bölümde aktardığımız yazı dizisinin ilk bölümü için “FOLİK ASİT VE GLİFOSAT – SİNERJİK TOKSİSİTE”, ikinci bölümü için de “FOLİK ASİT, FOLAT VE KANSER” linklerini kullanabilirsiniz.

 

ss1

STEPHANIE SENEFF

1968 MIT (Massachusetts Institute of Technology) mezunu biyolog.

Aldığı ‘Gıda ve Beslenme’ eğitiminin ardından 1979 ve 1985 yıllarında aynı üniversitede Elektrik Elektronik Mühendisliği ve Bilgisayar Mühendisliği üzerine yüksek lisans ve doktora programlarını tamamlıyor. O zamandan bu yana da MIT’de araştırmacı olarak geniş yelpazede bilimsel konular üzerinde çalışmaya devam ediyor. 170’in üzerinde akademik yayını bulunan Seneff, son 8 yıldır otizm üzerine araştırmalar yürütüyor.

 

KAYNAKÇA

32. Ramaekers VT, Blau N. Cerebral folate deficiency. Dev Med Child Neurol 2004;46(12):843-51.
33. Ramaekers, V, Blau N, Sequeira JM, Massogne M-C, Quadros EV. Folate receptor autoimmunity and cerebral folate deficiency in low-functioning autism with neurological deficits. Neuropediatrics 2007: 38(6): 276-281.
34. Rothenberg SP, da Costa MP, Sequeira JM, Cracco J, Roberts JL, Weedon J, Quadros EV. Autoantibodies against folate receptors in women with a pregnancy complicated by a neural-tube defect. N Engl J Med 2004;350(2):134-42.
35. Refsum H. Folate, vitamin B12 and homocysteine in relation to birth defects and pregnancy outcome. British Journal of Nutrition 2001; 85(Suppl. 2): S109-S113.
36. Craig C, The Folic Acid Controversy, MTHFR and Chronic Fatigue Syndrome. Aug 12, 2014. http://www.cortjohnson.org/blog/2014/08/12/folic-acid-controversy-mthfr-chronic-fatigue-syndrome/ [last accessed January 28, 2016].
37. Boris M, Goldblatt A, Galanko J, James SJ. Association of MTHFR gene variants with autism. Journal of American Physicians and Surgeons 2004;9(4):106-108.
38. Samsel A, Seneff S. Glyphosate, pathways to modern diseases III: Manganese neurological diseases, and associated pathologies. Surgical Neurology International 2015; 6:45.
39. Zhang Y, Hodgson NW, Trivedi MS, Abdolmaleky HM, Fournier M, Cuenod M, Do KQ, Deth RC. Decreased brain levels of vitamin B12 in aging, autism and schizophrenia. PLoS One. 2016;11(1):e0146797.
40. Pacholak SM, Stuart JJ. Could It Be B12?: An Epidemic of Misdiagnoses. Paperback. January 26, 2011. Quill Driver Books, Fresno CA, USA.
41. Wyckoff KF, Ganji V. Proportion of individuals with low serum vitamin B12 concentrations without macrocytosis is higher in the post-folic acid fortification period than in the pre-folic acid fortification period. Am J Clin Nutr 2007;86:118792.
42. Dahele A, Ghosh S. Vitamin B12 deficiency in untreated celiac disease. Am J Gastroenterol 2001;96(3):745-50.
43. Samsel A, Seneff S. Glyphosate, pathways to modern diseases II: Celiac Sprue and gluten intolerance. Interdiscip Toxicol 2013; 6(4): 159-184.
44. Seneff S. Sulfur deficiency: A possible contributing factor in obesity, heart disease, Alzheimer’s and chronic fatigue. July 2, 2011. http://www.westonaprice.org/health-topics/abcs-of-nutrition/sulfur-deficiency/#sthash.vfZTfcHC.dpuf [last accessed Jan 29, 2016]. 

Yorumlar