Tekrar merhaba.

Eski Değil Eskimeyen takipçilerim, yani IGdaşlarım bilirler. Gözümle gördüğüm, kendimde ve ailemde denediğim kadarıyla yazıyorum her konuda. Teoriye dair herkes her şeyi bulabiliyor artık; ben, damdan düşenin halini anlatıyorum. Gümüşsuyu da böyle.

1 seneden fazla oldu tanışalı. Önce eşim ve ben, kendimizde denedik. Daha sonra ise oğlumda, üst solunum yolu enfeksiyonunda denedik ilk kez. Oldukça inatçı bir öksürükte uygun dozda, kısa süreliğine içimlik. 3.5 yaşındaydı.

Şimdiki pratik kullanımlarımız şöyle: Burnum akıyor, boğazım tırmalanıyor, yutkunamıyorsam (ki bademciklerim yok), belli dozda içimlik. Boğaza sprey, aralarda gargara, burun da tıkanmışsa buruna sprey. 84 yaşındaki anneannemde de denedik. En basit ilaç bile, kullandığı özel kan sulandırıcı vb rutin kalp ilaçlarıyla etkileşime geçip anneannemin gastrointestinal sistemini allak bullak ediyor. Ya ishal oluyor ya istifra ediyor ve safra sorunları depreşiyor. Geçtiğimiz Nisan’da zatürre geçmişi var, 21 antibiyotik iğne ile kendine gelebildi ama ne yese dokuyor. Vitamin desteği bile fena yapıyor, kullanamıyoruz. Şimdi hafif kırıklık görürsem bir yudum gümüş solüsyonu veriyorum. Sıtma hali düzenlene dek kısa süre.

Oğlumda ise son dönemde çok sık yaşadığı burun tıkanıklığına karşı burun spreyi olarak uyguluyorum. Bir minik boş şişe satın aldım, solüsyondan ona ayırdım ve burnuna pıst. Cam sprey şişesi olsa daha iyi, ama ben plastik bulabilmiştim, minik bir şişe zaten, sık sık tazeliyorum.

Bilhassa yazın sıcak ve nem yüzümü etkiliyor, yüzüme saçıma sprey yapıyorum arada. Saçlı derideki egzama için vaktiyle su gibi kullandığım kortizonlu sprey kadar “anında etkili” değil ama serinletiyor.

Oğlum ne zaman düşse çarpsa, bir yeri sıyrılsa hemen sprey olarak yapıyoruz. Vitamingillerde okuduğum, bir homeopat önerisi olan Aloeveralı gümüş ise aklımda. Eve Aloevera bitkisi alma niyetim var, saf jelini bulmak güç.

Göz enfeksiyonunda birden fazla kişide denedik. Anneannem alıştı kullanmaya, nerede gümüş diyor artık; ara ara kızaran ve kaşınan gözlerine sprey olarak kullanıyor. Bir de aşırı kuruyan ve çatlayan ayak bileği ve üst kısımlarına sıkıyor. Kremdense gümüş solüsyonu tercih ediyor. Yine gözde, arpacık yeni çıkarken birden fazla kişide denedik, yok oldu gitti.

Eşim akşamları işten “boğazım yanıyor, kırıklık var üzerimde” diye geldiğinde, ilk iş gargara yapıyor. Alışkanlık edindiğine göre memnun halinden. Bazen de yatmadan evvel yapıyor, hem bir kısmı o esnada dil altı emiliyor hem dezenfektan niyetine. Boğazına sprey de yapıyor.

En ilginci zona deneyimimiz oldu. Oğlum geçtiğimiz baharda, ciddi bir sorunla hastanede yattı. Kawasaki sendromu. Çok üzüntülü bir dönemdi. Çıkıştan kısa süre sonra önce annem ve tam 1 hafta sonra teyzem zona geçirdi. Zona enteresan bir hastalık, onlarca türü var, tedavisi de türüne ve kişiye göre değişiyor. Antibiyotik dahi gerektiren türleri var. Annemdeki ve teyzemdeki, birbirine şaşırtıcı derecede benzeyen, gövdenin yan tarafında, böbreklere doğru avuç içi büyüklüğüne bir yara gibiydi. Yara da değil de sanki onlarca bül, yani su toplamış kızarıklık belirivermişti. Gümüş solüsyonu spreyledik, yoğun kaşıntı ve batma şeklindeydi şikayetleri. Birkaç gün içerisinde sönüp gitti. Amacım sadece kaşıntılarını biraz ferahlatmaktı, sönmesi sürpriz oldu.

Şimdiiii. Bu anlattıklarım, kendi araştırmalarım ve şahit olduğum diğer deneyimler sonucu seçtiğim yol. Ne “ilacı bırakın” diyor bu deneyim size ne “doktorunuza danışmadan kafanıza göre alın, kullanın, için veya damlatın” diyor. Doz ve yurt içi marka yazmadım o sebeple. Ama bazen bilmediğimiz bir yol, aklımıza gelmedik bir alternatif çok şeye vesile olabilir. Hiç değilse can kulağı ile dinlemek lazım. Bazen de tek kaş havada… Yeter ki kulak verelim.

Ve olumlu veya olumsuz deneyimleri paylaşmayı önemsiyorum; çünkü dünyayı yönetenler tarafından yeterince kafamız karıştırılıyor. Sponsorlu araştırma sonuçları veya “pek itibarlı” küresel kurumların neyi önerip neyi kötülediği, galiba artık beni pek ilgilendirmiyor. El yordamı veya değil. Bünyemi dinlemeye ve “maddi kazanç güdüsüyle konuşmayanların dost meclislerinde” öğrendiğim bir şey varsa önce ve mutlaka araştırıp aklıma yatarsa uygulamaya dair bir yol tutturmuşum. Örnek almayın. İbret almayın. Ötekileştirmeyin veya katıksız güvenmeyin. Ben de yanılabilirim. Araştırın. Bir değil birden fazla kaynaktan. Doktorunuza danışın.

Ben doktoruna danıştım oğlum için ve çok takdir ettiğim bir yanıt aldım: “Evet okuyorum, örneklerini biliyorum ama deneyimim yok gümüş kullanımı hk. Bu sebeple ben kullanıma teşvik edemem” dedi doktoru. işte bu yanıta şapka çıkarırım. Ne Amerikalı çağdaşlarının (örneğin) homeopatiyi “şarlatanlık” olarak nitelemesi gibi kestirip attı ne Avrupalı çağdaşları gibi göklere çıkardı. “Okudum, izliyorum ama deneyimim yok.” Budur. Bilgiç değil ama bilge olmak böyle bir şey galiba?

Bitti. 🙋 Esen kalın.

http://www.glutensizdunya.com/

 

 

Yorumlar