Sahne Sırası Prof. Dr. Marco Ruggiero’da

1956’da İtalya’nın Firenze kentinde dünyaya geliyor. Klinik radyoloji uzmanı tıp hekimi, ayrıca moleküler biyoloji dalında doktorası var.

İtalya’daki 2 senelik mecburi askerlik hizmeti sırasında kimyasal, biyoloijk ve nükleer savaş konusunda özel eğitim alıyor ve 1980’li yıllara damgasını vuran AIDS salgını sırasında bunun bir tür biyolojik silah olup olmadığını araştırmak üzere silahlı kuvvetler tarafından özel görevle ABD’ye gönderiliyor.

ABD’de daha sonra İngiliz GSK ilaç firmasının satın alacağı Burroughs Wellcome Co. North Carolina adlı biyomedikal araştırma merkezinde çalışmaya başlıyor ve burada Nobel tıp ödülü sahibi Sir John Vane ile birlikte sinyal transdüksiyonu üzerine makale çıkarıyor. Daha sonra göreve başladığı Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü’nde Dr. Stuart A. Aaronson ve Prof. Peter Duesberg ile birlikte çalışmalar yürütüyor.

1987 yılında başladığı sinirbilim alanınındaki araştırmalarına böylelikle onkoloji alanı da ekleniyor ve her iki alanda bugüne kadar 150’nin üzerinde çalışması yayımlanıyor.

1987’de dünyanın önde gelen yayın grubu Nature Publishing Group’a ait EMBO – European Molecular Biology Organisation dergisinde yayımlanan hafıza ve öğrenme süreçlerinin altında yatan moleküler mekanizmalar üzerine yaptığı çalışmadan sonra, sinirbilimin otizmle ilintili alanlarında çeşitli makaleler yayımlamaya devam ediyor. Bu konuda en son Dr. James J. Bradstreet ile birlikte, otistik çocukların beyinlerinde meydana gelen nörolojik alterasyonlar ve otizmin teşhis ve tedavisinde ultrasonografinin kullanımı üzerine yaptıkları çalışma, yine Nature yayın grubuna ait Frontiers of Human Neuroscience dergisinde yayımlanıyor.

Eşzamanlı ancak yarı-zamanlı olarak İtalya’daki Firenze Üniversitesi’nde 20 yılı aşkın süre (1992 – 2014) Deneysel ve Klinik Biyomedikal Bilimler Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyor.

2013 yılından bu yana İngiltere’deki Immuno Biotech adlı şirketin Bilim Direktörlüğü’nü yapıyor.

2014’te otizm spektrum bozukluklarının tedavisine yönelik bir protokol geliştiriyor. Protokülüyle bazı otizmli çocuklar hastalıklarını tamamen geride bırakıp, tamamen normal bir hayata kavuşuyor.

Çalışmalarına ait klinik raporların bazıları dünya basınına da yansıyor.

7 Mayıs 2015 tarihinde piyasaya çıkmış, Üçüncü Beyniniz: Optimum Sağlık için Çığır Açıcı Yeni bir Keşif adlı bir de kitabı var.

ruggiero

IMMUNO BIOTECH

Dr Yamamoto’nun GcMAF ve kanser tedavisi üzerine 1990’lardaki çalışmalarından sonra aynı molekülün diğer pekçok hastalığın tedavisindeki üstün başarısını dokümante eden 8 ülkeden 142 bilimadamına ait 59 çalışma yayımlanıyor (2013 yılından sonra yayımlanmış olanlar bu rakama dahil değildir). Sağlıklı insanların vücutlarında doğal olarak ürettiği bu molekülü nagalaz yüzünden üretemeyenlere bir nevi replasman tedavisi olarak düşünülen GcMAF, Ruggiero’nun 2013’te dahil olduğu Immuno Biotech adlı İngiliz firma tarafından, yürütülecek ön-klinik çalışmalar için bu defa laboratuvarda üretiliyor.

BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR

Ruggiero yönetiminde firma sadece 2013 yılında 16 hakemli çalışma çıkarıyor. Bu çalışmalarda GcMAF’in ilerlemiş kanser vakaları, otizm, kronik bitkinlik sendromu, Lyme hastalığı ve ağır siroz vakalarını tamamen ortadan kaldırdığı gösteriliyor. Bunların yanısıra depresyon, sedef, Parkinson ve hatta sıradan grip vakalarında bile etkili olduğu görülüyor. Ancak GcMAF bilim takımının odaklandığı iki alan var; kanser ve otizm.

2013 Ağustos ayında ekibiyle birlikte GcMAF’in apoptoz (planlı kanser hücresi ölümü) etkisi üzerine yaptıkları araştırma Nutrients dergisinde yayımlanmakla kalmıyor, tüm zamanların en çok okunan bilimsel yayınları arasında ilk %5 arasına giriyor. Ayın sonunda da OncoImmunology dergisi ilk sayfasında, proteinin ileri safhadaki çeşitli kanser türlerine olumlu etkisini anlatan 20 kişilik bir hasta grubunda yapılmış bir çalışmayı yayımlıyor. Hastaların biri haricinde hepsinde iyileşme kaydediliyor, ayrıca hastalardaki tümörlerin takibinde viral gösterge olarak kullanılan nagalaz aktivitesinde de azalma görülüyor.

Eylül ayında Immuno Biotech’in GcMAF ekibi, İtalyan Anatomi ve Histoloji Derneği’nin 67. Kongresi’nde GcMAF ile ilgili elde ettikleri daha fazla bulguyu paylaşıyorlar.

Profesör Ruggiero burada GcMAF’in ilerlemiş meme, over, prostat, idrar kesesi, dil, kolorektal (kalın bağırsak), baş ve boyun kanserlerinin yanısıra lenfoma ve nadir görülen bir beyin tümörü olan oligodendroglioma üzerindeki etkilerini anlatıyor. Bu araştırma aynı zamanda İtalyan Anatomi ve Embriyoloji Dergisi‘nde de yayımlanıyor ve yazarlar sonuç bölümünde GcMAF’in kanser, otizm, kronik bitkinlik sendromu ve diğer nörolojik sorunlara karşı yürütülen mücadelede tıbbın elindeki en güçlü immünoterapötik araç olmaya aday olduğunu belirtiyor. 2013’ün aralık ayına gelindiğinde biyomedikal firma Immuno Biotech, Dubai’de ikinci GcMAF kongresini düzenliyor ve burada İngiltere’den iki kadın, hekim ve bilimadamlarından oluşan izleyici topluluğuna 4. seviye karaciğer ve over kanserlerini nasıl yendiklerini anlatıyor.

4 yıllık GcMAF araştırmaları sonucunda Immuno Biotech, ellerindeki besleyici ögenin (GOleic) kansere doğrudan 11 etkisini göstermiş durumda. Araştırmaları elbette klinik veriler ve hakemli yayınlarla da destekli.

FAYDALARI

GcMAF Dr. Yamamoto’nun keşfettiği üzere baskılanmış durumdaki immün sistemin yeniden inşasını sağlıyor. GcMAF ayrıca anjiyogenezi önlüyor, makrofajları aktive ediyor (fagositoz) ve kanser hücrelerinin programlı ölümünü sağlıyor. Gösterdiği diğer bazı doğrudan etkiler arasında kanser hücresi fenotipini normale çevirmesi, laboratuvar ortamında insan kanser hücrelerinin metastaz potansiyelini azaltması yer alıyor.

GcMAF uygulaması ayrıca mitokondri seviyesinde enerji üretimini de arttırıyor ve cAMP sinyelleşmesi aracılığıyla insan nöronal metabolik aktivitesinde iyileşme sağlıyor. Bu etkiler otizm, kronik bitkinlik sendromu ve multipl skleroz hastalıklarının tedavisinde önemli.

GcMAF’in daha yakın zamanda gösterilen bir diğer etkisi de depresyonu tamamen ortadan kaldırması. Ayrıca, hücre diferensiyasyonu ile dendrit ve nöron formasyonunu destekleyici etkisi ile sinirlerarası konektiviteyi de arttırıyor, ki nöronlar arası konektivite eksikliği olduğu bilinen otizm ve kronik bitkinlik sendromunun tedavisi için son derece önemli bu.

FIRST IMMUNE GcMAF

Immuno Biotech ekibinin ilk ürettiği First Immune GcMAF, şirket içi ve şirket dışında dokuz esseyden geçtikten sonra piyasaya sürülüyor. Berrak bir sıvı halindeki GcMAF’in her dozu tek bir damla kadar. 2.2ml’lik flakon sekiz dozluk ve koldan ufak bir enjeksiyonla alınıyor. Haftada bir doz alınan GcMAF ile 3 hafta içinde immün sistem normal gücünün de üstüne çıkacak şekilde yeniden yapılanıyor. Pekçok hastalık ve erken safhadaki kanser vakaları için hastaların haftada bir doz olmak üzere First Immune GcMAF’i 24 hafta süreyle kullanmaları kafi geliyor.

2013’ün sonlarına doğru Immuno Biotech firması daha güçlü bir protein olan GOleic‘i geliştiriyor. Bu, GcMAF molekülünün Oleik yağ asidiyle birleştirilmiş hali. GOleic de dahil olmak üzere GcMAF ürünleri artık yoğurt şeklinde yenilerek alınabildiği gibi dil altı hapları şeklinde de kullanılabiliyor. Bunlar özellikle otizmli küçük çocuklar için düşünülmüş, GcMAF’i rahat kullanmalarını sağlayan yöntemler.

Henüz deneylerin erken safhasında olunmasına rağmen GOleic’in, 30 yılını kanser araştırmalarına adamış Prof. Ruggiero tarafından geliştirilen yeni ultrasonografi tekniği sayesinde kanser hücrelerini çok daha hızlı eradike ettiği görülüyor. Bu teknikle kanseri ileri safhadaki hastalarda tümörlerin yeri ve boyutu doğru bir şekilde saptanabiliyor ve böylelikle tümörlerin ana büyüme alanı hedeflenerek GOleik terapisi uygulanabiliyor. Ultrasonografi milimetrenin onda biri netliğinde kesin sonuçlar sağlıyor ve GcMAf’ın doğrudan tümör üzerine yerleştirilebilmesine olanak sağlıyor. İki haftalık bir süre içinde bir hastada bu teknikle tümör boyutu %58 oranında küçültülmüş durumda ve benzer başarı öyküleri de gelmeye devam ediyor. Prof. Ruggiero bunun bugüne kadar hiçbir konvansiyonel kanser terapisi ile sağlanamamış bir başarı olduğunun altını çiziyor.

GcMAF’IN GÖSTERDİĞİ ETKİLER

GcMAF’ın 4. aşamadaki kanser vakalarındaki etkisi bu alanda hakikaten çığır açıcı nitelikte. Immuno Biotech yürüttüğü çalışmalarda 700 meme, karaciğer, over, prostat ve dil kanseri vakasında iyileşme ve hatta eradikasyon sağlamış durumda. Ancak ekip üyeleri GcMAF’in yürütülmekte olan ön-klinik deneylerine katılan hastaları, terapinin mutlaka diyet ve yaşam şekli değişiklikleriyle beraber yürütülmesi gerektiği konusunda sıkı sıkı uyarıyor. Günlük D vitamini takviyesi yapılması, diyetten şeker ve karbonhidratların çıkartılması, stresten kaçınılması, egzersiz yapılması, et ve balık ürünlerinin yenilmesi kanseri yenmenin olmazsa olmaz bileşenleri deniyor.

OTİZM VE TRANSKRANYAL ULTRASONOGRAFİ

Immuno Biotech bugüne kadar sayıları 3000’i bulan otizmli çocuk ve yetişkine ön-klinik deneyleri için GcMAF sağlamış durumda. Yetişkin ve çocuk popülasyonunun %85’inde otizm belirtilerinde iyileşme kaydedilmiş, aralarında Birleşik Arap Emirlikleri’nden 4 yaşındaki bir oğlan çocuğu da olmak üzere 500 kişi otizmden tamamen kurtulmuş durumda. Prof. Ruggiero, “tıpta hastalık için “çare”nin tanımının ne olduğunu gayet iyi bilen bir hekim olarak üzerine basarak söylüyorum ki, otizmden bir daha nüksetmemek üzere kalıcı olarak kurtulmak mümkün diyor. Ancak bunun tüm vakalar için geçerli olmadığını, ilerleme kaydedilemeyenlerde sorunun nereden kaynaklandığı üzerinde çalışmalarının devam ettiğini açıklıyor.

Immuno Biotech böylelikle, Prof. Ruggiero’nun Dr. Bradstreet ile birlikte geliştirdikleri yeni transkranyal ultrasonografi (TUS) tekniği sayesinde otizmin nedenlerinin anlaşılmasına bir adım daha yaklaşmış olduklarını bildiriyor. Bu teknikle üç aylık küçük bebeklerde bile otizmin varlığının gösterilebildiğini, durumun ağırlığının ölçümlenip klasifikasyonunun yapılabildiğini söylüyor. Bilim kadrosu yeni yayımladıkları hakemli çalışmalarıyla otizm tarihinde ilk defa son derece ucuz ve uygulaması kolay transkranyal ultrasonografi ile bebeklerde otizm spektrum bozukluğunun (OSB) teşhis edilebildiğini dünyaya duyuruyor. Frontiers in Human Neuroscience dergisinde yayımlanan çalışmada otizmin beyindeki lokasyonunun nasıl tespit edilebileceği anlatılıyor. Nörotipik çocuklarla karşılaştırıldığında, OSB’li çocuklarda ekstra-aksiyel sıvı daha fazla oluyor ve aynı zamanda beyin zarı anomalileri görülüyor. TUS ile uzmanlar hemen erken bir dönemde bu anomalileri saptayıp otizmin kendini göstermesini önleyebilecek deniliyor. TUS tekniğinin etkinliği, Dr. Bradstreet’in denetiminde 38 çocukla yapılan deneyde gösteriliyor. Dr. Bradstreet’ten tekniğin eğitimini alan Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Al Zahra hastanesinde görevli Dr. Bariah Dardari, bu yöntemi hastanelerinde uygulamaya alacaklarını, bunun hem otizmli çocukların tedavisi hem de kardeşlerindeki olası otizm riskinin en aza indirilebilmesi için çok önemli bir gelişme olduğunu belirtiyor.

Profesör Ruggiero da bu yeni buluşla, bugün dünya genelinde her 50 çocukta 1’e yükselen otizm salgının seyrinin değiştirilebileceğinin müjdesini veriyor. Bugüne kadar yalnızca sübjektif klinik gözlemlere dayalı yapılan otizm teşhisi ve kontrollerinin bundan böyle objektif ve tartışılmaz verilere dayalı tespit, ölçüm ve klasifikasyonunun yapılabileceğini söylüyor. Neredeyse hiçbir maliyeti olmayan bu yöntemle, bunca acıya sebebiyet vermiş otizm sorununu en başından önleyebilme şansına sahibiz artık diyor.

Dr. Marco Ruggiero’nun 2015’teki Autism One kongresinde Dr. Bradstreet’in hemen ardından yaptığı sunumu Türkçe altyazılı olarak izleyelim şimdi de. Bu bağlantıda verilen videonun altında, sunumda kullanılan diaları görebileceğimiz link verilmiş.

YASAKLAMALAR VE ŞAİBELİ ÖLÜMLER

2014 yılında ise sahneye  Fiona O’Leary adında 5 çocuk sahibi İrlandalı bir anne çıkıyor. Çocuklarından ikisi otizmli, kendisi de Asperger sendromlu bu anne otizmin biyomedikal tedavisine yönelik geliştirilen teknikleri “sahtebilim icadı son derece tehlikeli şarlatanlıklar” olarak görüyor ve otizmli çocukların bu çoğu geniş bir “aşı-muhalifi” hareketin üyesi, “şarlatan hekimler”ce kobay faresi olarak kullanılarak suistimal edildiklerini savunuyor.

Dr. Bradstreet ve İngiltere bazlı First Immune şirketi özellikle hedefinde bu aktivist annenin ve kurduğu sivil toplum örgütü ile ‘dünya çapında’ kampanya başlatarak, “otizmi eradike etmeyi kafasına koymuş bu şarlatanların” maddi çıkar için sözümona tedavi diye ortaya koydukları yöntemlerin yasaklanması ve hasta olarak kabul edilmemesi gereken otizmli çocukların yasalarla bu tür “suistimal”lere karşı koruma altına alınmasını talep ediyor.

Dr. Bradstreet’in otizm için uygulamaya koyduğu bu “çok tehlikeli” ve yasaklanması gereken yöntemleri şöyle sıralıyor: B12 vitamin iğneleri, şelasyon, HBOT, kök hücre terapisi, kaka/dışkı implantasyonları, kanabis (marihuana) terapisi, GcMAF ve diğer pekçok “şarlatanca tedavi”…

Bunların çeşitli kongrelerde ebeveynlere tanıtılmasından, kullanımının “normalize edilmesi”nden ve tıp camiasınca da kanıksanmasından şikayetçi O’Leary.

Dr. Bradstreet’in, İngiliz yetkililerle koordineli olarak bu defa Amerika’da GcMAF ile tedavi uygulayan doktorlara karşı operasyon düzenleyen ve bu ürüne “ruhsatsız ilaç” olduğu gerekçesiyle el koyan FDA’in baskını ardından hayatını kaybetmiş olması sebebiyle kaleme aldığı yazıda, İngiliz ve Amerikan yetkililerle Dr. Bradstreet’in şarlatanlıkları ile ilgili olarak 1 yıldan beri temas halinde olduğunu, bizzat kendisinin bu soruşturmaların içinde olduğunu belirtiyor.

2015 şubat ayında İngilizlerin piyasaya çıkacak ilaçların güvenliğini denetlemekten sorumlu idari birimi Medicine and Healthcare products Regulatory Agency (MHRA) tarafından Immuno Biotech’in İngiltere, Cambridgeshire’deki üretim tesisi baskına uğruyor. Kullandıkları ‘Glikoprotein’in ruhsatsız ve “insan kullanımına uygun olmadığı”, ayrıca steril olmayan ekipmanla üretim yaptıkları gerekçesiyle tesis kapatılıp, 10,000 şişe GcMAF’e de el konuluyor.

İşin ilginç tarafı, insan vücudunca doğal olarak üretilen glikoproteinin ‘tehlikeli’ olduğuna dair ortada hiçbir kanıt yok, hatta bugüne kadar ürünü kullanan pekçok kanser hastası ve otizmli çocuk ve yetişkinin sağlıklarına kavuştuğu hakemli dergilerde yayımlanmış çalışmalarla ispatlı.

Bugün İngiltere’de otizmin sosyo-ekonomik külfetinin £30 milyara ulaştığı bildiriliyor. Amerikan sağlık ekonomistlerinin tahmini ise 2025’te Amerika’da otizmin bakım masraflarının 276 milyar ila 1 TRİLYON dolar arasında olacağı yönünde.

Uzmanlar, devletin idari birimlerinin otizmin sebeplerinin bulunması ve kaydadeğer tedavi yöntemlerinin bir an evvel geliştirilmesi gerektiği yönünde çağrıda bulunurken, İngiliz ve Amerikan resmi makamlarının aktif olarak bu son derece ümit vadeden tedavi yöntemlerini yasaklamaya çalışmaları akla, senede 100 milyar dolarlık bir endüstri haline gelmiş kanser ve projeksiyonların yakın gelecekte kanserden de büyük bir sektör haline geleceğini ortaya koyduğu otizmin ortaya çıkış sebeplerinin ve kesin tedavisinin bulunmamasından kimlerin çıkarı olabileceği sorusunu getiriyor.

Dr. Bradstreet’in son Autism One kongresindeki açılış sunumunun başlığı “Otizme Çare Bulmaya Ne kadar Yakınız?”dı. Ancak belki de soru şu olmalı: “Otizme Çare Bulmaya Kalkışmak Ne Kadar Tehlikeli?”

YASAKLI KANSER VE OTİZM TEDAVİSİ: GCMAF – 1. BÖLÜM

YASAKLI KANSER VE OTİZM TEDAVİSİ: GCMAF – 2. BÖLÜM

Yorumlar