“Rafine” sofra tuzlarının geçtiği işlemler sırasında minerallerinden arındırıldığını biliyoruz. Peki ama bu minerallerin daha sonra bir de gıda desteği firmalarına satıldığını biliyor muyuz? Yani sofra tuzu üreten firmalar tuzun besleyicilik açısından en değerli kısmını bilerek tuzdan çıkarmış, bir de bu müşterilerinden çaldıkları besleyici unsurlardan ek kar etmiş oluyorlar.

Sofra tuzu, çıkartılmasa kan basıncınızı pekala ayarlayacak, düzenleyecek minerallerin hepsini kaybetmiş halde geliyor karşınıza. O zaman da ne oluyor, dengeleyici unsur olacağına bu defa tansiyonda büyük dalgalanmalara bizzat neden oluyor. Mekanizması gayet iyi bilinen bu tehlikeden koskoca “düşük sodyumlu” gıda endüstrisi doğmuş durumda bugün.

İşlenmiş-hazır gıdalar sodyum oranı hep çok yüksek ve elbette sofra tuzu formunda olanı kullanılarak, yanında da eşlikçi yapay aromalar veya tatlandırıcılarla bir paket halinde bizlere sunulur. Ve ironi odur ki, kalp sağlığı için bizlere önerilen düşük sodyumlu ürünler ekseriya monosodyum glutamat ile hazırlanır. Sodyum bazlı bir eksitoksin olan bu madde, vücudunda mağnezyum eksiliği olanlarda kalp krizine yol açar. Mağnezyumu doğal olarak nereden alıyoruz peki? Organik taze sebzeler ve deniz tuzundan. Spor müsabakalarında veya yarışlarda bilinmeyen, gizemli bir nedenle düşüp öldüğünü gördüğümüz genç atletlerde kalp yetmezliğinin en büyük sebebi muhtemelen bu mağnezyum eksikliği üzerine eklenen düşük sodyumlu fakat bol monosodyum glutamatlı beslenme tarzıdır. Yoğun terlemeden dolayı vücudun elektrolit dengesi iyiden iyiye bozulduğu noktada kişi için bu bardağı taşıran son damla olabilmektedir.

Yaygın inanışın aksine softa tuzu öyle salt sodyum klorürden oluşmaz. Akışkanlık kazansın diye başka maddeler de eklenir tuza. Ferrosiyanür, talk ve silika aluminat en sık eklenenlerdendir. Özellikle şelatlaması için vücuda yanında selenyum verilmediği durumlarda alüminyum alımı nörolojik bozukluklara yol açar. Vücutta birikme yapma (biyo-akümülasyon) özelliği olan alüminyum zamanla daha fazla dejenerasyon yaratır.

Talk ise karsinojen sınıflandırmasında bir maddedir, ancak ağızdan alımında yaratacağı etkiler fazla araştırılmamıştır. Bir dönem bebek pudralarında kullanılmış olsa da, bilinen risklerinden dolayı şu an bu tip ürünlerin ekseriyesinde mısır nişastasına geçilmiş olduğunu görüyoruz. ABD’nin Gıda ve İlaç Dairesi FDA ise bebek pudralarından çıkartılan ve toksisite nedeniyle başka hiçbir gıdada bulunmasına izin verilmeyen aynı talkın sofra tuzlarında kullanımına devam edilebilmesi için yönetmeliklere özel hüküm koymuştur. Mevcut yasal düzenlemelerde sofra tuzunda %2 oranında talk kullanılabilmektedir.

 

yeni

Yorumlar