Silikon, çoğu zaman silika olarak adlandırılan birçok farklı formu da olan bir elementtir.

Silika, aslında kemik sağlığının kilit noktasıdır.

1950’lerde birkaç Avrupalı ​​bilim insanı tarafından silikanın fetüsün iskelet gelişimi için gerekli olduğu bulundu. Bu onları silika ve kemik sağlığı arasındaki ilişkiyi araştırmaya yönlendirdi. Kemik sağlığı için silikanın, Kalsiyum ve D Vitamini’nden çok daha önemli olduğu bulundu.

60’lı yıllarda, Silikon’un kemiği güçlendirdiğini kanıtlamak için laboratuvar hayvanları ile bir dizi çalışmalar yapıldı. Laboratuvar hayvanlarının kemikleri kırıldı ve iyileşme zamanları kontrol edildi.

Bir gruba Kalsiyum, bir gruba Silika, bir gruba ikisini birden verdiler ve bir gruba da hiçbir şey verilmedi.

En iyi sonuçların Kalsiyum ve Silika kombinasyonu ile olacağını umuyorlardı, ancak bunun yerine en hızlı iyileşme oranını sadece Silika alanlarda buldular.

Sadece Kalsiyum alanlarda normal bir iyileşme süresi boyunca ek besin maddeleri olmadan fazla gelişme görmediler.

Ve ikisini (kalsiyum ve silika) birlikte alanlarda daha yavaş toparlanma görüldü.

Silika aynı zamanda kollajen, yani bizleri bir arada tutan bağ dokusu için de kilit noktasıdır.

 

Aslında, neredeyse 50 yıl önce pazarı açan şirket, hak iddia edemeyeceklerini söyleyerek FDA ( kahrolsun federaller🤣) ile olası bir kavgadan kaçınmak için ürünü kozmetik ürünü  olarak pazarladı. (Biosilden bahsediyor olabilirler mi?)

Dış piyasada saç ve tırnak bakımı için satılsa da aynı ürünü yurtdışinda aluminyum detoksu için kullanan fonksiyonel tıp hekimleri çoğunluktadır.

 

Konu kemikleri güçlendirmeye gelince, başka hiçbir şey Silikanın eline su dökemez. İkincil olarak Magnezyum ve D vitamini  rol oynar.

Kalsiyumun aslında kemik iyileşmesini engellemek için kullanıldığı belgelenmiştir.

Silikon güzel yaş almaya da yardımcı olur. 

Yüksek silikon seviyesine sahip insanlarda kırışıklıklar daha az görülür.

Aynı zamanda kalp için de gereklidir. Kardiyovasküler dokuların elastikiyetini arttırır.

 

Zaman içinde kemikler kırılgan hale geliyor, çünkü diyetimizde yeterince silika almıyoruz… tıpkı Chromium ve Selenium gibi gıdaları alamadığımız gibi.

 

Silicon, Alzheimer için de kilit noktasıdır. 

Birçok insan alzheimera Alüminyum’un neden olduğuna inanır. Alüminyum, çoğunlukla Dünya kabuğunda Silikon-Alüminat şeklinde bulunur. Silikon, Alüminyumu yönetir. Silisyum yokluğunda, Alüminyum beyindeki düğümlere neden olur ve beyin dokusunu parçalara ayırır.

Bir çok calışma gösteriyor ki vücuttaki Silikon seviyesi arttıkça, Alzheimer olma ihtimalimiz azalıyor.

 

📌Silika dokulardaki toksinleri yavaşça çekip vücuttan atılımını sağlamak üzere kan dolaşımına verir. Silisit asit üzerine yapılmış çalışmalar bunun, alüminyumun vücuda yükünü azaltan, alüminyumun beyin ve gastro-entestenal dokuda birikimini yavaşlatan, alüminyumun insanlardaki biyolojik yararlanım özelliğini büyük oranda azaltan, bitki ve hayvanlarda toksisiteyi azaltan ve negatif yan etki oluşturmadan alüminyumun idrar yoluyla vücuttan atılımını sağlayan etkili ve invazif olmayan bir terapi olduğunu gösteriyor. (lilliputian.me/aşı detoksu)

Fiji su, içeriğindeki orthosilicic asit sebebiyle aluminyumu bedenden uzaklaştırabilme özelliğine sahip

Fakat okuduğum bloglarda yeterli gelebilmesi için tonlarca Fiji suyu içilmesi gerektiğinden bahsediliyor.

O sebeple en yakın içeriğe sahip diğer ürünleri aşağıya ekliyorum.

 

– Likit mineral halde biosil orthosilicic asit.

– Doku tuzu olarak schussler no:11

– Gıda bazlı olarak Alta Silica📌

 (ürünün benzersizliği yenilebilir, sentetik olmayan, bedenin daha kolay tanıdığı, aktif form olmasıdır.

Chris Barr önerisi

– Su formu Fiji Water

– Doğada bulunduğu haliyle salatalık.

 

Minik orman perim ise son iki senedir yukarıda adı geçen takviyeleri ihtiyaca göre dönüşümlü olarak kullanıyor…

 

Kaynak: Chris Barr – Interview about silica

Sağlıkla,

L.A

Yorumlar