Ayşe Kandemir
Anneler Konuşuyor

 
 
00:00 / 11:46
 
1X

 

 

 

Sağlığınızı kaybettiğinizi öğrendiğiniz gün dünyanın başınıza yıkıldığını düşünürsünüz halbuki her şey henüz yeni başlıyordur. O günlerde benim de tek sorguladığım şey “Neden ben?” sorusu idi. O günden sonra “Eğer ben isem mutlaka sebebi vardır” diyorum. Biraz sonra ve umarım ileride bahsedeceklerim ile ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ama öncelikle çok kısa kendimden ve hızlıca öykümden bahsedeyim.

Ben Ayşe KANDEMİR. Şimdilerde 30 yaşımdan gün almak üzereyim ve çok taze bir anneyim. Hali hazırda satış mühendisi olarak özel bir firmada çalışmaktayım ama asıl almam gereken ünvan kesinlikle “mühendis” değil. Diğer yandan yaşam koçu olarak kendimi eğitmek ile meşgulüm çünkü insanların kalbine dokunmak bana haz veriyor ve asıl olmam gereken yere doğru yürüdüğümü düşünüyorum. Eğer benim ve yaptıklarım hakkında daha fazla bilgiye ulaşmak istersen aşağıdaki blog adresim ve “@yasamkocuayse.k” adlı instagram hesabından dahasına ulaşabilirsin.

http://otoimmunhepatit.blogspot.com/

Çok da bilinçli olmadığım 18 yaşımda haşimato ile tanıştım. Sadece troidlerin az çalışması diye bilgilendirilip her gün düzenli sentetik hormon hapımı kullanmaya başladım. Yaşım 26 olmuş ve henüz yeni evlenmiştim. Birden gözlerim sarardı, halsizleştim ve maalesef doktorlar 1 ayda ancak teşhisi koyabilmişlerdi. “Otoimmun hepatit”ti hastalığımın adı.

Öğrendiğim ilk günden itibaren 1 sn boş kalmadan araştırmaya başlamıştım. Otoimmun ne demekti? Ya otoimmun hepatit neydi? Bağışıklık sistemim çökmüş ve vücudum kendisine cepe almıştı. Karaciğerime iltihapsız bir iltihap düşmüş ve vücudum organımı yabancılamaya başlamıştı. Hayır! Ben Hepatit B, C ya da A hastası değildim, ben otoimmun hepatit hastası idim. Peki ne yapmam gerekiyordu? Ömür boyu o sentetik ilaçlarla vücudumu daha da baskılayarak ne kadar sağlıklı olabilirdim? Biliyordum gün gelecek ben de organ yetmezliği yaşayacaktım ama henüz ben 26 yaşındaydım ve henüz yeni evlenmiştim.

PUBMED dahil tüm akademik çalışmaları ve dünyanın her bir yanında uygulanan tedavileri okumayı bir an bile bırakmadım. Modern Tıp dünyası bağışıklık baskılayıcı ilaçları savunuyordu, o zaman bana uygulanan tedavide doğru muydu? Hiç mantıklı değildi bu. Araştırmaya ve hastalığıma sahip insanları bulmaya devam ettim. Facebook’ta Amerika’daki hastaların kurmuş olduğu “Autoimmune Hepatits” adlı gruba üye oldum ve onların hayatının nasıl gittiğini öğrenmeye çalıştım, çünkü biliyordum er ya da geç karaciğer yetmezliği yaşayacaktım ve buna tahammül bile edemiyordum. Hatta o gün çocuk sahibi olmaktan bile vazgeçmiştim. Sonrasında Facebook’ta yazdığım bir yoruma duyarlı biri tarafından cevap geldi ve beslenmenin bu hastalık için önemli olduğunu düşündüğümü görünce beni Amerika’da yaşayan Dr. Burton BERKSON’a ve yaşam koçu (wellness couch) Denise Gabbay OTTEN’a yönlendirdi. İyi ki benim yorumumu görmüş ve iyi ki buna vesile olmuş.

O günden sonra hayatımı farklı yöne çevirdim ve Dr. Berkson’un çalışmalarına yoğunlaştım. Kendisi Hepatit C dahil neredeyse tüm karaciğer hastalıklarını tedavi ediyordu ve çok basit bir yolla. Doğru beslenme ve vitamin takviyeleri. Sonrasında Denise ile iletişime geçtim. Anında cevap aldığım bu kadın resmen beni yeniden hayat döndürdü. Şu an iş birliği içindeyiz ve Türkiye’deki otoimmun hepatit hastalarına yardımcı oluyoruz.

Kısaca özetleyecek olursam, 2016 Mart ayında otoimmun hepatit olduğumu öğrenmiş, Ocak 2017′de Denise ile tanışmıştım. Mart 2017‘de de Denise ile tedaviye başlamaya karar verdim. (Karar vermek çok da kolay değildi çünkü yanlızsınız ve herkese çok yabancı bir yöntem ile tedavi olacağınıza inanmaya inandırmaya çalışıyorsunuz.) O gün itibari ile gluteni, şekeri, süt ürünlerini ve tüm paketli gıdaları hayatımdan çıkarıp taze ve doğal beslenmeye başladım. Organik tarımın çok da mümkün olmadığı Türkiyem’de imkanlarım dahilinde sadece doğal beslendim, hala da öyle devam ediyorum. Tabi ki olmazsa olmaz gıda takviyem Alfa lipoik asiti ve diğerlerini kullanmaya başladım. Maalesef alfalipoik asit Türkiye’de anılması gerektiği kadar anılmıyor diğer takviyeler gibi. Nitekim, 6 ayda ilaçlarımı tamamen bıraktım.

COURTNEY’Yİ KURTARMAK – Doktorlar Çaresizdi, O Yüzden Kızını Bizzat Annesi Kurtardı

Bu süreçte boş durmadım. Bir blog sayfası açtım ve tüm tedavi sürecimi aşama aşama kan tahlillerim ile paylaştım. Daha çok kişiye ulaşmak için Facebook ve instagram adreslerimi de aktifleştirdim. Amacım sadece bana ulaşıp yaşadıklarımı öğrenmeleri ve buna şahit olmaları idi. Oldu da… yavaş yavaş bana katılanlar da oldu. Bu süreçte kitap da yazdım ve kendimi sağlıklı beslenme ve dahası hakkında geliştirdim. Ve çok haz aldığım yaşam koçluğu mesleği için eğitim da almaya başladım. Artık biliyordum, hayata bütüncül olarak yaklaşmak bizi iyileştirecek olandı.

Mucize ki ilaçlarımı bıraktıktan sonra Ocak 2018′de hamile olduğumu öğrendim. Otoimmun hepatiti yenmiş bir anne olarak daha çok anlatacaklarım vardı herkese. Bu süreçte de hayatıma yenilikler katmaya devam ettim. Aşıların doğru olmadığını düşünen bir anne adayı olarak bebeğim için araştırmalar yaparken ‘vitamingiller ailesi’ karşıma çıktı ve sonuç olarak bu kanal ile sizlerle öykümü paylaşabildim, ne mutlu.

Hamilelik süresince antioksidan vitaminlerimi almadım, sadece gebelik için gerekli multivitamin ve daima kullandığım omega 3, d vitamini, probiyotik, magnezyum gibi vitamin ve minerallerimi almaya devam ettim. Mükemmel bir gebelik geçirdim ve karaciğerim beni hiç üzmedi. Hatta bu arada hamilelikte karaciğer değerleri yükselen birçok gebeye de ışık oldu ve sadece 2 hafta yaptıklarımı yaptıklarını söyleyip değerlerinin iyileştiğini belirten çok kişi oldu bana.

Hamilelikte önerilen şeker yüklemesini, tetanoz aşısını (doktorum istemedi), demir ilacını kullanmama gerek kalmadı çünkü ben yaklaşık 2 yıldır hiç şeker kullanmıyordum, gebelik boyunca her sabah koyu yapraklı yeşillikler ile kendime smoothie yapıyordum. Çok istediğim ve doğumun tek yöntemi olan normal doğum ile bebeğimi kucağıma aldım. (‘Normal doğum’ diye bir şey yoktur aslında, doğum zaten vajinaldir. Sezeryan ise bir seçenek olmamalıdır, gereklilik durumunda anne ve bebek sağlığı için bir ameliyat seçeneğidir ve iyi ki vardır.) Gebelik boyunca ve sonrasında aşı, antibiyotik, ağrı kesici vs hiç biri ne bana ne bebeğime verilmedi. Bunu özel istekle doktoruma ve doğum yapacağım hastaneye bildirdim. Bebeğim 7 aylık ve hiçbir aşısı yok. Doğumda hastane doktoru ve şimdilerde sağlık ocağı ile verdiğim mücadelede şimdilik başarılıyım 🙂

Son olarak vurgulamak istediğim, Otoimmun Hepatit yenilemez değil. Hatta tüm otoimmun hastalıklar kontrol altına alınabilir. Yöntemi de oldukça basit. Beslenme, gıda takviyeleri ve homeopati, aromaterapi gibi çok eskilerden beri var olan ancak yeni öğrenilmeye başlanan yöntemlerle arınmak mümkün. Yeter ki inanın ve deneyin.

Şimdilerde tüm otoimmun hepatitli anne adaylarına tek tavsiyem, önce bu yöntemi deneyin ve tedavi olun sonrasında sağlıkla bebeğinizi kucağınıza alın.

“Zamanın belirli tarihine kadar monitörün arkasında merak ettiklerim, ilgilendiklerim ya da öğrenmek istediklerim için sıradan kelimeleri arama motoruna yazarak sadece okuyan biriydim. Uzman ve bilirkişi olamadığımı sadece tüm detayları bizzat yaşayarak tecrübe ettiğimi ve tüm bildikleri sizlerle paylaşmaktan keyif aldığımı her fırsatta yineliyorum. İnsanların akıllarına değil, kalplerine dokunmaksa o tarihten sonra edindiğim tek amaçtır.

Hayat, artısı ve eksisi ile sizin hayatınız ve aldığınız kararlar ile ona şekil verecek olan sizlersiniz. Alacağın kararlarda sana katkım olacağını düşünüyorsan bildiklerimi seninle paylaşıyor olmaktan keyif alacağım.  Sağlıkla Kal”

Yaşam Koçu
Ayşe KANDEMİR

Instagram: @yasamkocuayse.k
Blog: https://otoimmunhepatit.blogspot.com/

Yorumlar