Amerika Birleşik Devletleri’nde her sene 1 haftalığına düzenlenen ve otizm tedavisinde kaydedilen yeni gelişmelerin hekimler, biliminsanları ve ebeveynlerce değerlendirilip masaya yatırıldığı AutismOne adlı konferansta 2015 yılına gidiyoruz ve “Otizm Olarak Bildiğimiz Belirtilerden Kurtulmak” adlı kitabında anlattığı protokolüyle 2016 itibariyle tam 235 çocuk ve gencin otizm tanısını geride bırakmasına aracılık etmiş Kerri Rivera’nın protokolünün belkemiği olan kimyasal ve diğer konuları ele aldığı sunumunu Türkçe altyazılı olarak izliyoruz.

Konuşmanın ana konu başlıkları şöyle:

1.  Klordioksit, Otizm olarak tanımlanan belirtilerin geçmesini nasıl sağlıyor?

2. ‘Oksitleme Gücü – Oksitleme Kapasitesi’ Karşılaştırması

3. Klordioksitin Kimyası

4. Klordioksit ve çamaşır suyu olarak bilinen Sodyum Hipoklorit Farkı

5. Mikropları öldüren CD’nin insan hücrelerine hiç dokunmaması nasıl mümkün olabiliyor?

6. Klordioksiti Nasıl Kullanıyoruz?

7. Klordioksit tıpta hangi alanlarda kullanılıyor?

9. Kloridoksitin güvenle alınabileceğini gösteren kanıtlar

10. Klordioksitin Öldürücü Etkisinin Kanıtlandığı Virüsler

11. Avrupa Komisyonu, ‘Sodyum Klorit’i ALS – Amyotrofik Lateral Skleroz Hastalığı için Tıbbi Ürün Kategorisine Almış Durumda

12. Organizmanların CD’ye direnç geliştirmesi mümkün mü?

13. ‘Klordioksit’in Toksikolojisi’

14. ABD devleti Antraks (Şarbon)’a karşı CD Kullanıyor

15. CD için Alınmış Patent Listesi

16. Reçetesiz Satılan CD’li Sağlık Ürünleri Hangileridir

17. ‘Yan Etki’ ve ‘Herxheimer Etkisi’ Arasındaki Fark

18. Tarihte Lavman Kullanımı / Lavman Gerçekleri

19. Bağırsak Patojen ve Parazitleri/Kurt/Solucan ve Tenyalar

20. Parazit Kaynaklı Amonyak, Otizm Diye Anılan Belirtilerin Ortaya Çıkmasına Neden Oluyor Olabilir mi?

21. CD Protokolü Nelerden Oluşuyor?

22. İnternet ve Pharma (İlaç Karteli) Trolleri

23. Bir anneden mektup

 

Kerri Rivera Sunar: Klordioksit, Otizm Olarak Tanımlanan Belirtilerin Geçmesini Nasıl Sağlıyor?
Merhabalar, ben Dr. Ellen…

Her ne kadar herkese uyacak TEK bir tıbbi müdahale tipi diye bir şeyden sözedilemeyecek olsa da– ki burada kimseye tıbbi tavsiye vermiyor, kişisel görüş bildiriyoruz– kendi klinik deneyimimi burada paylaşmak isterim.

Kliniğimde hangi çocukta kullandıysak mutlaka faydasının dokunduğunu gördüğümüz tek bir protokol oldu bugüne kadar, o da Kerri Rivera’nın CD PROTOKOLÜ’dür.

Yüzlerce saat boyunca CD hakkında çıkmış ne bilimsel yayın varsa okumuş ve bu bileşik üzerine alınmış patentleri bir bir incelemiş biri olarak söylüyorum ki, okudukça bu klordioksitin neden bu kadar iyi çalıştığına dair güveniniz de gitgide artıyor.

Öyle geniş bir kullanım alanı var ki, örneğin şua verilmek suretiyle kemik iliği öldürülmüş kişilerde bağışıklık sistemini destekliyor; yara iyileşmesine yardımcı oluyor, incitmeden detoks yapma etkisi var ve elbette son derece güvenli bir şekilde vücuttaki ‘patojen yükü’nü azaltıcı etkisi var.

Ayrıca, görüştüğüm başka doktorların da CD’nin nasıl çalıştığını, niye işe yaradığını gayet iyi anlamış olduklarını gördüm.

İmmünolog bir hekim bile vardı bunlar arasında…

Kerri Rivera’nın protokolünü uyguladığımız çocuklardan oluşan bir grupla yürüttüğümüz deneyde çocukların TEK BİRİ BİLE olumsuz etki yaşamadı veya zorlanmadı.

Detoksifikasyon sürecinde ortaya çıkan kısa süreli ‘Herxheimer etkisi’ dediğimiz belirtiler tıpta onyıllardır bilinen bir olgudur.

Vücuttaki patojenler öldüğünde de ortaya çıkar bu belirtiler.

Tıp dünyasında bu ‘biraz yavaş gitmek gerektiği’ şeklinde vücudun uyarısı olarak görülür, fakat aslında bu iyileşme işaretidir.

Ve Kerri Rivera protokolünde işin bu kısmını da gayet güzel idare ve kontrol ediyor.

İşte bu yüzden, olumlu etkilerini kliniğimde bizzat deneyimlediğim bu protokolün yaratıcısı, Kerri Rivera’yı sizlere takdim etmekten gurur duyarım.
Kerri Rivera:

Sunuma iştirakiniz için hepinize çok teşekkür ederim.

Sorumluluk Reddi Açıklaması:
Bu sunum sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Kimse bir başkasına benzemez,o yüzden sağlık konusunda atacağınız her adımda yetkin bir sağlık profesyoneli ile çalışmak gerekir.

Elbette sorumluluk reddimiz var öncelikle…

Şu noktaları da netleştirmekte fayda var:

– Herhangi bir ürün satmıyorum, kimseyle iş yapmıyorum, herhangi bir kiliseye de üye değilim.

Daha bilmediğimiz çok şey var çünkü ‘bilim’, CD’nin bu Otizm adı verdiğimiz semptomlardan insanların kurtulmasını tam olarak NASIL sağladığını anlamamızı sağlayacak araştırmaların yapılmasına sıcak bakmıyor, HENÜZ.

Bu konuda yardımcı olabilecek biliminsanları arıyoruz.

Klordioksit, Otizm olarak tanımlanan belirtilerin geçmesini nasıl sağlıyor?

Bizim(!) için Otizm teşhisi şu demek:

  • Mantarlar,
  • Bakteriler,
  • Virüsler,
  • Parazitler,
  • Ağır Metaller,
  • Enflamasyon ve
  • Otoimmün Bozukluklar

‘Oksitleme Gücü – Oksitleme Kapasitesi’ Karşılaştırması

Tıpta kullanılan oksidatif tedaviler arasında OZON vardır mesela, ki bu 2.07v’lik değerdedir, oldukça güçlüdür.

HİDROJEN PEROKSİT: 1.78v ile hala oldukça güçlü bir değerdir; vücut genellikle 1.28 ila 1.30v’lik değer aralığındadır.

O yüzden hep bu 1.30’lık değerin altında kalmaya çalışıyoruz ki herhangi bir hasar oluşmasın.

Ve KLORDİOKSİT de 0.95v’lik oksitleme gücü ile bunu mükemmelen karşılıyor bakın.

Gördüğünüz gibi patojenleri öldürecek kadar güçlü bir değer bu hala ve fakat vücuda zararı dokunmuyor.

Bir ‘PRO-OKSİDAN’ (OKSİDASYON HIZLANDIRICI)‘nın taşıyabileceği en önemli özellik belki de budur.

Klordioksit öldürürken “seçici” davranıyor, yani oksitleyerek öldürüyor.

  • Klordioksitin öldürmedeki bu seçiciliğinin aksine, hidrojen peroksit ve ozonda bu özelliği görmüyoruz.
  • Klordioksit (CD)’nin reaktivitesi (pH) bağımlıdır.
  • CD, asit ve alkali ortamlarda farklı tepkime gösterir.
  • Patojen ne denli asidik ise CD’nin reaktivitesi de o denli artar.

Çocuklarımızın bazılarında hemen erken safhada ‘detoks’ semptomları görmemizin sebeplerinden biri de muhtemelen bu aslında; çocuktaki patojen yoğunluğu sebebiyle asidite de yüksek olduğundan CD’ye başlandığında çok daha fazla reaksiyon oluşuyor olabilir.

  • Patojen ne denli asidik ise, oksidasyon potansiyeli de o oranda yükselir.

Klordioksit öyle mucize filan değil, en şahanesinden kimyadır.

“Pièce de Résistance”, yani meselenin can alıcı noktasına geldi sıra.

CD’nin çalışma mekanizmasını, nasıl iş gördüğünü açıkladığı için seviyorum bu kısmı. Çünkü bayağı bir yıldır evet, nasıl da harika çalışıyor diye sevinçten uçtuk uçmasına ama, Sue Ellen’ın da dediği gibi artık işin çokça kimyayla alakalı olduğunu anlıyoruz.

  • Şimdi… Klordioksit (CLO2), bir elektron alıp KLOR-İT’e indirgeniyor.
  • KlorİT iyonu daha sonra 4 elektron daha alıp bu defa KlorÜR’e dönüşüyor.
  • CD (Klordioksit)’in ‘klorür’e dönüşme sürecinde atomun ‘KLOR’ kısmı, kararlı halde ‘klorür’ molekülü oluşuncaya dek kimyasal reksiyonlara katılmaz.
  • CD’nin oksitleyici ajan olarak kullanımında bu yüzden hiç klorlü madde açığa çıkmıyor.

KLORÜR nedir peki?

  • Alınan CD’nin %87’si vücutta ‘klorür’e dönüşüyor.
  • KlorÜRden bahsediyoruz, klordan değil!
  • KloRÜR kanımızdaki en önemli ELEKTROLİTlerdendir.
  • Hücre içi ve hücre dışı sıvıların dengede kalmasını sağlar.
  • Ayrıca kanın hacim ve basıncı ile vücut sıvılarımızın pH değerlerinin doğru seviyelerde tutulmasına yardımcı olur.

KLORİT MATRİKSİ

ClO-2 ile gösterilen klorit matriksi–‘klordioksit’ biliyorsunuz ClO2 ile gösterilir, arada ‘eksi’ farkı var, yani görünüşte birbirine çok benzese de bunlar tamamen farklı iki bileşik aslında– kimyasal olarak uygun forma yıkımlanarak hücrelere iletilebilen ve iletildiği hücre tarafından kendi kendini tamir ve KREBS DÖNGÜSÜne yeniden işlevsellik kazandırma(!) işlemlerinde kullanılan maddenin ta kendisidir.

Otizmde bu ‘KREBS Döngüsü’ ve bu döngüyle ilgili sıkıntılardan bahsedildiğini biliyoruz.

İşte bu maddenin bırakın vücudumuza zarar vermeyi, neden ve nasıl iyileşmesini sağladığına dair en büyük ipuçlarından biri de bu.

Klordioksit ve Sodyum Hipoklorit Aynı Şeyler Mi?

Sodyum hipoklorit dediğimiz şey ‘çamaşır suyu’ndan başkası değil.

  • İsimleri ve ihtiva ettikleri elementler hayli benzeşse de bu ikisi birbirinden son derece farklıdır.
  • İsmen çağrışım yapmasının nedeni her ikisinde de KLOR elementinin bulunmasındandır, oysa gösterdikleri özellik birbirinden son derece farklıdır bunların.
  • Klor ve Hipoklorit, her ikisi de güçlü oksitleyici etkiye sahip maddelerdir, fakat bundan daha önemlisi, organik maddeyle girecekleri tepkimede oluşacak ‘yer değiştirme’ tepkimeleri vasıtasıyla kabul edilemez oranda klorlu organik bileşik konsantrasyonlarının ortaya çıkmasına yol açabilir.
  • Klordioksit, Klor ve Hipoklorit’in aksine mutasyona ve kansere yol AÇMAZ ve tahriş edici özelliği de yoktur.

Mikropları öldüren CD’nin insan hücrelerine hiç dokunmaması nasıl mümkün olabiliyor?

Klordioksit (CD), bakteriyel hücre duvarlarını parçalamak suretiyle mikroorganizmaları etkisiz hale getiriyor veyahut da sözkonusu olan virüsse, aynı etkiyi viral zarfları gevşeterek sağlıyor.

Bakteri ve virüsle temas eder etmez işlem gerçekleşiyor.

İnsan dokusu ise bundan etkilenmiyor.

Bu bilgiyi ‘Frontier Pharmaceuticals’ adlı ilaç firmasından aktardım sizlere.

Klordioksitin Kullanımı

  • CD detoksifikasyon amacıyla kullanılır. Bunun için sodyum klorit, çok güçlü olmayan asitlerden ‘sitrik asit’ (limon tuzu olarak da bilinir) veya hidroklorik asitle (tuzruhu) karıştırılır. Çok düşük miktarlarda başlanır ve DAİMA SEYRELTİLMİŞ HALDE ALINIR.
  • Ağızdan alınarak başlanır, full doza ulaşıldığında protokole CD’li lavman da katılarak karaciğer, safrakesesi ve lenfatik sistem arındırılırken bir yandan da kalın bağırsaktaki patojenler öldürülür. Kabızlık varsa ayrıca faydası olur lavmanın.
  • Doz kişinin ağırlığına ve tolerasyon kapasitesine bağlı olarak arttırılır.
  • Kitapta kiloya göre hangi dozun kullanılması gerektiği anlaşılır şekilde ve ayrıntısıyla açıklanmıştır.

Tabii aslolan herzaman vücudumuzun sesini dinlemek.

Tabloda böyle yazıyor, illa bu yapılacak demiyoruz.

Asla zorlamıyoruz vücudu, aksine kulak veriyoruz sesine ve iyileşmeye davet ediyoruz.

Klordioksit ve Bakteriler

  • CD, hücrenin protein sentezi de dahil olmak üzere fizyolojik fonksiyonunu devre dışı bırakarak öldürür bakterileri.
  • CD, hücre dış zarının geçirgenliğini değiştirir.
  • CD, hücrenin korucu tabakasından içeri nüfuz ederek patojenleri içten etkisiz hale getirir. Hem anaerobik (oksijensiz yaşayan) hem de aerobik (oksijenli ortamda yaşayabilen) bakterilerin direnç geliştirmesini önleyerek, sürekli farklı ‘öldürücü ilaç’ (örn. antibiyotik) terapilerine yönelme ihtiyacını ortadan kaldırır.

Robert Blake’in Yeni Zelanda Doğal Tıp Dergisi’nde 2015 Mayıs tarihinde yayımlanmış makalesinden alıntılıyorum:

“Klordioksit; mantar, bakteri ve virüs gibi patojenik mikroorganizmaları etkili şekilde öldüren bir oksitleyicidir.”

Klordioksit Nasıl Bir Mekanizmayla Çalışıyor?


  • Klordioksit oksitleyerek öldürür, metabolik zehir değildir.
  • CD mikroorganizmaların hücre duvarına saldırmak, buradan içeri nüfuz etmek, hücre duvarından içeri besin öğesi taşıma fonksiyonunu bozmak ve protein sentezini engellemek suretiyle bunları devre dışı bırakır.
  • Bu eylem organizmanın metabolik durumu her ne olursa olsun aynı şekilde gerçekleştiğinden, oksitleyici biyositler ‘Giardia Kistleri’ ve Polio virüsü gibi dormant (eylemsiz) organizmalar ve sporlara karşı da etkilidir.

  • Klordioksit (ClO2), bedeni aseptik hale getiren bir solüsyondur, bunun anlamı bakteri, virüs, protozoa, kamçılı kan paraziti (Flagellate), mantarlar, parazitler vb. organizmalardan ari bir hal yarattığıdır.
  • Klordioksit (ClO2), vücudun iyileşebilmesi için gerekli ALKALİNİTEYİ ARTTIRMAK suretiyle bahsi geçen bu patojenleri seçici şekilde oksitler ve bu yolla vücudun kendi kendini iyileştirmesine yardımcı olur.

Tetraklorodekaoksit (TCDO)

  • TCDO bir klorİT türevi. Klorit matriksi bu TCDO’nun jenerik bir formu. Klordioksit, sodyumhipoklorit, ve hidrojen peroksitin karışımından elde ediliyor, ki bu da kendisini PATENTLENEBİLİR ve oldukça büyük kazanç sağlar hale getiriyor; terapi başına 6,000 ABD Dolarına mal olmasına rağmen CD kadar etkili bile değil.
  • ABD’nin Milli Sağlık Enstitüsü (NIH) adına yürütülmüş bir çalışmadan elde edilen bulgudur bu.

WF10 – Faz 2 Deneyleri

  • WF10, cerrahi müdahale yapılamayacak durumdaki pankreas kanserleri ve diğer enflamatuvar rahatsızlıklarda kullanılan, klorit iyon matriksi/TCDO ihtiva eden bir immünokin.
  • WF10, kemoterapi ve radyasyona bağlı oluşan mukoza iltihabını azaltıyor.

Bu bilgiler de ‘Ağrı ve Semptom İdaresi Dergisi’ ile Tayland’ın ‘Tabibler Birliği Dergisi’nden…

Klordioksit (CD) İçme Suyumuza Var

Suyu bakteri ve diğer zararlı organizmalardan korumak için bulunduruluyor suyumuzda.

Patojen İmhası

  • Klordioksit, çeşitli hastalıklara yol açan virüs, bakteri, mantar (kandida) ve parazitleri imha eder.
  • Virüsler, bakteri ve diğer mikroroganizmalardan farklı bir mekanizmayla temizlenir: Klordioksit, virüslerin çoğalmada kullandığı özel proteinlerin (kapsitlerin) oluşmasını engeller, oluşturulan denatürasyon etkisiyle de virüs imha edilir.
  • Patojenlerin tamamıyla temizlenmesi işlemi 4 saat ila 4 hafta alabilir, ancak çoğu kez işlem 1 haftadan önce tamamlanır.
  • Bu durum TÜM enfeksiyon türleri ve diğer TÜM mikroorganizmalar için de geçerlidir ve hatta LÖSEMİ gibi kan hastalıklarında da bu etkiyi gösterdiği bildirilmiştir.

Ağır Metal Oksidasyonu

  • Klordioksit vücuttaki ağır metalleri oksitler. Klordioksit alımı öncesi ve sonrasında kişilerden alınan saç kökü analizleri mevcuttur. 2 hafta gibi bir süreden sonra saçta CIVA, KURŞUN ve diğer ağır metallerin izine rastlanmamıştır. Bu, vücutta ağır metal olup olmadığını anlamanın iyi bir yoludur.
  • Metal oksitleme işlemi şelasyondan farklıdır ama benzer sonuçların elde edilmesini sağlar.
  • Bir ağır metalin oksitlenmesi, gayet basit bir şekilde nötralize edilmesi demektir ve bu noktada alınıp vücuttan atılabilir hale gelir.

CD Zararsız ve Çevre Dostu mudur?

EVET.

Klordioksitin güvenle kullanılabilir, çevredostu bir bileşik olmasını sağlayan pekçok neden var.

  • Çevre sağlığı açısından bakarsak, Klordioksit kullanımının açığa çıkarttığı yanürünler iyi huyludur. Bu, klor veya hipoklorit kullanımı sonucu ortaya çıkan klorlü yanürünlerle karşılaştırıldığında, pekçok kağıt hamuru ve kağıt fabrikasında neden onun yerine Klordioksit kullanıldığı anlaşılacaktır. Bu fabrikalar CD kullanarak, atık yığınlarındaki eskiden çevre için büyük risk oluşturan ‘triklorometan’ gibi toksinleri neredeyse tamamıyla elimine etmiştir.
  • Toksikolojik çalışmalar Klordioksit ve bunun dezenfeksiyon yanürünü Klorit’in insan, hayvan veya balık sağlığı için önemli boyutta hiçbir risk oluşturmadığını göstermiştir. Klordioksit gazı içme suyu dezenfekiyonu için ik defa 1944’te Niagara Şelalaleri’nde kullanılmaya başlanmıştır.
  • Bugün 1000’in üzerinde belediye, su arıtma işlemleri için Klordioksit kullanmaktadır.

Klordioksit Kanserojen Madde Değildir

  • Klordioksitin kanserojen olduğunu gösteren bir kanıt bulunmamaktadır.
  • Klor da kanserojen değildir ona bakarsanız. Klor ile klordioksit arasında potansiyel herhangi bir ilişkilendirmeyi ortadan kaldıracak bir başka şey de, Klor’un “klorinasyon” yoluyla öldürmesi, Klordioksitin ise “oksidasyon” yoluyla bunu gerçekleştirmesidir.
  • Klordioksit, diş macunu ve ağız çalkalama suları ve ağız sağlığı ile ilgili diğer ürünlerde de kullanılabilmektedir.
  • İçme suyunun arındırılmasında, pazara/markete sürülmeden önce meyve, sebze ve et ürünlerinin yıkanıp temizlenmesinde de kullanılmaktadır. Bunun karsinojen sınıfında bir madde olduğu iddiaları tamamen mesnetsizdir.

EPA (ABD Çevre Koruma Dairesi) tarafından 2000 Eylül ayında yapılmış hakem kontrollü çalışmalar

  • insana HİÇBİR şekilde bir zarar tespit edememiştir!
  • Vücutta açığa çıkan son ürünün %87’si KLORÜR, yani, kanda vücudun ihtiyaç duyduğu EN önemli ELEKTROLİTLERDEN biridir.
  • İnsana zarar tespit eden hiçbir çalışma olmadığı gibi, klordioksitin kansere yol açabileceğini gösteren TEK BİR ÇALIŞMA dahi bulunmamaktadır.
  • Klordioksitin (CD)’nin güvenle kullanılabileceği EPA tarafından gayet sağlam şekilde belgelenmiş, hakemli çalışmalarla da desteklenmiştir.

Vücudumuz KLORÜR’ü şu alanlarda kullanır:

1. Hücrelerimiz, sinirlerimiz ve beynimizin düzgün çalışabilmesi için gerekli elektriksel fonksiyon regülasyonu için gereklidir.

2. Vücudun asit-baz dengesinin bozulmamasını sağlar.

3. Hücre hacmini regüle eder ki hücre patlamasın.

4. Göz ve görüş sağlığı için gereklidir.

5. Kemik gelişimini sağlar.

6. Metabolizmada (alınan gıdanın enerjiye dönüştürülmesi sürecinde) kullanılır.

7. Glisin’in inhibe edici etkisi ile GABA’nın bir kısım etkisi, klorun spesifik nöronlara girebilmesiyle ancak gerçekleşebilir.

Yapılan birtakım kontrol gruplu, klinik çalışmalara dayanarak EPA diyor ki, KLORDİOKSİT AĞIZDAN GÜVENLE ALINABİLİR!

Gönüllü erkek denekler üzerinde ‘klordioksit’ ve bunun potansiyel metabolitlerinin değerlendirilmesi amacıyla yürütülen kontrollü, çift kör klinik deneyin üç fazı da HİÇBİR OLUMSUZ DURUMLA KARŞILAŞILMADAN tamamlanmıştır.

Deneye katılmış olan HİÇBİR denekte belirgin şekilde gözlemlenen klinik herhangi bir sekel (sonuç) oluşmamıştır.

Klordioksit ve metabolitleri klorit ve klorat’ın ağızdan görece olarak güvenle alınabileceği gösterilmiştir.

Laboratuvar tetkiki de Klordioksit içmenin insanlar için güvenli olduğunu ve BİYOFİLMİ ortadan kaldırdığını teyit ediyor!

ClO2 (Klordioksit), nam-ı diğer “ideal biyosit“in (ideal biyokıran), insan ve hayvanlara HİÇBİR zararlı etkisi YOKTUR.

ClO2 solüsyonunun içilmesi hayvanlar ve insanlar için zararsız olmakla birlikte, aynı sulu çözelti bakteriler, mantarlar ve virüsler için son derece güçlü ve hızlı etkili öldürücü olabilmektedir.

Klordioksit (ClO2) BİYOFİLMELERİ hızla ortadan kaldırabilmekte, biyofilm materyalinin içine hızla nüfuz ederek içeride yaşayan mikroplara ulaşıp öldürebilmektedir.

Klordioksitin Güvenle Alınabileceğini Gösteren Diğer Kanıtlar


6 ay süren çalışma boyunca CD gazıyla ilintili bir toksisite belirtisine rastlanmıyor.

Çalışma yazarlarının elde edilen sonuçlardan çıkarımları şu oluyor:

  • 6 ay boyunca, insan yaşam tarzına göre oluşturulmuş bir ortamda tutulan fareler üzerinde denenen kesintisiz CD (klordioksit) gazı maruziyeti herhangi bir toksik etki yaratmamıştır.

Hakemli 2 Çalışma, Klordioksitin GRİP VİRÜSÜNÜ Öldürdüğünü Doğruluyor

Bu deneyde influenza A (grip) virüsü aerosolleri ile geliştirilecek enfeksiyonun, farelere AŞIRI DÜŞÜK konsantrasyonda verilen ClO2 (CD-klordioksit) gazıyla ÖNLENDİĞİNİ göstermiş bulunuyoruz.

Bu bakımdan, ClO2 gazının insan aktivitesi olan yerlerde fiziksel ortamın boşaltılmasına gerek olmadan GRİBİN ÖNLENMESİ amacıyla kullanımı fayda sağlayabilir.

Bu çalışmayla elde edilen sonuçlar, ClO2’nin grip virüsünü OKSİTLEME yoluyla etkisiz hale getirdiğini AÇIKÇA ortaya koymaktadır.

Klordioksit Virüsleri İYOTTAN Daha İyi Öldürüyor

…klordioksit POLİO virüsünü etkisiz hale getirmede iyottan daha başarılı olmuş ve yine, iyottan daha etkili bir ‘virüs öldürücü’ (virüsidal) olduğu tespit edilmiştir.

Klordioksitin Öldürücü Etkisinin Kanıtlandığı Çoklu Virüsler:

– İnsan İnfluenza Virüsü (grip virüsü)

Kızamık virüsü

ve İnsan Herpes Virüsü (HHV)

1 ila 100 ppm (milyonda 1’lik birim)’lik konsantrasyonlarda CD (klordioksit) GÜÇLÜ ANTİVİRAL AKTİVİTE göstererek, 15 SANİYE içinde VİRÜSLERİN %99.9’unu ETKİSİZ HALE GETİRMİŞTİR.

Avrupa Komisyonu, ‘Sodyum Klorit’i ALS Hastalığı için Tıbbi Ürün Kategorisine Almış Durumda

Sodyum klorit, ‘klordioksit’in öncülü olup, aynı şekilde ‘oksitleyici’ etkiye sahip bir ajandır.

Komisyon Kararının Yürürlüğe Giriş Tarihi: 6 Haziran 2013

“Sodyum Klorit” adlı tıbbi ürünün ‘yetim ilaç’ endikasyonu:

ALS – Amyotrofik Lateral Skleroz

Organizmanların CD’ye direnç geliştirmesi mümkün mü?

HAYIR!

Antibiyotikler gibi metabolik zehirler organizmaların direnç geliştirmesine yol açabiliyor. Süregiden subakut maruziyette direnç gelişimi sıklıkla görülüyor.

Klordioksit bir METABOLİK ZEHİR DEĞİLDİR ve direnç oluşması İMKANSIZDIR.

Toksikoloji (yani ‘zehir bilim’) disiplininin kurucusu olarak kabul edilen 1400’lü yıllarda yaşamış Paracelsus der ki:

  • “Bütün maddeler zehirdir, hiçbir madde yoktur ki zehir olmasın; İlacı zehirden ayıran DOĞRU dozudur.”
  • Tuzu fazla alır veya çok su içerseniz de ölebilirsiniz, bunlar da zehir etkisi gösterebilir.
  • Nitrogliserinle mesela kan damarlarını da açarsınız dinamit de yaparsınız.
  • Coumadin kan sulandırıcı ilaçtır, aynı zamanda fare zehiridir.
  • Visine marka göz damlasında borik asit vardır mesela.

    Su Hakkındaki Ölümcül Gerçekler

Bu slayt oldukça komik bence, hani şu “6 derecelik fark” meselesini–aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık durumunu- güzel anlatıyor.

Diyor ki burada:

“HAKİKAT! Kimyasal sentezle roket yakıtı yakılarak su elde edilebilir.”

“HAKİKAT! Gereğinden fazla içildiği takdirde su geçici sağırlık, saç dökülmesi ve hatta ölüme yol açabilir.”

“HAKİKAT! Seri katillerin ve uyuşturucu satıcılarının %100’ü su içtiklerini itiraf etmişlerdir.”

İş nereye gidiyor anladınız mı?

“HAKİKAT! Su, ot ve böcek öldürücü tarım ilaçlarında kullanılan ana maddelerden biridir.”

“HAKİKAT! Suyla temas etmiş insanların %100’ünün gün gelip öleceği kesin bilgidir.”

“HAKİKAT! Su, boğulma vakalarının bir numaralı nedenidir.”

Sudan uzak durmak lazımmış bakın, aman ha…

FDA – Amerikan Gıda ve ilaç Dairesi yediğimiz meyve, sebze ve etlere koymak suretiyle CD’yi ‘Hastalıkları Önlemek’ maksadıyla kullanmakta zaten.

İnsanların çıkıp uluorta “Klordioksit çamaşır suyuyla(!) aynı şey” diye beyanat vermesi kanunen yasaklanmalı!

CD için “çamaşır suyu” diyenler, bu tür kasıtlı yalanları veya bilgisizlikten kaynaklanan yanlış bilgilendirmeleri okuyanların hayatıyla oynamaktadırlar!

  • Temizlikte kullanılan kimyasalların birbiriyle karıştırılmaması gerektiği yönündeki uyarıları hepimiz görmüşüzdür, özellikle de ‘çamaşır suyu‘ ve ‘amonyak’ için geçerlidir bu, zira karıştırıldığı takdirde zehirli gaz ortaya çıkar.
  • Hepimizin bildiği “çamaşır suyu”nun bileşimi SODYUM HİPOKLORİT‘tir.
  • Hepimiz vücudumuzda atık madde olarak amonyak taşıyoruz zaten. Şayet CD (klordioksit) çamaşır suyuyla aynı şey olsa veya CD herhangi bir şeyi ‘klorluyor’ olsa, içimizdeki amonyakla karıştığı anda zehirlerdi bizi.
  • CD nasıl ki herhangi bir şeyi klorlamadığı(!) için kullanılıyorsa ECF (Elemental Klor İhtiva Etmeyen) kağıt hamuru fabrikalarında, CD aynı şekilde AMONYAKLA DA TEPKİMEYE FİLAN GİRMEZ.

CD ile çamaşır suyu arasındaki en önemli farklardan biri bu olduğu gibi, aynı zamanda bu ikisinin zarar/fayda potansiyelinin aynı olduğunu düşünmenin neden TAMAMIYLA YANLIŞ olduğunu da açıklar.

  • CD’nin çamaşır suyuyla aynı olduğunu düşünen varsa CD yerine çamaşır suyunu almayı bir denesin bakalım. Çamaşır suyu tehlikeli ve zehirleyici olmasının yanısıra ölüme de yol açabilmektedir.
  • Öte yandan CD’nin kullanımı, özellikle de klorlama etkisi olmaması ve amonyakla da tepkimeye girmemesinden ötürü güvenlidir.

Klordioksit’in Toksikolojisi

  • ‘Klordioksit’in Toksikolojisi’, özellikle de yutulduğu takdirde göstereceği etki son derece kapsamlı şekilde çalışılmıştır, zira klordioksit dezenfeksiyon ve gıda sanitasyonu uygulamalarında yaygın şekilde kullanılmakta olan bir bileşiktir.
  • Amerikan EPA kurumu, farelerde iki nesli kapsayan ve içme suyunun üreme üzerindeki etkisine bakan çalışmasına dayanarak bir Referans Doz tespit etmiş ve ne en düşük doz olan 35 ppm’de ne de baktıkları daha yüksek doz olan 70 ppm düzeyinde Gözlemlenen İstenmeyen Etki Bulunmadığını bildirmiştir.
  • ABD EPA’sında bu referans doz içme suyu standartlarının oluşturulmasında kullanılmış; klordioksit için ‘maksimum dezenfektan kalıntı seviyesi’ olarak 0.8 ppm, klordioksit yıkımlandıktan sonra açığa çıkan baş ürün, ‘klorit iyonu’ için de ‘maksimum kirletici seviyesi’ değeri olarak 1.0 ppm belirlenmiştir.
  • İnsanlar klordioksit ve kloriti ağız yoluyla en çok içme suyundan vücutlarına alırlar.

Frontier Pharmaceuticals firmasının klordioksitin zehirsiz olduğuna dair açıklamalarına bakalım:

  • Yapılan pekçok değerlendirmede CD bileşikleri non-toksik (zehirsiz) çıkmıştır.
  • Elli yılı bulan kullanım süresince sağlık üzerinde CD’ye bağlı oluşmuş hiçbir istenmeyen etkiye rastlanmamıştır.
  • Yapılan toksikolojik testler arasında içme suyundaki CD’nin vücuda alındığındaki etkilerine bakanlar da bulunmaktadır ve bu testlerde hücre içinde daha fazla virüsün etkisiz hale getirildiği sonucu gözlemlenmiştir.
  • Bu özelliği bu kadar önemli kılan şey ise çoğu virüs öldürücünün yüksek seyreltilerde dahi sitotoksik etki gösterdiği (hücreleri öldürdüğü) gerçeğidir.
  • Örneğin, yoğun bakteri enfeksiyonu bulunan 4,000 tohum yarım saatliğine CD çözeltisinde bekletildikten sonra tohumların tamamen bakterilerden arındığı tespit edilmiş ve tohumlar ekildiğinde normal şekilde büyümüşlerdir.

ABD devleti Antraks (Şarbon)’a karşı CD Kullanıyor

  • 2001’de başkent Washington’daki meclis binasında şarbon bakterisine ait ölümcül sporların imhasında CD kahraman olarak başroldeydi.

CD için alınmış Patentlere bakalım:

Bir kısmı gözde kullanım, kimisi de HIV enfeksiyonlarında kullanım için alınmış, diğer bir kısmı da gıda katkı maddeleri için alınmış patentler bunlar.

İnanılmaz enteresan bir bölüme geldik çünkü düşünün, klordioksit hakikaten zehirli olsa, 5 numarada olduğu gibi bunu canlı kanı dezenfekte etmek için kullanıyor olmazlardı!

Bunu zaten hasta birine uygulayacaklarına göre bir de zehirli bir şey verseler üstüne kana, hastanın durumunu epey bir ağırlaştırabilirler, öyle değil mi?

8. Bakteriyel enfeksiyonlara karşı kullanım için alınmış patent…

10. Kemik iliği rejenerasyonu üzerine patent… yine, bunu belli ki sağlıklı birine uygulamıyorlar, kemik iliğinin yenilenmesi gerekecek düzeyde hasta kişilere uygulanıyor ve belli ki CD’den burada fayda sağlanıyor.

11. Alzheimer, demans vb durumlarda kullanımı için alınmış patent.

12. Hayvanlarda immün sistem stimülasyonu

13. Yine, immünolojik sistem stimülasyonu

6. Yaralanma, berelenmelerde kullanım

İçilerek alınıyor CD bunlarda belli ki…

İnsanlarda görülen (tek hücreli parazit türü) AMİPLERLE mücadeledede oldukça etkili bu arada.

Reçetesiz Satılan CD’li Sağlık Ürünleri

Bunların çoğu ağızda kullanım için, ağız ülseri (aft) tedavisi için olanlar var mesela…

‘Yan Etki’ mi yoksa ‘Herxheimer Etkisi’ mi, işte bütün mesele bu….

  • ‘Yan etki’ dediğimiz şey ecza ürünü bir ilacın oluşturduğu ve ilaç bırakıldıktan sonra dahi devam edebilen bir şeydir.
  • ‘Herxheimer Etkisi’ ise, patojenleri vücudun kaldırabileceğinden hızlı öldürmekte olduğumuz anlamına gelen GEÇİCİ BİR BELİRTİDİR. Detoksifikasyonu biraz yavaşlattığımızda, detoks organlarımızın kendine gelmesini sağlamış oluruz ve Herxheimer belirtileri de böylelikle kaybolur.

Ben tüm bunlarla hiç karşılaşmamak ve uğraşmak zorunda kalmamak için hakikaten işi çok yavaştan alıp, çok çok düşük dozlardan başlama taraftarıyım.

Amerikan Kimya Konseyi CD’yi Övüyor

Diyor ki: “Kimyasal bileşikleri ‘halk sağlığı’ tiyatrosunda rol alan sanatçılar gibi düşünürsek şayet, klordioksit (ClO2) çıktığı yardımcı roller bakımından en çok iş yapan sanatçılardan biri.

ClO2, patojen olarak bilinen çok geniş yelpazede hastalık yapıcı bakteri, virüs, küf ve algi ortadan kaldırmaya muktedir, dezenfektan bir bileşiktir.

Tarihte Lavman Kullanımı


Lavman bu protokolün vazgeçilmez parçalarından biri ve bugüne kadarki iyileşme öykülerinde de hakikaten oyunun kaderini değiştiren etmen oldu kendisi.

Tabii ‘lavman’ lafını duyar duymaz insanların tepkisi “ıyyy, lavman mı?” oluyor…

Ve tabii şimdi öğreniyoruz ki lavman binlerce yıldır bilinen, uygulanan bir şey.

M.Ö. 1500‘de, Mısırlılar ‘kolon lavajı’ tekniğini ilk uygulayan medeniyet olarak tarihe geçiyorlar.

M.Ö. 400‘lerde Hipokrat, tıpkı bizim bugün yaptığımız gibi lavmanı ATEŞ TEDAVİSİNDE kullanıyor.

M.Ö. 124, lavmanın–tıpkı bugün bizim yaptığımız gibi(!)– BAĞIRSAK KURTLARI ve ATEŞLENMELER için kullanıldığı tarih oluyor.

Sonunda M.Ö. 30‘da, yazılan ilk tıp kitaplarından birine de geçiyor.

M.Ö. 200‘lerde ise bu defa dini metinlerde geçtiğini görüyoruz.

İlk lavman enjektörü kullanımı 1000 senesi civarında gerçekleşiyor.

Hayvan mesanesinden yapılma, o dönem “tenkıye çantası” dedikleri, bugünün asılarak kullanılan torba şeklindeki enemalarına benzer lavman da 1000’li senelerde ortaya çıkıyor.

M.S. 1300‘lü yıllar; orta çağ döneminde lavman varlıklı kesimin gözdesi haline geliyor, kraliyet hanedanında en tepedeki isimlere kadar ulaşıyor.

Bakalım yeniden başarabilir miyiz bunu?

Yıl 1480Kral 11. Louis tenkıyelerin–bazı yerlerde tenkıye diyorlar buna–öyle büyük destekçisi ki, gerek olduğunu düşündüğü zamanlarda köpeklerine dahi tenkıye yaptırtıyor.

Fazla havladıklarında ihtiyaçları olduğunu anlıyordu herhalde…

17. yüzyıl “lavman çağı” veya bir diğer adıyla “tenkıyeler devri” olarak geçiyor tarihe. Paris sosyetesinde günde üç veya dört kez lavman yaptırmak gayet olağanlaşıyor o dönem, zira iç kısımların yıkanması veya “lavmanlanması”nın insanın esenlik ve iyiliği için elzem olduğuna inanılıyor. Kral 13. Louis’nin senede 200’ün üzerinde lavman aldığı biliniyor.

1600’lere gelindiğinde sedefli ve gümüş tenkıye şırıngalarına kadar varıyor iş. Kimilerimizin bunlardan kullanmayı hak ettiğini düşünmüyor da değilim hani.

Kral 14. Louis’in ise kariyeri boyunca aldığı lavman sayısının 2,000’in üzerinde olduğu bildiriliyor. “Lavman Kralı”nın bazen saray işlerini ve ziyaretçi kabulünü prosedür sürerken(!) yaptığı da vaki.

Yani aynı güne yığılınca işler tabii…

Gördüğünüz gibi 1700’ler ve 1800’lerde olay daha bir ‘KOLONHİDROTERAPİSİ’ görünüme bürünüyor.

1940‘a gelindiğinde rektuma akış hızını kontrol etme noktasına geliniyor.

1950‘de kolonhidroterapisi ABD’de iyiden iyiye yaygınlaşıyor. Kaliforniya’nın saygın muhiti ‘Beverly Bulvarı’ o dönem “kolonik sıraevleri” olarak biliniyor.

Bana kalırsa kesinlikle yeniden moda da oluyor bu iş, cidden…

1970’li yıllar – Hastane ve bakımevlerinden çoğu kolonhidroterapi ekipmanı kaldırılarak yerine hayrettir ki kolostomi, kısa etkili lavman ve reçeteyle alınan laksatifler tercih edilmeye balanıyor.

Lavman Gerçekleri

  • Karaciğer, safrakesesi ve lenf sistemini zehirlerden arındırır.
  • Bağırsak fonksiyonunu kendine bağımlı hale getirmez.
  • Bağırsak mukozasını sökmez.
  • Kabızlığı almaya yardım eder.
  • Ve vücudun otizm adı verilen belirtilerden kurtulmasına yardımcı olur.

Teşekkürler.

Bilinmeyen Maddeler: patojen ve Parazitler

Bu ‘ne olduğu bilinmeyen maddeler’ “PATOJENLER” ve “PARAZİTLER” diye geçecek sunumumuzda.

‘Funis Vermis’ veya “Halat Kurdu” (Rope Worm) … ister patojen ister parazit diyelim buna fark etmez.

Burada en önemli nokta bunun İNSAN DNA’SI TAŞIMAMASI.

O yüzden bu dökülene çıkıp ‘efendim çocukların bağırsak mukozasıdır o çıkan’ dediklerinde, bunun bilimsel açıdan imkansız olduğunun altını çizelim.

  • Güney Florida Üniversitesi’nden Alex Volinsky (Ph.D.) bu konuda bilimsel birtakım ön çalışmaları yapmış durumda–tabii araştırma için finansal kaynak bulma konusu herzaman sıkıntılı bir mevzu biliyorsunuz, elden geldiği kadarıyla yapılmış bu çalışmalarda yine de Volinsky’nin bulgusu, halat”ın insan DNA’sı taşımadığı(!) ve bu yüzden de lavmanla bağırsaktan çıkan şeyin ‘barsak mukozası’ olduğunun söylenemeyeceğidir.
  • Bunun parazit mi yoksa patojen mi olduğu önemli değil.
  • Önemli olan, bu patojen/parazit/halat–her ne diyorsanız adına–vücuttan çıktığında, kişinin SAĞLIĞINDA DÜZELME OLUYOR, kötüleşme değil.
  • Bu da yine bize bu yabancı maddenin PATOJENİK yapıda olduğunu, insan DNA’sı taşımadığı da bilimsel olarak teyit edilmiş olduğuna göre de bunun insan bağırsağının bir parçası olmadığını da kanıtlıyor.

Ascaris Suum (bir askariyoz tipi/yuvarlak solucan) MORFİN ÜRETİYOR!

Morfinin immün sistem fonksiyonu baskılayıcı etkisi tıpta genel kabul görmektedir.

–Ayrıca bağırsakların peristaltik hareketini de yavaşlatıp durma noktasına getirir.–

Parazitlerin ölmesiyle açığa çıkan AMONYAK, parazitlerin yarattığı agravasyonun direkt nedeni olabilir, ki açığa çıkan atığın %79’u amonyaktır.

“Yapısal boşaltım sistemine sahip olmayan bazı canlı türlerinde METABOLİK ATIKLAR kütikülden (üstderiden/zardan) ve anüsten dışarı atılır. Atıkların büyük çoğunluğunu AMONYAK oluşturur.”

Parazit Kaynaklı Amonyak, Otizm Diye Anılan Belirtilerin Ortaya Çıkmasına Neden Oluyor Olabilir mi?

HİPERAMONYEMİ’ye işaret eden belirtiler şunlar:

  • Zeka gerilemesi
  • Fiziksel gelişim geriliği
  • Anormal yürüme
  • Davranış sorunları
  • Epilepsi
  • Letarji (Bilinç uyuşukluğunun eşlik ettiği hareketsizlik hali)
  • İritabilite (uyartıya aşırı duyarlılık hali)
  • İştahsızlık
  • Kusma
  • Hiperventilasyon (hızlı sonumum)
  • Konvulsüyonlar (nöbet geçirme)

Elbette otizmli çocukların hepsinde(!) yok bunlar ancak çoğu çocuğumuzda var maalesef.

B12 takviyesi yapmayı düşünenlerimize bilgi notu:

‘Ascaris Lumbricoides’ parazitleri bol miktarda B12 vitamini tüketir.

Otizm spektrumundaki çocuklarımızın çoğunda B12 eksikliği olmasının nedeni de büyük ihtimalle budur.

Bu parazit ayrıca konakta ANEMİ’ye (kansızlığa) de yol açabilir.

‘ŞERİT’LER (TENYALAR) ANEMİ VE B-12 KAYBINA NEDEN OLABİLİR

Ve aynı zamanda selektif B-12 emilim bozukluğu da yaratabilirler.

Otizm Spektrumundaki Hemen Her Birey B-12 Vitamininden Eksiktir

–Belki parazitten zengin olduklarındandır?!–

‘Ascaris Lumbricoides’ (Yuvarlak solucan) ‘Malondialdehyde’ adlı ilacı yapıyor!

Malondialdehyde (MDA) seviyeleri ‘Ascaris Lumbricoides’ ile enfekte hastalarda net bir şekilde yükselmektedir.

Ve yine, enfekte hastalarda önemli derecede yüksektir MDA seviyesi.

(Parazit ölümüyle açığa çıkan) MORFİN yine, bizim “parazit belirtileri” dediğimiz rahatsızlıklara doğrudan yola çıyor olabilir.

Bu “parazit belirtileri” pekçok şekilde kendini gösterebilir, örneğin ‘aşırı huzursuzluk’ hali veya obsesifkompulsiflik ve buna benzer haller…

Tuttukları konakta ölmeleri veya öldürülmeleri halinde bu parazitlerin hepsi güçlü bir immün yanıt oluşturur vücutta.”

Yaşar durumdaki parazitler tarafından belli ki bu immün yanıttan kaçmak amacıyla belirli bir madde salgılanmaktadır.”

İşte morfin, bu parazitlerin immün sistemin saldırısını savuşturmada kullandığı cephanelerden biri pekala olabilir.

Kullandığımız Protokol Nelerden Oluşuyor?

  • İlk aşaması ‘diyet’

Evet tek dokunuşta sorunu çözecek sihirli değneğimiz filan yok, çok uğraşıp çok çalışmamız lazım iyileşmek için. Fakat işin ilk aşaması ‘DİYET’. Pekçok varyasyonu türemedi değil bunun fakat aslolan önce diyeti iyice bir temizlemek.

  • 2. aşamada ‘Klordioksit’i ekliyoruz protokole.
  • 3. aşamada bir parazit protokolü eklemek gerekiyor; sistemik olur bu, non-sistemik olur, bitkisel protokol olur… Önemli olan, klordioksitle hedefe aldığınız parazitleri ek bir protokolle ayrıca hırpalamak.

Bu ikisi aralarında belirli bir sinerji de oluşturuyor hakikaten de, ve tedavide fark yaratan da işte bu sinerji, muhtemelen resme ‘klordioksit’ dahil olmadan önce bu kadar başarılı sonuçlar gözlemlenmemesinin nedeni de bu, bu ikisini biraraya getirdiğinizde gerçek manada iyileşme sağlıyorsunuz işte.

  • Bazı(!) durumlarda az sayıda(!) ‘takviye’ kullanmamız gerekebiliyor. Yapılan takviye çoğunlukla konuşmayı destekleyici veya nöbet durdurucu mahiyette oluyor yalnız, öyle lab tetkiki şunu eksik buldu onu destekleyelim mantığıyla gitmiyoruz, zira tüm bu parazitlerden, patojenlerden ve buna benzer yüklerden kurtulduğunda vücut zaten yavaş yavaş değerler de düzeliyor kendiliğinden.
  • 5. aşamada ise ağır metallere yönelik şelatörler giriyor devreye. Bazıları diyor ki “evet ama klordioksit de zaten şelatör görevi görmüyor mu; nötralize ediyor, temizliyor bunları vücuttan…”. Ağır metalleri herkesin aynı başarıyla atamadığını vücuttan unutmamamız lazım, o yüzden bazen süreci kolaylaştıracak müdahalelere ihtiyaç duyuyoruz, gayet güzel ve hafif şelatları dahil ediyoruz sürece mesela. Bunların neler olduğu kitapta anlatılıyor, bakabilirsiniz.
  • 6. aşamada ise mümkünse ve hatta gerekiyorsa(!)–çünkü kimisi bu aşamaya gelmeden çok önce sağlığına kavuşuyor, kimisinde olmuyor– enflamasyonu almak için HİPERBARİK OKSİJEN terapisi alınması çok büyük önem taşıyor.
  • 7. aşamada da GcMaf/MAF ürünlerinin kullanımını önemli buluyorum. İmmün sistemi yeniden çalışır hale getirmek için kullanıyoruz bunu, tabii immün sistem fonksiyonelitesini kazanınca o kuvvet de devreye giriyor ve bireyin iyileşmesi, sağlığına kavuşması için gerekli tüm koşullar sağlanmış oluyor.

CD’yi Diğer Protokollerle Birlikte Uygulayabilirsiniz

  • Bu protokolün güzel yanlarından biri de, öyle birkaç ay filan değil, yıllar alsa da çocuğunuzu iyileştimek … ara ara yıldızı parlayan yeni birtakım terapiler/destekler çıkar da, siz de aman biz eksik kalmayalım, “gemiyi kaçırmayalım” diye kahırlanırken bulursanız kendinizi, bunları da ilave edebileceğinizi unutmayın prokole.
  • CD’nin etkisini bozup bozmadığını anlamaya çalışmanız kafi. Bozuyorsa, gece vereceksiniz demektir. Yani diyelim oksitlenmeyi hızlandırıcı (pro-oksidan) etkisi olan Klordioksit‘in etkisini nötrleyecek bir ‘antioksidan’sa elinizdeki, antioksidanı gece yatmadan hemen önce verebilirsiniz veya akşam CD’nin son dozu da bittikten sonra alınabilir.

Ve bir de şu “ay değil, seneler alır çocuğunuzun iyileşmesi” kısmı hakkında da bir şeyler söylemek isterim.

Oğlum mesela sağlığına kavuşma yolunda ilerlemeye, gelişme göstermeye devam ediyor adım adım.

Hemen birden çözümlenecek her şey diye bir kaide yok, zaman alabilir bu iyileşme süreci.

Elbette sadece birkaç ay içerisinde teşhis bırakan çocuklarımızı gördüğümüzde ağzımız açık kalmıyor ve “vay canına, keşke benim çocuğum da böyle iyileşseydi” demiyor değiliz.

Fakat olumlu tarafından bakalım, evet var böyle vakalar ve bu da geride kalan bizler için heyecan ve motivasyon kaynağı oluyor.

İnternet ve Pharma (İlaç Karteli) Trolleri

Haberde, “ABD’de Federal İdare’nin internette forum alanlarını takip etmek, burada cereyan eden konuşmaları yönlendirmek ve yazılmış makalelere bırakılan yorumları hedef alan yorumlar bırakmakla görevlendirdiği maaşlı ekiplerle çalıştığı ifade ediliyor.

Bundan da bahsetmem gerekir diye düşünüyorum zira bu yıl bu “pharma trolleri” veya “endüstri yandaşları”, her ne deniyorsa artık bu kişilere, oldukça aktif geçen bir yıl oldu.

Etkiye tepki olması doğal biliyorsunuz her şeyde.

Her kuvvete karşı bir kuvvet vardır.

CD şu an 70 farklı ülkedeki çocuğa ve bunların ailelerine yardımcı oluyor, hatta 70’in de üzerinde ülkede kullanılıyor.

O yüzden böyle şeylerle karşılaşmamız doğal.

Fakat iyi haber şu; BİLİM ARKAMIZDA, bizi destekliyor ve umuyoruz daha artacak destekleyici çalışmalar.

Kloraktır, çamaşır suyudur bu dediklerinde bahsettikleri şey çoğunlukla bu aslında.

80 kiloluk birini “ağartmak”(!) için ne kadar KLORDİOKSİT gerektiğine bakalım şimdi:

“1 doz” dediğimiz zaman, 90-100ml suya konuşmuş 3 damladan bahsediyoruz.

Bizim dozdan kasdettiğimiz budur burada.

Verdikler röportajlarda bir bakıyorsunuz birtakım rakamlar atmaya başlıyorlar ortaya, gramlar şunlar bunlar…

3 damlalık o tek dozun 28,000 katından bahsediyorlar burada!

Ve tabii bir dolu rakam atıyorlar ortaya, gramlar şunlar bunlar vs derken insanlar hesabı tümden karıştırıyor sonunda.

Sanayiinin kağıt hamuru ağartmadaki standartını alacak olursak, 80 kiloluk birini “ağartmak” için bizim o 3 damlalık 1 dozumuzdan tam 28,000 adet gerekiyor.

Bizim yaptığımız kesinlikle bu değil!

Yine … zehri doz belirler…

GERÇEKLER

“Gerçeğin kabule giden yolu hep 3 aşamalıdır.”

“Önce ‘hadi canım sen de’ denir, alaya alınır.”–Sanırım bu aşamayı geçtik artık.–

“Sonra şiddetle karşı çıkılır.”

“En sonunda da tabii ki öyle denilip gerçekliği kabul edilir.” – Arthur Schopenhauer (1788-1860)

Yavaş yavaş ilerlediğimiz ve varmak üzere olduğumuz nokta bu işte…

Protokol kesinlikle işe yarıyor, bu noktada hiçbir şüphe yok.

181 çocuğumuz…

Geçtiğimiz 4.5 yıl içerisinde CD/Parazit Protokolü ile otizm teşhisini geride bırakmış 181 çocuğumuz var–bu sayı muhtemelen daha da yüksek, kayıt altına girmek istemeyen, ismini duyurmak istemeyenler oluyor kendince sebeplerle…

Fakat ATEC skoru 10’un altına düşmüş 181 çocuğumuzun kaydı bizde var.

10 ve 10’un altında resmi olarak otizmli kabul edilmiyorsunuz.

Otizmden tamamen kurtulamamış olsa da protokolden fayda görmüş ve büyük aşamalar kaydetmiş daha onbinlerce çocuğumuz var.

Çocuk tamamen iyileşmemiş olsa da daha mutlu, daha sağlıklı, yaşam kalitesi artmış durumda…

Dolayısıyla aile de belki hayalini bile kuramayacakları bir yaşama kavuşmuş olmaktan ötürü daha mutlu.

 

Bu benim iyileşmiş miniklerimden biri…

Bu sene pekçok kişi gizlenmeyi seçti. Geçtiğimiz sene minik bir kızımız vardı burada size otizmden iyileşmiş olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatan.

Annesi iyileşmiş oğlunu sunuma almama izin verdi, şeker mi şeker bir ufaklık bu, sanırım 3 veya 4 yaşlarında burada.

Düşünürler

Dünya genelinde bu tedaviyi uygulayarak sağlıklarında düzelme yaşayan ve elbette otizm belirtilerinin azalmasında başarılı olmuş binlerce aile var.

(Bu güvenli tedavi yöntemi ile ilgili mütemadiyen çıkan yanıltıcı ve yanlış bilgilere rağmen) binlerce ailenin kandırılıp, kendi elleriyle çocuklarına zarar vermeye ikna edilebilmiş olduğunu düşünmek abesle iştigal emektir.

Bu tedavinin işe yaradığını gösteren ampirik kanıtlar çığ gibi artmakta.

Başkalarından duyduğunuz yanlış bildirimleri papağan gibi tekrarlamakla yetinmek yerine konu hakkında lütfen bizzat kendiniz biraz araştırma yapın.

Klordioksitin güvenli bir şekilde kullanılabilmesinin ardında çok sağlam bilimsel nedenler yatıyor.

Klordioksitin kimyası iyi ki çamaşır suyundan bunca farklı, aksi takdirde sağlığa bunca olumlu etkisi olmazdı.

Devletler, böyle bir şeyin mümkün dahi olamayacağı varsayımıyla olup biteni görmezlikten gelmek yerine, bu metodların niye ve nasıl başarı sağladığını kanıtlarıyla ortaya koyacak klinik çalışmalara finansal kaynak sağlamaları gerekir.

Dünyanın dört bir yanında uygulanan bu yöntem nasıl oluyor da aynı tutarlılıkla başarı sağlıyor sorusunun yanıtını araştırmak ve anlamaya çalışmak düşer herbirimize– nasıl da işe yaramıyor, nasıl da zararlı diye misenformasyon üretmek değil.

Bu mesaj, evladı ergen yaşta(!) otizm belirtilerini geride bırakmış Don Cuthbert’tendi.

Protokolü uygulamak isteyenler için internette oluşturulmuş destek grupları var,

www.cdautism.com adresindeki forum en güvenilir adrestir aileler için.

Facebook’ta ‘CD Autism’ adıyla grubumuz var ancak Facebook biliyorsunuz pek güvenli bir ortam değil.

Facebook grubuna girecekseniz farklı hesapla, takma isimle filan girin çünkü etraf protokol düşmanı, kaçık insan kaynıyor.

Protokol için danışmak isteyenler bana e-mail’le ulaşabilir.

‘www.healingthesymptomsknownasautism.com’ adresinden kitaba ücretsiz(!) sahip olabilirsiniz. Herkese bilgiye ücretsiz ulaşma imkanını tanıyoruz yani.

 

Birkaç dakikam daha var, o yüzden hemen bu sabah aldığım bir mektubu okumak istiyorum.

Korkunç kötü bir röportajımla ilgili bu–hep bu tür teklifler geliyor zaten bana, bilirsiniz hani, şu ülke çapında yayın yapan TV kanallarından birinde çıktı röportaj. Röportajı yapan şahıs–neyse, şimdi adını öğreneceksiniz zaten… Bu mektubu yazan çocuğu çok güzel ilerleme kaydetmiş bir anne–çok uzun değil merak etmeyin.

 

Sayın Rogers,

Yaptığınız reportajla otizmi yeniden gündemde üst sıralara taşıdığınız için öncelikle teşekkürler. Lakin, bu programı yayımlamaktaki gerçek/samimi niyetinizle ilgili soru işaretleri oluştu bende.

Amaç sansasyonel bir programla reklam geliri arttırmak idiyse, evet, sanırım bu açıdan başarılıydınız. Ancak programı “NBC 5 Araştırma Dosyası” adı altında sunmuş olmanız sebebiyle, izleyicilerinize neden büyük bir haksızlık yapılmış olduğunu aşağıda maddeler halinde ifade etmeye çalıştım:

1) Kerri ile görüşmüşsünüz evet, fakat geribildirim almak için protokoldeki (Kerri’nin oğlu da dahil olmak üzere) çocuklardan biriyle veya bunların ebeveynleriyle hiç mi görüşme gereği görmediniz veya görüştünüz de bunlar sonradan editör makası mı yedi emin olamadım.

Bu protokolle iyileşmiş 180’in üzerinde çocuk var halbuki. İyileşip de bildirimi bile yapılmamış olabilecek daha nice vaka da cabası.

Programınızda ayrıca uzmanların bu otizmden kurtulma iddialarının herhangi bir temele dayanmadığını ifade ettiklerini söylediniz. Bu uzmanlar bahsi geçen 181’in üzerindeki çocuk/ebeveyn’den herhangi biriyle görüşmüş mü?

Peki tam olarak kimdir bu “uzmanlar” acaba?

2) Kerri’nin kitabını gösterdiniz programda, ancak zahmet edip de tek bir bölümünü dahi okuduğunuzu zannetmiyorum.

Bunu şuna benzetebiliriz; 7 aşamadan oluşan bir yemek tarifinde geçen ilk malzemeyi aldınız, gittiniz bir şefe bu malzeme nasıl, yararlı mı zararlı mı diye sordunuz, işin geri kalan basamaklarını tamamen unuttunuz?

Fikrini aldığınız kimyager Karl Scheidt bunu koklayıp da tehlikeli ilan ettiğinde, acaba karışımdaki doz hakkında kendisini bilgilendirmiş miydiniz ya da bu bilimci acaba fikir beyan etmeden önce bunun dozu nedir diye sorup sizden bilgi almış mıydı?

Nasıl koktuğu kimi niye ilgilendiriyor ki? İçinde klor var diye çamaşır suyu mu oldu bu şimdi yani?

Haliyle, inanılmaz yüksek konsantrasyonlarda koklamak da tehlikeli olacaktır. Aynı bilimciye bir kutu aspirin götürüp yararlı mı zararlı mı olduğunu sorduğunuzu varsayalım, ne diyecektir sizce?

Alim olmak gerekmiyor bunun cevabını bilmek için… Az biraz sağduyusu olan küçük bir çocuk bile dozun tüm şişe olduğunu düşünüp size tehlikeli olduğunu söyleyecektir.

3) Bu kimyager CD’nin kimyasal bileşimi nedir diye baktı mı yoksa sadece şişeden koklayıp fikir mi öne sürdü? Kimyasal formülü kitapta ve pekçok videoda gayet net açıklanıyor oysa. Karışım, kitapta da anlatıldığı gibi küçük dozlar halinde aşama aşama alınıyor, tutup tek seferde şişeyi içmiyoruz.

Evet. Bulantı, kusma vs gibi etkileri tabii ki var. Ancak bu, karışımın doğru dozda alınmadığını gösterir — ve bu yemekle birlikte alınması lazım denilen antibiyotiği tutup aç karnına almaktan farklı bir durum değildir.

4) Kerri hiçbir zaman CD’nin çocukları tek başına iyileştireceğini söylemiş değildir. Kitapta o yüzden 6/7 aşamalı bir protokolden bahsedilir.

Spektrumdaki her çocuk bir diğerinden farklı olduğundan, hepsinin protokoldeki tüm aşamalardan geçmesi de gerekmemektedir. Elde edilen sonuçlar forumda ebeveynler tarafında açık ve net şekilde ortaya konulmaktadır. Bunlar Kerri’nin hayal ürünü filan değildir.

5) ‘Klor’ kelimesini kullanmakla izleyicileriniz arasında kafa karışıklığı yaratmayı başarmış bulunuyorsunuz. Bunu kulak aşinalığı ile ‘klorak’ veya çamaşır suyu zanneden insanlar forum alanında gereksiz bir öfke ve nefret ortamı yaratarak Kerri’nin hapse atılması çağrılarında bulundular.

Kerri hiçbir şekilde ne formülünü satmaktadır ne de patentleme yoluna gitmiştir. Aksine, 70’i aşkın ülkedeki çocuğa hiç karşılıksız amme hizmeti yapmaktadır.

Evet ücret karşılığı danışmanlık hizmeti vermektedir, ancak bu protokolün bir paçası değildir. Kraliçeler gibi yaşamak için kimseye gelin bana danışın da demiyor Kerri, müşteri çekmeye filan da çalışmıyor.

6) Bir başka doktorla daha görüşmüşsünüz program için ve kendisi de hemen parazitler otizme yol açmaz demiş. Ne siz sordunuz peki ya otizme yol açan nedir diye ne de böyle bir yanıt sundu.

Bu doktorun yüzlerce otizmli çocuğa baktığını söylediniz fakat bunlardan kaçı düzeldi veya teşhis bıraktı diye sormadınız kendisine? O nasıl bir tedavi uyguluyor mesela?

“Otizmin tedavisi yoktur” buyuran bir başka bayanı gösterdiğinizde bu, sizin gösterdiğiniz doktorun yüzlerce çocuğu tedavi ettiği yönündeki beyanınızla çelişmiyor mu? Sahte yılanyağları mı kullanıyor yoksa bu doktor?

Saat ücretinin ne kadar olduğunu sordunuz mu mesela bu doktora?

Siz araştırmamış olabilirsiniz diye söyleyeyim, bu uzman doktor saat başına 400 doların üzerinde ücret alıyor hastalarından.

Evet, yanlış okumadınız ve gayet akıllıca bir davranışla sigorta filan da kabul etmiyorlar.

Hastaların sıklıkla yaşadığı şey, gittiklerinde doktorun çocuğun hasta kaydını ve raporlarını okumaya vakit bulamamış olması nedeniyle hastasıyla ilgilenerek geçirmesi gereken konsültasyon vaktini, hasta odada beklerken geçmiş lab tetkiklerini, tahlilleri vs okumakla geçirmeleri (yazar kasa efektini siz de duydunuz mu bu noktada?)

Bu doktorlardan bazıları tonlarca gıda desteği reçete edip dünyanın da tahlilini istiyorlar, bir kısmı kendi satıyor zaten bunları, ki birçoğumzun bunları almaya maddi gücü de yok.

Bunların işe yaradığına veya kalitesine dair ortada kanıt da yokken oluyor bunlar.

İşin maliyeti neden önemli burada peki? Çünkü Klordioksit bitmek bilmez doktor muayene ücretleri ve yüklenen tüm bu desteklere göre neredeyse bedava da ondan.

7) Hikayede Jim Humble’ın geçmişinin ne işi var ki? Kaç yaşındaymış nerede yaşamış bunların konuyla hiçbir bir ilgisi yok.

Programınızla ilgili internette yapılmış yorumlara bakıldığında da insanların hikayenin özünden ziyade kendisinin geçmişiyle ilgilendiği görülüyor, ki bu da insanların sansasyonel haberlere düşkünlüğünü gösterir.

8) Bilirsiniz herhalde siz de, bu devirde bir çocuğun başına gelebilecek olumsuz bir durum sosyal medya kanalıyla çok daha hızlı yayılır, herkes bilir, duyar. Peki CD protokolünü uygulayan çocuklarla ilgili nasıl olur da bugüne kadar çıkmış tek bir olumsuz haber bile olmaz, hiç merak ettiniz mi?

Her ilaçta yan etki olur.

CD protokolü için Kerri, kiloya göre alınması gereken dozu tek tek, en ince ayrıntısına kadar anlatmış, yazmış kitabında. İnsanlar verilen yönergeleri takip etmiyorsa bu Kerri’nin suçu, onun sorumluluğu mudur?

Çocuk (kapağı açık bulduğu) öksürük şurubunu içti diyelim, bu durumda suç anne-babada mı yoksa şurubu üreten firmada mı?

9) İlaç kartelinin sizin kanalınızda ve diğerlerinde çıkan ilaç reklamlarını, bunların herhangi biri için sayılan yan etkileri hiç izlediniz mi?

Bugünlerde, reklamı yapılan ilaçların olumsuz etkilerini okumak için geçen süre olumlu etkilerininkinden uzun tutuyor da —hatta bazen ‘böbrek yetmezliği’ veya ‘ölüme yakın sonuçlar'(!)dan filan da bahsediliyor bu yan etkiler arasında ve insanlar doktorlarını aramaları veya derhal acil servise gitmeleri gerektiği yönünde uyarılıyor.

Bu ilaçlar hakkında niye araştırma dosyası açmıyorsunuz veya ilaç firmaları nasıl oluyor da bunca yan etkisi olan ilaçlarını satabiliyorlar insanlara?

10) Son olarak, özel gereksinimli evladı olanlar için çocuğundan gelecek ufacık bir işaret– diyelim bir gözünüze bakması veya bir ‘anne’ veya ‘baba’ diye seslenmesi veya ‘seni seviyorum’ demesi veya o gün biraz daha az huzursuz olması, o anne-babalar için o an dünyaların onların olması demektir ve tıpkı Armstrong’un aya ayak basarken attığı o “İnsan için küçük, insanlık adınaysa DEV adım” gibi büyük mutluluk ve gelecek için ümit kaynağıdır.

Kerri, anne-babalara ümit vererek insanlık adına koca koca adımlar atıyor burada işte…

Pardon .. Pardon ..

Otizmin doğuştan filan gelen bir şey OL-MA-DI-ĞI-NI ve çocuklarımızın anaakım tıpçıların dediği gibi ömür boyu bu şekilde yaşamaya mahkum olmadıklarını gösteriyor bizlere.

Otizmin tedavi edilebileceğini ve şanslı bir azınlık için dahi olsa otizmden tamamen kurtulmanın mümkün olduğunu (ebeveynlerinin belgelediği 181 vaka ile) kanıtlıyor.

Gerçek araştırmacı gazetecilik örneği bir program yapmak istiyorsanız şayet, rating kaygısıyla hazırlanmış tek yanlı hikaye anlatıcılığı yerine lütfen biraz araştırma yapın, ödevinizi tam yapmaya çalışın.

Pekçok gazeteci var, bu tip bir dosya hazırlayacağı zaman gelip forum alanlarında görüş soruyor, insanlarla birebir konuşuyor. İşte buna gazetecilik diyoruz ve sizin yaptığınız daha ziyade paçavra bulvar gazeteciliğini andırıyor.

Teşekkürlerimle,
Krishna

Geçen gün pekçok çocuğumuzun iyileşmesinde de emeği gemiş bayan bir doktor arkadaşımla konuşurken ona bunu NİYE yaptığımı anlattım…

Çünkü hergün oturup SİZ anne-babalardan çocuklarınızın nasıl daha iyiye gittiğini dinliyorum.

Sonra bakıyorum e-mailler geliyor, Facebook’a koyuluyor, ATEC skoru SIFIRDIR diye, BİRE düştü, çocuğuma yeniden kavuştum diye….

Anlatılması gereken bir hikayeyi anlatmamak olur mu?

İşte benim misyonum da bu… SİZLERİN hikayenizi anlatmak…

Teşekkür ederim.

 

Yorumlar