Kanser hakkında ne biliyorsunuz?

Tanımı için kullanılan tıbbi ve bilimsel terim bilginizi sormuyorum, hani Amerika’da şu anda en çok ölüme yol açan 2 numaralı illetle ilgili genel bilgi düzeyinizi merak ediyorum. Tamam internet kanserle ilgili yazılardan geçilmiyor, fakat siz gerçekten tam olarak ne biliyorsunuz?

Öyle çok çeşidi var ki kanserin, her hasta zaten tamamen farklı bir vaka, demem o ki ne kadar çok istesek de her şeyi bilmemiz mümkün değil. Fazla gelir bu bilgi yükü, o halde bize kansere dair işe yarar, temel bilgiler lazım. Kimler en çok risk altındadır? Nüfus genelinde kanser riskini arttıran faktörler hangileridir? Kanserden kurtulmanın veya hiç yakalanmamanın yolu var mıdır?

Kanserle ilgili burada vereceğim bilgilerden bazıları sağduyuyla tahmin edilebilecek şeyler, fakat sağduyu da sık rastladığımız bir şey değil bugünlerde malum. Zihinsel ve fiziksel yaşam tarzı seçimlerinizin bir kısmının kanser riskinin arttrıdığınını bilsek dahi, çoğu zamaniş işten geçene kadar değişiklik için adım dahi atmıyoruz.

Tam da şu anda kanserle ilgili bilmeniz gereken 17 hakikat şu:

1. Tüm dünyada araştırmacıların hemfikir olduğu gerçek, tüm kanser vakalarının ve bununla ilintli ölümlerin hepsinin en az yarıdan fazlasının önelenebilir olduğu. 2015’te kansere bağlı ölümlerin 1.6 milyon civarında seyredeceği öngörülüyor – bunun yarısı şimdiden alınacak tedbirlerle önlenebiliyorsa buradan başlamak lazım işe.

2. Kanser, 100’den fazla hastalık için kullanılan ortak isim. Bir zamanlar “eriten/tüketen” bir çeşit hastalık diye tanımlanıyordu, ancak aslında raydan çıkmış bazı hücrelerin kontrol dışı çoğalıp vücudunuzun çeşitli yerlerine yayılması, bunu yaparken sağlıklı hücelerinizi de tahrip etmesi kanser. Kanserin birçok türü tümör yapıyor, kanla ilgili olanlar hariç.

3. Kanser çeşitlerinin çok çok küçük bir oranının (%5’ten azının) genetikle ilgisi var, yani “uzmanlar” çıkıp da çoğu kanser için genetiktir dediklerinde, bizlere pek de gerçeği söylemiyorlar. Gelin görün ki, anne-babamızdan bize öyle gizemli bir “kanser geni” filan geçmediğini gösterse de araştırmalar, çoğumuz “annemizin yemek defteri”ni aldık hakikaten de ve muhtemelen yakın ailemizle birlikte aynı toksinlere de maruz kaldık. Öyleyse diyetimizi temizlemek, hareketsiz kalmamak ve detoksifikasyon kesinlikle elzem.

4. Toksinlerden laf açılmışken, çevresel faktörler kanser riskinizi arttırabilir. Soluduğunuz hava, içtiğiniz su, yediğiniz gıda, hepsi de son derece önemli. Kirlilik, ağır metal toksisitesi ve hatta evde temizlik için kullandığınız malzemeler bile vücut hücrelerinizi tahrip edebilir ve elbette kanser riskinizi arttırabilir. Vaktinizin çoğunu evde ve iş yerinizde geçiriyorsunuz. Bu alanlarda kendinizi güven altına almak en öncelikli işiniz olmalı.

5. Akciğer kanseri vakalarının %90’dan fazlası sigara içmekten kaynaklanıyor. İşin ilginç tarafı ise, kanserin müsebbibi tütün değil, o sigarayı yaparken kullanılan kimyasallar. Kanser riskinizi azaltmada önlem olarak yapabileceğiniz en iyi şey, hemen şimdi bırakmak bunu. Duman, sigara içmeyenler için bile kanser riski oluşturuyor. Dünyada her otuz saniyede bir birileri akciğer kanserinden ölüyor ve Amerika’da kanser ölümlerinde akciğer kanseri başı çekiyor.

6. Uykusuzluk – günde altı saatten az uyuma – kolon kanseri riskinizi arttırıyor. Yapılan çalışmalar ayrıca gece vardiyasında çalışanlarda genel olarak kanser riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Güçlü ve kansersiz bir beden için uykunun şifalı etkisini hakikaten de hak etmediği kadar fazla gözardı ediyoruz.

7. Hergün, kırktan fazla çocuğa kanser teşhisi konuluyor – salt Amerika’da yılda 14,000’ten fazla çocuktan bahsediyoruz. Kanser (daha doğrusu kanser için uygulanan konvansiyonel “tedaviler”) çocuklarda hastalık yüzünden gelişen ölümlerde 1 numara. Bu içinde bulunduğumuz gün, kanserden (ve kanser tedavilerinden) dört çocuk hayatını kaybedecek; konjenital doğum kusurları, tip 1 diyabet ve astıma bağlı komplikasyonlar sonucu oluşacak ölümlerin toplamından daha fazlası yani. Kanserli çocuklarda hayatta kalma oranlarında bir iyileşme görülmüyor, çünkü uygulamadaki konvansiyonel tedavilerin (kemoterapi ve radyasyon) kendisi kansere yol açıyor ve üstelik, mesainin çoğu hastalığa neyin yol açtığını bulmaya çalışmak yerine, semptomları (tümörleri) karsinojen kemoterapi kimyasalları ile küçültmeye çalışmaya harcanıyor.

8. Gözde şarküteri ürünleri, sosisler, salamlarda bol miktarda nitrat var – paketin üzerini okursanız orada sodyum nitrat ve potasyum nitrat diye yazar. Nitratlar işlemden geçmiş et ürünlerinde koruyucu ve tad verici olarak kullanılıyor. Bu gıdalar yüksek ısıyla hazırlanıp yenildiğinde vücudunuzdaki sindirime yardımcı sıvılarla kimyasal reaksiyona giriyor, nitratlar bu defa nitrite dönüşüyor. Nitritler ise birer karsinojen. Nitratlar ayrıca gübre kullanımıyla yeraltı sularına da karışmakta, o yüzden içme suyu için filtre kullanmayı tercih etmek isteyebilirsiniz.

9. Dünya genelinde yaklaşık olarak her sekiz ölümden biri kanser nedeniyle meydana geliyor. Hatta kanser; sıtma, verem ve AIDS ölümlerinin toplamından daha fazla cana mal oluyor. Gelişmiş ülkelerde kanser daha fazla. Uzmanlar, diyet ve yaşam tarzının birlikte etkilediğini düşünüyorlar sağlığımızı.

10. Kadınlarda en çok görülen kanser, meme kanseri. Ölüm oranlarında da meme kanseri kadınlarda başı çekiyor. Kadınlarda en sık görülen kanser türleri meme, rahim ağzı ve kolorektal kanser.

11. Erkeklerde en sık teşhis alan kanser türleri ise akciğer, prostat ve mide kanseri. Akciğer kanserinde hayatta kalma şansı %20’den az. Sigara kullanıyor ve gün boyu toksin solumak durumunda kaldığınız bir işte çalışıyorsanız hayatta kalma şansı %3’e düşüyor.

12. Elli beş yaş ve üstündekiler kanser için en yüksek risk grubunu oluşturuyor. Tüm kanser vakalarının yaklaşık %77’i bu yaş grubundaki erkek ve kadınlardan oluşuyor.

13. Araştırmalara göre obezite kanser riskini arttırıyor. Kanserden kurtulma şansınız da kilonuza göre değişiyor. Bir çalışmada, meme kanserine yakalanmış menapozlu kadınlar arasında sağlıklı kiloya sahip olanların hayatta kalma oranlarının da daha yüksek olduğu gözlemlenmiş.

14. Kanser hücreleri vücudunuzun başka yerlerine yayılana kadar rahim ağzı, akciğer veya kolon kanseri olduğunuzu gösteren hiçbir belirti yaşamayabilirsiniz. Bu kanserleri zamanında yakalamak için tarama yaptırmak şart.

15. En sık teşhis alan kanser, cilt kanseri. Her sene oranlar daha da yükseliyor. Yaygın kanı güneşte kalmanın kanser yaptığı, ancak bu tam doğru değil. Güneş görmek aksine, sağlığımız için yararlı; (mor ötesi ışınların cildimizdeki kolesterolle etkileşimi yoluyla) vücudumuzun D vitamini yapmasını sağlıyor bu. Sabah veya öğleden sonra otuz dakika güneşe çıkmanız günlük ihtiyaç için yeterli. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta güneşte yanmamak, zira bu DNA hasarına, ileride de kansere yol açabilir. Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da güneş kremi kullanmamak; faydalı morötesi ışınları almanızı engellediği gibi kansere de yol açıyor. Işınları engellemek için kremlerde kullanılan ana kimyasal octyl methoxycinnamate (“OMC”)’nin, fareler üzerinde denendiğinde küçük dozlarda dahi hücre ölümüne yol açtığı gösterilmiş. Üstelik, güneş ışınlarıyla temasta toksisitesinin özellikle arttığı tespit edilmiş. OMC piyasadaki güneş yağı ve kremlerinin %90’ında mevcut! En popüler güneşkremi markalarına bakıldığında dioxybenzone ve oxybenzone gibi başka toksik kimyasalların da kulalnıldığını görüyoruz, kaldı ki bu kimyasallar ciltten emilip kana karışıyor, serbest radikal oluşlumuna neden oluyor, bağışıklık sistemini dağlıyor, karaciğer ve kalbe zarar veriyor ve hatta sistemik kanser oluşumunu hızlandırıyor.

16. Sağlıklı hücrelerde gerektiğinde kendi kendini imha etmesini sağlayan içkin bir mekanizma bulunur. Bunun bilimsel adı ‘apoptoz’, ancak sağlık konusunda yazar-çizerler buna “hücre intiharı” demeyi tercih ederler. Hücre, bu mekanizma sayesinde bünyesinde hasar oluştuğunu anlayıp, vücudun geri kalanını korumak için kendini imha ediyor. Kanser hücrelerinde bu otomatik proses yok, bilimadamları nedenini bilmiyor. Kanser, nörodejeneratif hastalıklar ve kalp hastalıklarının hepsi işte bu apoptoz mekanizmasındaki bozuklukla ilişkilendirilmiş durumda.

17. Hasarlı hücrelerin apoptozla kendini imha etme prosesini doğal yoldan tetikleyen bazı gıdalar var. Yeşil çay, çilek/kiraz/dut/yabanmersini gibi yumuşak küçük meyveler, zerdeçal, avokado, sarmısak, ‘kale’ bitkisi ve hatta siyah çikolata kanser hücrelerini hedef alıp ortadan kaldıran gıdalardan yalnızca birkaçı.

Doğru Tercihler = Sağlık

Hepimiz biliyoruz artık ama tekrar etmekten zarar gelmez: yaşam tarzınız – yediğiniz, içtiğiniz ve hareketlilik oranınız – kanser riskinize direkt etki ediyor.

Sağlıklı beslenme, bol su, vücuda gerekli dinlenme/uyku olanağını sağlama, düzenli şekilde yapılacak hafif spor veya egzersiz, sigarasız yaşam, az alkol ve bedeninize göstereceğiniz asgari özen ve bakım, başta kanser olmak üzere hertürlü hastalığa karşı ilk savunma hattınız.

Evet sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olup yine de hastalanabilirsiniz, ancak hangi uzmana sorarsanız sorun size kanser ve başka hastalıklar için riski minimuma indirmenin yolunun gayet basit bir şekilde ‘kendinizi sevmekten’ geçtiğini teyit edecektir. Bu dünyada içinde yaşayabileceğiniz tek bir eviniz var, o da bedeniniz. O yüzden ona iyi bakın. Kanseri önlemenin, kanserle savaşmanın ve alt etmenin yollarını öğrenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyin.

 

tyBu yazı, The Truth About Cancer belgeselinin yaratıcısı Ty Bollinger’in aynı adlı websitesinden sizler için çevrildi.
Ty, kendini kanserin doğal yollarla tedavi edilebileceği gerçeğini kamuoyuna anlatmaya adamış kanser savaşçılarından.

Websitesinden dünyaca ünlü uzmanların bilgilendirici videolarına, e-kitaplara ve özel tariflere ulaşabilirsiniz.

 

 

Yorumlar