Çok yıldızlı, ultra lüks, medyatik hastaneler.
Zenginliğin güçle doğru orantılandığı ülkemizde markalaşmış zincirler.
Parayla zapt edilmiş televizyon kanallarında, parayla esir alınmış gazete yayınlarında her gün isimlerini gördüğümüz.
“Otel konforunda” diyorlar reklamında, yani misafirsiniz bir kere, hasta değil müşteri.
Beyaz önlüklüler de doktor değil haliyle, işletme görevlisi…
Kuaför salonları var mesela içeride, oda süsleme organizasyon şirketlerinin standı, her şey düşünülmüş; hastane olamaz burası, belki bir AVM!
.
Öyle bir güven algısı yaratılıyor ki; insan, yavrusunu gözü kapalı emanet edebilirmiş gibi…
Çünkü bebeğinizi doktora her ay rutin götürmeniz gerektiği algısı yerleştirilmiş bir kere.

Eğer bir otele 6 ay muayenesi? için götürdüyseniz çocuğunuzu; birden yatışınız yapılabilir mesela, antibiyotik başlanabilir, hazır müşteri gelmişken bir röntgen çekilebilir.


Arada vakit boş mu geçsin, biraz ilaçlı buhar verilebilir.

Sizinle ilgilenen doktorunuz orada olmayabilir, güzel bir akşam geçirmek için gitmiş ve yerine kiralık birini bulmuş olabilir.

Siz doktorunuzla konuşmuş ve içinize sinmediğinden yapılan işlemlerin fotoğraflarını çekmiş olabilirsiniz, hatta yatıştan önce çekilen röntgen raporu bile elinizde bile olabilir.

Yeterli paranız olduğu için güler yüzle karşılandığınız hastane isimle otellerde, 1 saat önce gülen bebeğiniz kucağınızda öldüğü için ağlarken maskeler değişebilir ve “ses çıkartmayın, diğer müşteriler rahatsız oluyor” diye azarlanabilirsiniz…


Kanıtlarınız mı var?
Raporlar? Yazışmalar?
Videolar, fotoğraflar mı?

Hatta doktorun kiralık olduğu bile mi açıklandı?

Eğer bir defa kıskaca girdiyseniz, size müşteri diyen bir işletmeye “can” emanet etmeye niyetlendiyseniz bunlar, çocuğunuzun 2 saat içinde can çekişerek ölmesine ve Adli Tıp Kurumu’nun “akciğer enfeksiyonu sonucu doğal ölüm” diye rapor vermesine engel değil.