Grip  –  Soğuk Algınlığı Farkı

Grip denilince bazı insanlar ‘soğuk algınlığı’ ile karıştırabiliyorlar.

Aslında ikisi birbirine benziyor, fakat çok önemli bir fark var; o da gripte yüksek ateş olması.

Soğuk algınlığında, ateş olmadan burun tıkanıklığı ve öksürük olması… Aradaki fark bu.

Zaten gribin teşhisinde iki tane laboratuvar metodu kullanılıyor. Bunlardan birisi ‘hızlı test’, birisi de virüsün kültürde üretilmesi. Fakat bunlar zaman alıyor ve duyarlılıkları düşük. Onun için doktorlar gribi klinik olarak teşhis ederler. Soğuk algınlığından farkı onun için önemli.

Gripte öksürüğün uzun sürmesi de çocuklarda önemli bir bulgu.

Sıfır Kilometre İmmün Sistem Öğrenmeye Çalışıyor

Çocuklar, her yaş grubunda olduğu gibi gribe kolaylıkla yakalanabiliyorlar çünkü immün sistemleri henüz öğrenme aşamasında.

İsterseniz onu da kısaca vurgulayabilirim; immün sistem vücudumuzda doğumdan itibaren çalışmaya başlayan ama sıfır kilometreden çalışmaya başlayan bir sistem. Öğrenmeye çalışan bir sistem.

Bu bakımdan grip, benim kanaatimce, çocukların bağışıklık sistemlerinin gelişmesi için çok önemli bir hastalık.

Her sene tekrar etmesi de, çocuğun bağışıklık sisteminin sanki bir askeri tatbikat yaparmış gibi, daha iyi gelişmesini sağlayan, aslında faydalı bir hastalık olduğunu söyleyebilirim size.

Ama tabii bu bazen risk oluşturur, mesela çocuklarda, eğer anne sütü almıyorsa, riskli olabilecek bir hastalık. Aynı şekilde, erişkinlerde, 65 yaş üzerinde de riskli olduğu söyleniyor.

Grip Nasıl Bulaşır?

Grip virüsü, influenza virüsüdür; A, B, C tipleri vardır.

En sıklıkla, doğrudan temasla bulaşır, yani grip virüsünün bulunduğu bir yere o çocuğun elini sürmesi, ondan sonra o elini ağzına, gözüne sürmesiyle bulaşır.

Veya gripli kişi öksürdüğü zaman, o ‘öksürük sekresyonu’ dediğimiz ifrazatındaki virüslerin doğrudan çocuğun gözüne ya da burnuna—mukozalarına temas etmesiyle ancak bulaşabilir. Onun dışında bulaşma olmaz.

O halde biz önlemek için ne yapmalıyız?

Ellerimizi çok güzel yıkamalıyız.

Bir çocuğu bakan bir annenin ya da bakıcının bilmesi gereken en önemli şey bence bu; ellerini yıkamadan çocuğun eline, yüzüne dokunmaması gerekiyor. Aynı şeyi çocuğua da alışkanlık olarak kazandırması, koruyucu tıp açısından çok daha önemli.

Grip Aşısı Nasıl yapılıyor?

Aşıya gelince, aşı çalışmaları 1940’lı yıllarda başlamış ve 1960’ta ilk defa piyasaya sürülmüş ama yan etkilerinin çok olması ve aşıda birtakım sıkıntılar olması dolayısıyla çok yaygınlaşamamış.

1980’li yıllardan sonra grip aşısının piyasaya, özellikle Türkiye’ye, sürüldüğünü görüyoruz.

Aşının özelliklerine gelecek olursak, bir ‘inaktive’ aşı var, bir de ‘canlı’ aşı var.

Canlı aşı diyoruz ancak aslında virüslere canlı demek de doğru değil.

Virüsler bir RNA ya da DNA parçası içeren, bunu bir zarfla çeviren yapılar. Canlı değiller aslında. Hatta, bilgisayar virüslerine çok benzetiyorum ben onları bu bakımdan, mesela bilgisayara USB’yi taktığınız an bir virüs bulaşıyor ve bilgisayarınız zombi haline geliyor. Aşılarda da böyle bir sıkıntı var; grip virüsünü zayıflatılmış hale getirebilmek için aşıların üretim aşamalarında birtakım olaylar var. Bunlardan da kısaca bahsedeyim:

Bir aşıyı üretmek için ‘kültür’e ekmeniz gerekiyor o ‘enfektif ajan’ı.

O kültür de ne olabilir? Ya canlı hücrelerdir veyahut da bir dokudur.

O doku genellikle maymun ya da köpek böbreği oluyor–ilk zamanlarda ama yumurta kullanılmış, tavuk yumurtası, bildiğimiz tavuk yumurtası…

Bundan 160 defa ‘pasaj’ yapılmış.

Pasaj ne demek? O kültürün tekrar tekrar yapılması demek. Yani 160 tane yumurta kullanmanız gerekiyor bir tane aşıyı elde etmeniz için.

Viral Aşılar Niye Korumuyor?

Aşıyı yaptığınız zaman %100 etkili, %100 koruyucu olmuyor. Böyle bir sıkıntımız var.

Fakat diğer meslekdaşlarımızın söylediklerine baktığınız zaman “%90 koruyuculuğu var” diyorlar. Halbuki bu koruyuculuk oranı değil, serumda bulunan, gribe karşı gelişen, bağışıklık sisteminin ürettiği antikorları kastediyorlar. Ama o antikorların gribe karşı korucu etkileri çok çok az.

Çünkü virüsler, hücre içerisine giren ve kendilerini o hücreye ürettiren bir takım varlıklar—canlı demiyorum bakın, ‘varlık’lar…

Ve onun için antikorların, özellikle viral hastalıklarda koruyucu etkisi çok çok sınırlı.

Onun için bakın yapılan çalışmalarda–CIDRAP ve EUROSURVEILLANCE çalışması çok önemli bu konularda—bakmışlar ki grip aşısının etkinliği söylenildiği gibi değil, çok çok düşük ve yan etkileri daha fazla.

Onun için buna ‘cost-effective’ derler, maliyetine değmediği söyleniyor.

Peki niye o zaman bu kadar çok grip aşısı ön plana çıkıyor?

Bir eczaneye girdiğiniz zaman dikkat edin, “Grip aşınızı yaptırdınız mı?” diye yazıyor. Neden?

Çünkü bunların tamamı ticari kaygılarla yapılan şeyler.

İşin başka cephesi de var.

Bu grip aşısını yaptığınız zaman, yan etkilerinden dolayı da hastayı kendinize bağımlı hale getiriyorsunuz.

 


Profesör Dr. ALİŞAN YILDIRAN

Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Bilimler Bölümü, Çocuk Sağlığı ve Hastalıklar Anabilim Dalı, Çocuk İmmünoloji-Allerji Uzmanı

Yorumlar