Minik Elf ile yaşadığımız maceralar bizi sosyal anlamda bir miktar kısıtlıyor… Tahmin edilmesi güç tuhaf durumlar yaşayabiliyoruz.

40 dakikalık bir seyahat bile büyük bir olay olabiliyor zaman zaman. Tedaviler, terapiler, ilaçlar derken kısa bir zaman içinde çok ama çok şanslı ailelerden değilseniz maddi, manevi tükeniyorsunuz ve zaten yerinizden pek kıpırdayamaz oluyorsunuz. Empati yoksunluğunda zirveye oynayan memleketimizde epeyce yalnızlaşma ihtimalini de unutmayalım… An-la-şı-la-mıyorsunuz, uzaylı muamelesi görüyorsunuz.

Dünya gailesi’ne bakış açınız evriliyor! Çoğu zaman bugün börek mi yapsam yoksa pilav mı diyen dünyalıları acayip kıskanırken buluyorsunuz kendinizi…

Geçtiğimiz haftalarda bir akşam üzeri babaanneme ziyarete gittik. Ve biz unutmuşuz yaşlı evlerini, her yerden fışkıran ilaçları… Normalde eşim gittiğimiz evlerde özellikle mutfağı(!) tabir-i caizse tavaf eder ve ortalıkta kesici biçici aletler başta olmak üzere tehlikeli olabilecek ne varsa yüksek yerlere kaldırırdı. Hayatımız azıcık normale dönmüş olmalı ki normalde rutinimiz olan patavatsızca denilecek türden ritüelleri yapmayı unutmuşuz.

Yazarken hala kalbim sıkışıyor😰
Küçük sevimli bir kutunun içinde minicik haplar.

Mutfak masasının üzerinde duruyormuş meğer! 10 dakika içinde yine hız trenine binmiş olduk. Sakin görünüyorum ama kafamın içinde bir jet uçağı uçmaya başladı işte! Minik Elf’i elinde ilaç kutusu tadım yaparken gördüğüm an beynimden vuruldum.

Normalde ilaçlara yakın durmaz ama bu kutu süslü püslü ilgi çekici gelmiş belli ki… İlacı şeker sanmak diye bir deyim varmış gerçekten miniklerin literatürlerinde!!!

Henüz tadına bakıyordu ama riske etmek mümkün mü? Bir tanesini ağzından çıkardım, elimde ufalandı. Kalp ilacı olduğunu öğrendim, zehir merkezini (114) ararken hastaneye doğru yola çıkmıştık bile.

Kocam o sırada kilitlenmiş, otur keyfine bak bir şey olmaz ayol desem oturacak, boş bir ifade ile doğru cevabı benim gözlerimde arıyorken aklıma gelebilen en hızlı ve akılcı senaryo buydu a dostlar!

Ve bir zamanlar örselenmiş çocuk benliğim kusura bakmamalarını söylüyordu arkada kalanlara. Günün sonunda sözde en elitist tabakanın dahi gözlerinin ta içinde ben, o hasarlı çocuğu doğurmuş kadınım çünkü! Rica edeceğim hariçten gazel okumayalım bu konularda.

Bilmiyorsanız da hemen söyleyeyim bu memlekette kadınlar sporlanarak çoğalır!
Ezici çoğunluk için durum bu inanın bana.

Hastaneye gittik, midesi yıkandı Minik Yaramazın ve aktif karbon verildi… Bu aşamada ben daha fazla dayanamayan, adrenalinden erimiş eklemlerimi de toplayarak hastanenin dışına kaçtım, eşim “-çekilin ben babayım” diyerek Minik Elf’in yanına odaya daldı.

Bir süre sonra içeri döndüğümde Minik yaramaz mide yıkama mekanizmasının nasıl çalıştığına odaklanmış olan biteni seyrediyordu. İşlem bittiğinde sağlık ekibine kibarca kızımın burnundan sarkan boruları çıkarmalarını istediğimi, zaten özel ihtiyaçları olan bir çocuk olduğunu, işlemi tekrar etmeleri gerekirse yeniden takabileceklerini söyledim.

Bu aşamada artık ağlamaya başlayan kızımı sakinleştirdim, neler olduğunu ve neden olduğunu ona kısaca açıkladım.

Bulunduğumuz şehirde ilacın antidotu ve çocuk kardiyoloğu olmadığı için ambulans ile bir başka şehre sevk edildik. Minik yaramaz mutlu mesut son olmasını ümit ettiğim en keyifli yolculuğunu yaptı ambulansla.

Bir devlet hastanesinin çocuk acilindeyiz, içerideki çoluk çocuk mütemadiyen ağlıyor… Kızımın en büyük zaafı, tiz çığlıklar!
Şükür çantamdan kulaklıklar çıkıyor ve telefonum bir süreliğine kızıma tahsis ediliyor.
Minik Elf başka bir galakside bacak bacak üstüne atmış müziğini dinlerken tüp tüp kan alınıyor ve tahliller yapılıyor… O da arada damar yolu açan, serum takan hemşire ablasının yaptığı işlemleri izliyor büyük bir ilgi 👀 ile.

Modern tıp ile aramdaki pamuk ipliği bugün beni sınıyor. Kibarca yapılacak işlemleri öğreniyorum kızımın doktor teyzelerinden. Gereksiz ve yanlış müdahaleler için fazlaca tecrübeli bir anne oldum zaman içinde… Hangi ilaçlara alerjisi var bir çırpıda sayıyorum. 😕
İşler umut ettiğimiz gibi yolunda gitmezse nasıl müdahale edilecek kısa bir bilgilendirme bile yapıyorlar bize.

Ve ben düşünmek istemediğim ihtimallerin üzerine odaklanmıyorum bu kez. 😌

Tahlillerinde toksik dozun çok altında ilaç almış görünüyor minik yaramaz, hayati tehlike ile geldiğimiz hastanede derin bir oh çekiyoruz…
Doğru zamanda doğru yerdeymişim şükür ki Minik Elf henüz tadım yaparken yakalanmış bana.

Dört saat sonra ilacın yarılanma ömrüne tekrar bakabilmek için yeni bir tahlil yapılıyor.
Doktorlardan ilgisiz (!) ebeveynler olarak azar işittikten sonra yeni tahlilimizin ferahlatıcı sonucu ile eve dönüş yoluna çıkıyoruz.

Sabaha karşı 04:30’da evimize ulaşıyoruz.
Hastanede hemen yanımızdaki yatakta yatan bir miniğin eve gidebilmek ile ilgili hayallerini annesine anlatışı geliyor aklıma!
Biliyorsunuz değil mi bazı çocukların en büyük hayali eve gidebilmek…

Ne kadar şanslı olduğumuzu iliklerimde hissediyorum🍀 Evde olmak güzel…

L.A

Yorumlar