Geçen haftalarda eşim çok yoğun çalıştı, hafta sonu da dahil evde yoktu…
Ve envai çeşit ihtiyacı olan iki hassas bünye ağzıma bakıyordu kuş gibi…
Oturup kafamı boşaltacak iki lafı bir araya getirecek halim olmuyor çoğu zaman…
Bazen aynı satırları defalarca okurken buluyorum kendimi…
Kızım gibi odaklanma sorunum var diyeceğim ama aralıksız taciz ediliyorum ev ahalisi tarafından…
Bitmiyor dünya işleri…
Bu kezde defalarca başa dönmekten bunalıyorum, notlarımın arasında kaybolup gidiyorum…

Vaktiyle Stephen King’in ütü odasında roman yazma hallerini pek havalı bulurdum 😱
Özendiğim şeye bakııın…
Şimdi mutfakta bazen de minik Elf’in okulunun kapısında iki satır karalamanın derdindeyim 😕

Fakat şu alerji meselesi için açıp eski defterlerimi karıştırmam gerekiyor.
Unuttum gerçekten, unutmak istedim…
Dertlerimiz alerjinin çok ötesine geçti…
Ama her şey kızımın alerji isimli toksik yükü ile başladı…

Kendimle zorum var, daimi bir yetersizlik hissi…
Bu halimin ötesinde hayatın kibar davrandıklarından da değildim işte…
Herşeyi zor yoldan öğrenmek durumunda kalmıştım geçen seneye kadar…

Beklentiler arttıkça da zorlanıyorum galiba…
Minik Elf iyi oldukça herkes daha çok şey istiyor, bekliyor…
Zaman zaman ben de kapılıyorum bu rüzgara, hep bir yetişme hali çoktandır ucu kaçmış hayatımıza…

Ama bu iş bir sac ayağı?

Diyet kısmı mesela?

Yedireceğin temiz! (GDOsuz, pestisitsiz) gıdayı arayıp bulmak, uzun uzun yazışmak?
Öhöm! Azıcık daha uygun fiyatlı olabilsin diye üreticiye ulaşmaya çalışmak, bu arada hangisi ne kadar güvenilir kısmını sorgulamak durumunda kalmak!, bunu gerçekten tek başına yapmak, yapabilmek var ilk aşamada!

Yemekler:

Temiz gıdayı buldun şahane ama o sebzeler tezgahta yatarken kimseye faydalı değil ki?
İşleme ve sofraya uygun hale getirme faslı da bende?
Etrafımızdan hızlıca kaçışan sözde köklerimize kıyasla annem gerçekten çok çabalıyor…
Ama, eski günlerdeki gibi kek, börek talep etmeyince ben, annem de sudan çıkmış balığa dönmüş durumda…
Kadim bilgilerde demlendirilmiş kemik suyunu hazırlama işi de bende!

Minik Elf’in Mönüsü: Jelleşmiş Kemik Suyu, Buharda Brokoli ve Havuç

Ne ara ve neden o kadar hor görmüşüz eski tarifleri, nasıl fincan dolusu ilaçları içmeyi makul bulmuşuz apayrı bir konu!

Doğal Destekler:

Nihayetinde bir bitki çayına ulaşabilmek için bir kaf dağının ardına gitmediğimiz kaldı…
Sadece en son aldığımız bitki çayına ulaşma maceramızı anlatayım?
Satın alma işlemi yaptık ve bir gün sonra kargo ödemesinin PayPal ile yapılması gerektiğini öğrendik?
E memlekette PayPal yok?
Durumu izah etmeye çalıştık dilimiz döndüğünce çayı almaya çalıştığımız yurtdışı firmaya, bu ürüne gerçekten çok ihtiyacımız olduğundan bahsettik maillerimizde…
Şükür bize uygun bir kerelik bir hizmet bedeli işlemi açmışlar…
Artık nasıl ağlandıysak eşim ve ben ürünü gönderirken posta kategorisine hediye! yazmışlar hiç böyle bir talebimiz olmamışken?
Bir haftayı bulmadan ve gümrükte haftalar geçirmeden evimize ulaştı…
Sevincimi ve bu hiç tanımadığım insanlara ettiğim duaları anlatmaya kelimeler yetmez!
Ve bu minicik çayın getirdiği mucizeler başka bir yazının konusu şimdilik 😉

Uygulama:

Nasıl uygulanır kısmı için internette yabancı bloglarda epey mesai yapmak gerekiyordu eskiden, özellikle de kızım gibi fazlasıyla hassas bünyeli bir minikle bu uygulamaları yapıyorken…
Artık VitaminGiller’den okuyorum 😁

Kızım bir supplementten maksimum verimliliği almaya programlanmış bünyesi ile olumlu olumsuz reaksiyonlarını saatler içerisinde gösteriyor…
Azar azar, yüklenmeden ama çokça zamanların içinde oyalanmadan optimal dozu bulmak, gözlem yapmak benim görevim.

Detoks programını, protokolü, tedaviyi uygularken a’dan z’ye kitaba uymak, saatlik yaşamak ve doz ayarı yapmak…
Bir de bunu Minik Elf’e ve o sırada akan hayata uyarlamak da öyle…

Üstüne eğitim işleri de eklenince biraz devrelerim yanıyor işte🤕

Bu arada kızımın bir ikizi olduğunu, onun da çok benzer ihtiyaçları olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım 🙃

Kaça bölünecektim ki daha?

Bir de herşeyin üzerine “- biz böyle mi büyüdükçüler”in incitici yorumları var…

Biz başka türlü büyüdük evet!
O sebeple ben haşimotoluyum, arkadaşım ms, diğer akranım bambaşka bir otoimmun hastalığın koynunda?

Canavar anne çocuğunu istismar ediyorcular mümkünse hiç üşüşmesin yüreğim kaldırmıyor…

Öyle acayip bir millet olmuşuz ki biz…
Bir çocuk dahi kurtulsa sevi-ne-me-ye-cek, sabırla kanser olmasını bekleyecek varlıklara dönüşmüşüz…

Şu korku çığırtkanlığı yapanlar iyileşme hikayelerinden en çok korkanlar aslında; bir çocuğun sağlıklı, mutlu ve sıradan bir hayat yaşayabilme ihtimalinden sorumlu olduğunu farketmek ve kendi vicdanın ile yüzleşmek kolay değil çünkü…

Gerçek dünyada otizm tehlikeli miktarda toksik yük demek değil mi zaten?
Bu kadar çok toksik yük bu kadar minik bedenlerde ne arar?

Her şey genlerimizin bir oyunu ise bize neden inanılmaz bir hızla hasta çocuk, alerjik çocuk, özel çocuk sayısı artar?

Sevgi ve yoğun eğitim ile rayından adamakıllı çıkmış bir metabolizma, tıkanmış detoks sistemleri düzeltilebilir mi?

Ve ben Minik Elf’in şifa yolculuğunu klavyem titremeden paylaşamayacak mıyım hiç!

İçimdeki ergen saçmalamaya başlıyor ve mutfakta karalanmış şikayet dilekçeleri de işte böyle günlerde ortaya çıkıyor…
Minik Elf’in mucize çayı, komik ve keyifli okul maceraları da bir sonraki yazıya kalıyor🍀

Yorumlar