Güvenliğin her türlüsüyle ciddi anlamda problemi olan yurdum insanının en çok canını yakan konunun gıda güvenliği olduğunu düşünüyorum.Herkesi ama özellikle de anneleri ve hastaları vuran konu bu. Neye elimizi atsak elimizde kalmıyor mu? Doğanın mükemmel uyumuyla ve bize cömertçe sunduklarıyla yetinmeyen, bir türlü doyuma ulaşmayan ihtiras kurbanlarından biri de arılar. Sırlarla dolu yaşamları , ilmik ilmik verilen bir emek , yüzyıllarca şifa diye peşinden koştuğumuz bal şimdilerde bizi tedirgin ediyor. Sahtesiydi, organiği idi, şekerlisi,ilaçlısıydı derken kafalar epey karışık.

Aklımda yanıtlanmayı bekleyen birçok soru beni onunla tanıştırdı. Adı Alper Kuyucu. Datça’da yaşayan 4.kuşak balcı bir ailenin oğlu. Alper Bey bugünlerde biraz da heyecanlı. Amerika’nın North Carolina eyaletinin Asheville kentinde bulunan ‘Center for Honeybee Research ‘ merkezinin her yıl düzenlediği Siyah Kavanoz Bal Yarışması’nda ,organik kekik ve keçiboyunuzu balı ,herbal (şifalı bitkiler ) dalında birincilik ödülüne layık görüldü.Tanıdıkça ve konuştukça görüyorum ki doğru bir yerdeyim. Böyle düşünmemde ödülünden ziyade Alper Bey’in işine olan tutkusu ve eko sisteme olan sevdası çok etkili. Emin ellerde olmanın verdiği rahatlıkla aklımdakileri birbiri ardına soruyorum.

Umarım ihtiyacı olanlara ulaşabilmişizdir.

Keyifli okumalar.

 

IMG-20150109-WA0000

 

 Alper Bey merhaba. Öncelikle aynı frekansta bir üreticiyle konuşuyor olmaktan dolayı çok mutlu olduğumu belirtmek isterim. Kısaca kendinizden bahseder misiniz? Ne kadar zamandır arıcılık yapıyorsunuz ve nasıl başladınız?

79 yılında Datça’nın Kızlan köyünde doğmuşum. Çocukluğum ve okul hayatım burada geçti. Ailem sayesinden tarım yapmayı öğrendim ve onlarla birlikte şu anda bunu sürdürmekteyim. Dedem arıcıydı. Dedemden babama ondan da bana kaldı arıcılık. Onların dediğine göre sonradan arıcı olunmazmış, çekirdekten yetişmek gerekirmiş.Ailenin son kuşak arıcısı olarak devam ediyoruz Çocukluğumdan beri arıcılıkla uğraşıyorum yani.

Hangi bal hasatlarını yılın hangi zamanları yapıyorsunuz?Ne tür ballarınız var ? Ne kadar bal , polen ,arı sütü üretiyorsunuz?

Datça yarımadası zengin bir iklim yapısına sahip.Yıl içerisinde 5 – 6 çeşit bal üretebilmekteyim. İlkbahar : karabaş, funda.  Yaz : kekik, bozan, çam.  Sonbahar:  keçiboynuzu, püren.  Kavanozun kapağını açıp kokladığınızda aldığınız koku neyse yüzde olarak o bitki daha çoktur. Arı sadece çam balı yapmak için çıkmaz kovandan, çeşitlendirir ama genel olarak bir tür ağır basar tabiki. Her yıl aynı çeşitlilik olmayabilir.

Arısütü üretimi soğuk zincir ve teknik ekipman/işgücü istediğinden dolayı beni biraz zorluyor. Şu an için satış amaçlı üretimimiz yok.

Polen üretimi  yıllık 300 – 500 kg civarındadır. Polen Bal kadar bilinmiyor, o yüzden toptancıya veriyorum.  Perakende satışım çok az.

Bal üretimi 1 – 5 tondur.  Kötü sezondan 2 hasat ile 1 ton civarında bal alarak sezonu kapattığımızı bilirim. Doğanın sayısı olmaz, havaları takip eder hamlemizi yaparız gerisi doğaya kalır.Şu an için elimde sadece çam balı kaldı.

Dünya çam balı üretimin %90 ının ülkemizde ,%10 unun da Yunanistan’da yapıldığını okudum.
ülkemiz ve Datça arıcılık açısından nasıl bir flora?

Çam balı konusunda  öndeyiz evet. Bal çeşitliliğinde özel bir yerdeyiz. Flora zenginliği tartışılmaz. 0’dan 3000 metre yüksekliğe kadar zengin bir bal okyanusuna sahibiz . Datça yarımadası arcılık için cennet, şubattan – aralık ayına kadar arıların risksiz yaşadığı bir yerdir.

Bir üretici olarak arıcılığın önündeki en büyük engel nedir desem? Sizi en çok zorlayan konu ? Doğal floranın bozulması mı , insanların bozulması mı? Arıların hastalıkları mı?

Arıcılığı yaşam biçimi haline getirmiş bizlerin temel sorunu, insanların doğayı tahrip edip (ilaçlama, yeni inşaat alanları gibi) ormanları yok etmesi. Arı hastalığı bir şekilde tedavi olur ama bu kapitalist düzen?  Nüfusun hızlı artışı ve ormanların sonunu getirecek gibi.

Sahte bal ne demek ?Balın sahtesi nasıl mümkün oluyor ? Bunu tüketici olarak anlamamızın bir yolu var mı?

IMG-20150109-WA0005Şekerli su ve kıvam arttırıcılar sayesinde arı olmadan yapılan bal sahte baldır. Talep fazla olduğundan sahte bal  uzmanları arttı gerçek bal ile ayrıştırılması zor.  Labaratuar ortamı olmadan zor anlaşılır.

 Arıcılıkta ilaçlama var mıdır ? Ne sebeple ve nasıl yapılıyor?Günümüzde ilaçsız arıcılık mümkün mü? Siz ilaçlama yapıyor musunuz? Ne kullanıyorsunuz?

Arıcılığı tehdit eden en büyük hastalık varroadır (arı kenesi). Bununla ilaçsız baş edebilmek mümkün değil.  Varroset, ABvarC kullandığım ilaçlar. Yılın belli zamanlarında birkaç kez uygulanır. İlaç kullanmadan arıcılık yapmak mümkün değil. Eğer izole bir alana sahipseniz (20 km çapında sizden başka arıcı olmadığını biliyorsanız ilaçsız arıcılık mümkün).

Balla ilgili bizi en çok korkutan konulardan biri de şerbetler , şekerler, glikoz şurupları . Vitamingiller okuyucuları için arı kekinin ne olduğunu ,içeriğinde neler bulunduğunu ve ne amaçla kullanıldığını anlatabilir misiniz ? Nasıl olmalı ya da nasıl olmamalı ?

Yıl boyunca üretilen balın tamamın alınması arının aç kalmasına neden oluyor, bu durumda arıcı kek vermeye yöneliyor.  Bal hasadı sırasında arının hakkını  düşünmediği için kış boyunca kek beslemesi yapılıyor. Şerbet :  1 ölçü şeker  1ölçü su şeklinde arılara verilir. Bala en yakın karbonhidrat şerbette vardır.  Kek :  4ölçü şekere 1ölçek su şeklinde oluşturulur. Bazı arıcılar bu oluşumun içine polen ve vitamin ilaçları koyarak arının nüfusunu arttırmayı çalışır.Şerbet doğada bal akışı varken kullanılmamalıdır. Kar gibi bembeyaz petek görmek isteyen arıcılar her daim şekere yönelmektedir. Şeker ve kek dışında mısır şurubundan üretilen ve arısız üretilen balları unutmayalım. En büyük tehlike bunda.

Okuduklarıma göre arıların nektar toplama alanının kovanlardan itibaren 3 km yarıçaplı bir alan olduğu kabul ediliyor. Bu bölgede çiçek ve bitkilere yağmur ve rüzgar gibi atmosferik etkilerle mineral tozları taşınıyor. Bu mineral tozları bölgenin kaya ve madenlerinin bozuşmalarıyla oluşuyor. Yani bölgede kireçtaşı hakimse kalsiyum içerikli mineraller , asit volkanik kayaçlar hakimse potasyum, sodyum ve alüminyum içerikli mineraller bulunuyor. Eğer beslenme bölgesinde civa benzeri ağır metal mineralleri içeren oluşumlar varsa arı ürünlerine karışabiliyor. Bu durumda kovanların nerelere konduğu büyük önem taşıyor. Peki hasat dönemi boyunca siz kovanlarınızı nerelere koyuyorsunuz ?

Çam zamanı Mesudiye köyü yakınlarındaki ormanda ve diğer zamanlar köyümüz etrafında, duruma göre Denizli – Muğla taraflarına götürüyorum.  Götürdüğüm yerlerde arı, çiçeğe ve çama çalıştığından dolayı henüz garip bir durumla karşılaşmadım.IMG-20150109-WA0001

Kovanlar açılırken nasıl bir işlem uygulanıyor ? Bala herhangi bir etkisi olan bir uygulama sözkonusu mu?

Tütsü hazırlanır (arıyı dumanla sakinleştirmek açısından), çok gürültü yapmamaya dikkat ederek açılır kovan. Soğuk havalarda arı kendi balını (arıcının hasat sırasında bıraktığı balı) yer. Arının sağlığı için kovan soğuk havalarda daha az açılmalı, kovan içi ne kadar soğursa arının bal tütekimi o kadar artar.

Ülkemizde organik mum olmadığı için ithal edilmesi gerektiği ve bunun maliyetleri epeyce arttırdığı için yapılamadığı ve bu nedenle de ülkemiz ballarının %99 unda naftalin, parafin ve antibiyotik ilaçlar bulunduğu söylenmekte. Bu doğru mu?

Temel petek olmadan arının tüm çerçeveyi kendi kendine mumlar buna bal mumu denir. Bir çerçeve bal mumu örmesi için 1 kg civarında bal tüketir. Bu işlemi hızlandırmak için “temel petek” kullanılır.  Dünyada balmumun sahtesi yoktur. Sadece kirletilmiş (parafin, naftalin ve diğer kimyasallara maruz kalmış) balmumu vardır.

Çiğ bal nedir ? Satıyor musunuz ? Çiğ bal ve pastörize ya da ısıl işlemden geçmiş bal arasındaki farklar neler?

Kovandan en az işlem ile kavanoza giren baldır. Kovandan çıkan petek süzme makinesine girer makineden süzülüp tenekeye girer. Tüccar onlarca arıcıdan aldığı balı bir kazana koyar ve ısıl işlemden geçirerek istediği kıvama getirir ve “x marka” ile reyonları doldurur. Evet sattığım bal  sizin tabirle çiğ bal ,bizim deyimle sıcak bal. Yani kovandan kavanoza en işlem görmemiş hali ile.

 TR’de bal üretiminde herhangi bir denetim var mı?

IMG-20150109-WA0002-2Dükkanlarda satılan balların etiketli olması yönünde bir denetim var aslında ama etiket alabilmek o kadar da zor değil. Sözde bugün pazarda satılan sebze meyvede de denetim var var ama … İlaç ne zaman atılmış? Kalıntı var mı? Bu sorular hep cevapsız.

Ve son olarak neden yerel bal tüketmeliyiz ? Faydaları nelerdir ?

Size en yakın bal, bölgenize has bitkilerden oluştuğu için daha güvenilirdir. Bal aldığınız arıcı ile sohbet etme imkanınız varsa en iyi bal o baldır.

Bir bal arısının ömrü boyunca yaptığı tüm bal miktarının 1 çay kaşığı kadar olduğunu okuduğumu hatırlıyorum. Bunu düşününce doğanın kendisine sunduğundan sürekli daha fazlasını hayal edenleri anlamak mümkün değil . Bütün bu kaygılarımızın gideribilmesinin tek yolunun , üretici ve tüketicinin direkt bir ilişki içinde olmasında ve gıda topluluklarının oluşturulmasında yattığını düşünüyorum. Bu nedenle tüketiciye bir mesajınız var mı ?

Arıcı geleneğinden gelen 4. Kuşak bir arıcı olarak benim görevim, dürüst bir şekilde sağlıklı ürünler üretmek ve insanlara ulaştırıp anlaşılmak istiyorum.  Balımı alan kişi merak etsin, “bu bal ne zaman hasat edildi, içinde hangi çiçekler var” diye sorular sorsun. Sadece bal için değil, tüketilen diğer şeyler için de aynı hassasiyeti  göstermeliyiz . Etrafın kirliliği her geçen gün artmakta, tüketicinin işi iyice zorlaşıyor,  kahvaltı yapmadan işine giden insanların olduğu bir yerde balı konuşuyoruz. İnsanların, yediği şeylere biraz daha dikkat ettiği zaman bir şeyler değişebilir.

Bu bilgilendirici röportaj için çok teşekkür ederiz.

Yorumlar