Yazarken üşengecim aslında, bu benim özet geçiyor halim!?
Konuşurken nefes almayı unuttuğuma dair söylentiler var🙈🙈🙈
Dünya gaz ve toz bulutuydu diyerek anlatmaya başladığım rivayet olunuyor. 🙄
Ne yapayım, başka nasıl anlatayım?…O gün öyle yaptım ama bil bakalım neden öyle yaptım!?

Kızları büyütürken, herkes nasıl yapıyorsa ben de öyle yapayım mottom elimde patladıktan sonra, kara koyun olmayı kabullenmemle dünyamız değişti.

Ve farkına bile varmadan eczaneye uğramadığımız bir yılı deviriverdik.

En son çocuk doktorumuz “yoksa doktor mu değiştirdiniz” diyerek bizi aradığında fena halde nazara gelmiş olmalıyız ki minik Elf Hanım ile ambulansın içinde şehirler arası yolculuk yapıyorduk ve şükür senelik doktor gezmesi kotamızı aralık ayı itibarıyla tek seferde doldurduk!!!

İki sene önceki kendime baktığımda yaptıklarıma inanamıyorum, evet o yollardan geçtim ben ama bilin bakalım neden geçtim?

-Bende “koskoca doktor” sendromu var efem!
Hatta bu problem genetik, ailecek bu hastalıktan müzdaribiz.

Yahu koskoca doktor senelerini vermiş, ondan iyi mi bileceğiz?

Otizm tedavi edilir miymiş, hepsi şarlatan bizden para kapmak için şeyyapıyor. 🙄
Halbuki ritalini 3,5 yaşında evlada dayayan nörolog Hipokrat’ın Kaynı!
Hem zaten bizim çocuğumuz hasta!
Doktor hanım/bey atışını yapar (öhöm!), metodolojiyi belirler, tutmadı mı? “-Durumu ağırmış meğerse!?” diyerek en bilimsel yorumunu katıverir de bakakalırız.

-Başka tedavi yöntemlerini (örneğimiz homeopati olsun mu?) de bilen bir doktorun karşısındayken bile sizin önceliğiniz talep etmek, hatta bir miktar yalvarmak, en azından konuya hakimmiş gibi yapmak olmalı, yoksa basar antibiyotiği ya da Allah’a emanet eder sağlığınızı, o da olmadı öldürmez süründürür tarzda bir 3. dünya ülkesi vitamin takviyesini kakalar ve eve yollar sizi! Reçetesini mi yoracak! Çocuğu bozmuşsun artık sana ne dese hakkı var.

-Bir şekilde ağır aksak bile çalışmayan, toksik yükü tavana değen minik bedenin burnu enflamasyondan arınmayacak ve yeri gelecek DAN doktoru bile “-Gerekiyorsa antibiyotik kullanacaksın canım.” diyerek kendiyle çelişecek…Ve ne hikmetse bir süre sonra o antibiyotik ve yanına ekleştirilenler sürekli gerekecek.

-Kısır döngü; canım o aldığın antibiyotik cola kadar yararlı, en fazla iki hafta iyi hissedeceksin kendini biliyorsun değil mi? Bağırsak florası hasarlıysa ilk önce kandida coşacak!

-Enflamasyon’dan kıvranan minik doğru düzgün iki kelimeyi biraraya getiremezken sözkonusu ağrıları olunca, saniyede 130 kere hangi yanının, nasıl da ağrıdığını anlatıp duracak sana, çaresizlikten yüreğin yara bere içinde kalacak.

-Zaten yorulmuş minik bedeninde habire olmadık sorunlar çıkacak.

Ve nihayetinde modern tıp çamurunun içine dizlerine kadar gömülmüşken sonunda elindeki hiçbirşey (?) ile antibiyotik kullanmamaya niyet edeceksin.

Bunun üzerine evren sihirli dokunuşunu yapacak ve yepyeni bir dünyanın kapısı ardına kadar açılacak. Adım adım bu yeni dünyayı keşfe çıkacaksın, gümüş suyu ile milimetrelik denemeler, annelik içgüdüsü, üzerine yabancı blog tavafları ve sıradışı dostların yardımıyla yaşadığın memlekette bile ne hazineler keşfedeceksin.

Kadim bilgiler, eskiler bilirmişler, doğal çözümler derken. Evinde tendürler, ekstratlar, doğal yağlar, mineraller ve minik homeopatik kitler kol gezmeye başlayacak.

Minik vitamingiller ufak tefek hastalıklarında soluğu yanında alıp, muzip bir gülümseme ile sen ayarlarsın birşeyler diyecek!

Sonra bir bakmışsın 1,5 sene önce her hafta uğramazsan işinin rast gitmeyeceği eczaneye uğramaz olmuşsun?

L.A

Yorumlar